19 Ekim 2018 Cuma

Paros Adası'nda Taverna Sofrası ve Fiyatlar (Prodromos Köyü)

Melerence'nin Instagram sayfasını (melerence) takip edenlerin bildiği üzere, Yunanistan'ın pek bilinmeyen ama -iyi veya kötü- git gide tanınan, Kiklad Adaları'nın masmavi adası Paros'tan henüz döndüm. Dolayısıyla bir an önce sizlerle daha çok şey paylaşmak, buraları mavinin tonlarına boğmak istiyorum.

Yazılar kekik kokulu, iştahlı gitsin diye ilk posta Paros'un Prodromos Köyü'ndeki "O Tsitsanis" tavernası ile başlamak istiyorum. İsmi "Çiçanis" okunur zira Yunanca'da "ç" yoktur ve t ile s harflerinin birleşimiyle peltek bir ç sesi elde edilir. Aynı zamanda Rembetika müziğinin devlerinden biridir Tsitsanis.

5 Ekim 2018 Cuma

Ekim Ayında, Ege Kıyılarında


Bu yıl tatil de, deniz de Ekim'e kaldı.
Benim ayıma, doğduğum aya...
Paros haritalarda var ama, Antiparos Adası neredeyse görünmeyecek kadar ufak, hemen Paros'un yanında. 

Koca bir maviliğin ortasında, Ekim ayında tertemiz bir Ege kıyısına vurdum böylece. 
Soros Plajı'nda üç beş kişi, bir de Melerence.
Kilometrelerce de yüzsem denizin dibini görecektim sanki.
Not olsun; 2018 Ekim'de mis gibi bir denize girdim Antiparos'ta.
Kendimi 'kârda' hissettim, kıştan gün çalar gibi. 
 Dertleştim durdum, ben seni bıraksam da sen beni bırakma dedim, Ege, çağır beni yine. 
Söz, geleceğim.

Ekim, 2018
 

12 Eylül 2018 Çarşamba

Domuz Eti Marinesi

Malum sebeplerle domuz etiyle, hatta domuzun kendisiyle dahi mesafeli bir toplum olarak, gastronomik manada da bilgi bulmak çok mümkün olmuyor. Bu nedenle domuz eti marinasyonundan kısaca bahsetmek istiyorum bugün. 

Bu arada kimsenin işi değil; ama meraklı tazeleri rahatlatmak için yazayım: Ben ete benzeyen et yemiyorum. :)


Öncelikle domuz eti taze yeşillikleri sever; buradaki gibi biberiye veya taze kekik, fesleğen, adaçayı ve hatta nane eklenebilir. Burada dikkat edilmesi gereken tek bir aroma seçerek baş aktör olmasına müsaade etmek.

Ardından muhakkak bol zeytinyağı, doğranmış veya rendelenmiş soğan ya da soğan yerine beyaz şarap veya limon kullanılabilir.

Klasik görüntüde hep bir soğan ve yeşillik olur diyebiliriz. Minimum 2 saat civarı buzdolabında bekledikten sonra farklı şekillerde pişirilebilir.


Bu da böyle bir cep bilgisi olsun.

*


11 Eylül 2018 Salı

Aromasıyla Baş Döndüren... "Adaçaylı Şehriye"

Bir Melerence tarifi ile karşınızdayım. Sevdiğim şeyleri birleştirip, birbirine uydurup "klinnnk" sesini yakalamaya bayılıyorum. Bu tat da "İşte bu be!" dedirten tariflerimden. Naçizane; aromatik, Ege kokulu, adaçaylı şehriye pilavı.


Malzemeler
Bir tutam taze adaçayı
Bir kupa şehriye
Sıcak su
Top karabiber 
(varsa 4 mevsim denen renklilerden)
Zeytinyağı, tuz 

Üüff çok heyecanlandım şimdi. Üç dört yaprak adaçayını zeytinyağının içine atıyoruz önce. Bir iki cızırdatıp yağa iyice aromasını bıraktıracağız, bu adım çok önemli. Bir o kadar da mis kokulu.

9 Eylül 2018 Pazar

Buharda Pişmiş Sebze Salatası

Yetişin dostlar, buharda pişirme aparatının eline düştüm. Günlerdir ne bulsam açıyorum altını su kaynasın, üstte sebzeler mis gibi birkaç dakikaya pişsin. Suda haşlamaya göre tüm renginin, vitamininin içinde kaldığını düşünmek bile beni mutlu ediyor.

Geçenlerde brüksel lahanası, havuç ve kabaktan oluşan bir ılık salata yaptım yine bu şekilde.

31 Ağustos 2018 Cuma

Şemsa Denizsel'in Çok Acayip Mantarlı Salatası

Mutfak mottomu daha önce yazmıştım: Alışılmış malzemelerle alışmadık tatlar hazırlamaya bayılıyorum. Heh, bu da onlardan biri işte. Çok aromatik, çok leziz; ilk çatalı ağzınıza götürür götürmez gözlerinizi açıp "Bu ne yaa?" diyeceğiniz bir lezzet. Şemsa Denizsel'in mantarlı ılık salatası, mezesi. Gelin mis kokulu fotoğraflar eşliğinde hemen başlayalım! Bu tarif benim mutfakta çok sevdiğim anları, kokuları, renkleri içeriyor zira.

Malzemeler

Mantar  
(ayrıca istiridye mantarı da var tarifte ama bizim markette biteceği tutmuş, sadece klasik kestane mantarı kullandım)
Sarımsak
Kırmızı soğan
Patates
Bayatça bir parça ekmek
Taze kekik & mercanköşk 
(ben sadece taze kekik kullandım)
Zeytinyağı
Limon
Tuz, karabiber, pulbiber 

Mantarları yıkadık güzelce, gelişi güzel çok iri olmayacak parçalara keseceğiz önce.

Taze Fesleğenli Köfte

Taze fesleğen yapraklarıyla, mis gibi kokan bir köfte yaptım geçenlerde. En sevdiklerimden, Melerence spesiyallerinden. :) Yumurtasız, ekmek kırıntısız... Başka aromalara çok boğmadan, fesleğenin başrol oynadığı bir tarif. Böyle yeşillikler, otlar, baharatlar, aromalar kullanmaya bayılıyorum. O yüzden bu en sevdiğim köfte tariflerinden biri. Haydi başlayalım...

 Malzemeler

26 Ağustos 2018 Pazar

Hollanda Günlükleri - 18

18. Hollanda günlüğünden herkese merhaba...

Havaların yavaş yavaş sonbahara döndüğü Ağustos ayının bu son günlerinde, yakıcı bir yaz mevsimini geride bıraktık ve derhal kışa doğru uçuşa geçmek, mumlarımızı yakmak, kar yağarken salon perdelerini açmak istiyoruz. Not olsun, iyilik güzellik olsun diye yeni günlüğe başlayalım.

Bağzı dağınık kahvaltılar diyorum... Kahvaltı olayına çok aşığım. Lakin bir de mis gibi kokan güzel domateslerimiz olsa? Sanırım bu yüzden Türkiye ve Yunanistan'a gidince en çok sevdiğim şeylerden biri pazara gitmek.

20 Ağustos 2018 Pazartesi

Minimalizm Günlüğü || "Ben Aslında Kimim?"

Öğrencilik dönemimde hiçbir zaman "çok derli toplu" bir insan olmadım. Aslında tertemiz, "temiz kokan" ev bana büyük keyif verirdi hep, ama erteleme ve keyif yapma özelliklerim bunun önüne geçerdi. Dekorasyon merakım olsa da, moda takip etmek gibi huylarım hiç olmadı. Marka takıntım da yoktu hiç, hatta pahalı şeyler almak yerine - daha ucuz ve daha çok çeşitli şeylere sahip olmak akıllıca gelirdi. 

İstanbul'dan Hollanda'ya taşınırken maaşımın yarısını büyük - taşınmamda kullacağım valizlere harcadım ve tam 8 büyük boy valizle gittim. Şu an bunu böyle yazınca tüylerim ürperiyor ama o zaman "Ya her şeyimi götüremezsem??" telaşı sarmıştı beni. O valizlerin bir kısmı aşağıda, dolap kenarında böyle bekliyor:



18 Ağustos 2018 Cumartesi

Greek Salad, Souvlaki, Bol Kekik, Mythos Bira...

Ne başlık ama değil mi? 

Geçenlerde bir "Greek masa" kurduk; daha doğrusu Greek kişisi kurdu, ben yedim. :p Lezzeti taşan fotoğraflar çıkınca ortaya, sizlerle de paylaşmak istedim. Son zamanlarda yemek yapmaktan ve fotoğraflamaktan öyle zevk alıyorum ki, sanki ileride işim haline de gelecek gibi hissediyorum. Zira o "işini sevmek" hissi böyle bir şey sanırım. Başım dönüyor mutluluktan, "tarif toplayıcısı" diye bir şey varsa ondan olayım ben. Neyse, şimdi sakinleşip fotoğrafların hikayesine dönelim...

 Öncelikle dünyanın en mantıklı icatlarından biri, tek seferlik mangal.


17 Ağustos 2018 Cuma

Efsane Bir Yunan Mezesi: "Fırında Zeytin"

Zeytinin ağaçtaki halini de, sofradaki halini de çok severim. Ağacını severim, rengini, motifini; zeytinle ilgili her şey beni çok mutlu eder yani... Bu mezenin de yeri bir başka bende o yüzden; çok leziz, görüntüsü de tadı da bir başka. Alışılmamış ama damak tadımıza çok uygun. Yunan mutfağından "psites elies" tarifi bahsettiğim.

Klasik Yunan zeytinlerinden kalamata ve biraz da yeşil zeytinim var. Onları bir fırın kabına alarak başlıyorum işe.

8 Ağustos 2018 Çarşamba

Doğaya Bak - 1: Anne Sütü Bebeklere, İnek Sütü İneklere

Yeni bir serinin ilk yazısını okuyorsunuz sayın okur. Sık sık yaptığım "doğaya sorma" eylemi karşısında öyle güzel cevaplar aldım ki hep, yazıya dökmek ve sizlerle paylaşmak istiyorum her bir tecrübemi artık.

İnsan, yani homo sapiens, bilimsel olarak hayvanlar alemine (animalia) ait bir tür. Akıl erdirmenin çok zor olduğu, uzun uzun sonu bol sıfırlı yıllar sonucunda bugünkü haline gelmiş, memeliler sınıfına ait bir tür... Öyle bir tür ki, yarattığı sosyal hayat ve çoğu zaman temel doğasına aykırı birçok yapı ile iç içe geçmiş, "aslında" ne olduğu tarihin tozlu sayfalarında kalmış. Oysa doğanın, vahşi ve en ilkel manada, doğanın bir parçasından fazlası değiliz.

Bu nedenle bazı soruları doğaya sormak, doğaya bakmak, neredeyse her zaman doğru cevabı bulmanızı sağlıyor. Lakin egonuzu kapının dışında bırakmanız şartıyla... İşte öyle çok örnek var ki aklımda bu konuda, bunları yazmak istiyorum. Belki bir nebze olsun "olduğumuzu sandığımız şeyden" uzaklaşır ve özümüzü tekrar hatırlarız.

Bunlardan ilki süt; inek sütü.

7 Ağustos 2018 Salı

Yunan Mezeleri: Kolokithakia Vrasta Tarifi

Pek alışık değilizdir kabağı haşlanmış olarak masalarımızda görmeye. Bugün size alternatif bir lezzetten bahsedeceğim o yüzden, kabağı haşlama olarak da çok seveceksiniz. Yazının en altında yapılışını görebileceğiniz bir video da var.

Lokal bir Yunan mezesi olan "koloktihakia vrasta", kabak haşlama anlamına geliyor. Yapımı basit fakat birkaç püf noktası var.

Mümkün olduğunca taze olmalı kabaklar. Hatta bulabilirseniz çiçeği burnunda bebek kabaklar şahane olur, ne kadar tazecik ve ufak o kadar iyi bu tarif için.

Kabağı bir bıçakla kazıyarak soyuyor ve çok zarar vermiyoruz üst kısma. Bıçakla keserek veya salatalık soyacağıyla soymasanız iyi olur o yüzden. Uç kısımlarını da kesmiyoruz ki kabağın içine su dolmasın, sararıp pörsümesin. 

Hollanda: Deventer Kitap Fuarı & Aldığım Kitaplar

Geçtiğimiz Pazar, uzun zamandır geçirdiğim en güzel günlerden biriydi. Hollanda'nın içerisinde Türk Konsolosluğu da bulunan, tarihi Deventer şehrinde çok büyük bir kitap fuarı vardı; hava çok güzeldi ve ağaçları hışırdatacak kadar esiyordu hava. Günlerdir çok sıcak olan hava bunaltmayacak kadar güzeldi yani; şehrin kenarındaki Ijsel nehrinden doğru yürüdük de yürüdük.


5 Ağustos 2018 Pazar

Hollanda: Pazarda Sebze, Meyve... Rengarenk Bir Gezinti

Sanırım bu yıl Hollanda'nın en sıcak yazı yaşanıyor. Adeta Mayıs başından beri hava Türkiye yazları gibi, yanıyoruz! Aslında Hollanda güneşli olunca bir cennete dönüyor ama o deli sıcak gelince tavşan gibi kalıveriyorsunuz bir köşede. İşte, dün o sıcağın yanına hafif de bir esinti olunca, şehir merkezimizdeki pazara gideyim dedim. Rengarenk, mutlu fotoğraflar çekince de sizinle paylaşmak istedim.

Meşhur Hollanda dondurmacısı Talamini'ye uğradım, benzini aldım, sonra başladım gezinmeye. :) Bu iki top kocaman dondurma 2.40 Euro bu arada, fiyat merak edenlere.

29 Temmuz 2018 Pazar

Zeytinyağı ile Bol Kekik: Fırında Tatlı Patates

Önemli bir A vitamini kaynağı olan, doğanın özel bir lezzet, farklı bir tat: Tatlı patates.

Çok sevdiğim bir pişirme şekli olarak, bol baharatlı, fırında yaptım bu temel tarifi. Yanına bir de pek sevdiğim fırında kızaracak havuç. Bir yemek hikayesine daha başlayalım mı beraber?

27 Temmuz 2018 Cuma

"Boşvermenin" Yükü

İkaria, Yunanistan'ın binlerce adasından biri. Ama çok daha özel bir ada; dünyanın en uzun yaşayan insanlarının çoğu İkarialı, dünyanın birkaç sayılı yerinden biri uzun yaşam konusunda. Aynı zamanda adada birçok şifalı su da mevcut.

Geçenlerde Yunan bir programcı İkaria'ya gitmiş, kayık içinde sohbet ettiği balıkçıya soruyor:

"Bu kadar uzun yaşamanız adadaki şifaları sulara mı dayanıyor?"

Balıkçı geniş geniş gülen ağzını yayarak "Yook!" yapıyor başıyla. Sunucu bu cevabı hiç beklemediği için şaşkın, hemen soruyor: "Nedir peki uzun yaşamınızın sebebi?"

22 Temmuz 2018 Pazar

Bol Yeşillikli, Domatesli Pilav Mutluluğu

Evet, bu basit bir "tarif" değil. Bu insanın karnından çok ruhunu doyuran, çok acayip bir şey!

Domatesli pilavın güzelliği bir yana, bir de elinizde olan tüm yeşillikleri ince ince kıyıp eklediğinizi, o pilavın mis gibi Ege koktuğunu düşünün. İşte bu tam da o. 

Bugün size önceleri bildiğim tarifleri harmanlayıp, Melerence en güzel domatesli pilavın tarifi vermek, sizi de bu leziz mutluluğa davet etmek istiyorum. Hem kolay, ılıkça yenen, hem de tazecik tadıyla çok güzel bir mutfak armağanı.

17 Temmuz 2018 Salı

Sadece 2 Malzemeyle Yapılan Nefis "Tirokroketes"

Yine kendi kendime çok heyecanlanarak yazacağım bir tarifle geldim. :)

Efendim, vakti zamanında Sakız Adası'nın Karfas bölgesinde yediğim ve aşık olduğum tirokroketes veya diğer adıyla tirokeftedes, Yunanistan'a gidince muhakkak masaya istediğim, favori mezelerimden biri. Eh, hem yapımı böyle kolay, hem de lezzeti gerçek anlamda baş döndüren bir şey olunca, hemen yapıp yazmak istedim.

Dışı çıtır çıtır, içi sıcacık peynirli tirokroketes; tarife uyarsanız tavernalarda yiyeceğiniz lezzette olacağına benden garanti.


Üstelik bu tarif ünlü bir Yunan şefe ait ve sadece 2 malzemeye ihtiyacınız var: kaşar peynir yapısında 100 gram peynir ve bir yumurtanın beyazı. Miktarı katlayarak arttırabilirsiniz elbette. 

100 gram peynir (kaşar, eski kaşar, cheddar, gouda...) rendelenir ve içerisini bir yumurtanın beyazı eklenerek eze eze elle yoğurulur. Ardından kurabiye yapar gibi ufak toplar hazırlanır ve kızgın, derin ayçiçek yağında altın rengi alana dek kızartılır. İşte hepsi bu kadar; peynir sevenlerin bayılacağı, sevmeyenlere de peyniri sevdirecek bir tarif.


 *

14 Temmuz 2018 Cumartesi

Sofia Mama'dan Yunan Usulü Fırında Biber Dolması

Merhaba sayın okur,

Youtube'daki, yine "Melerence" isimli ufak kanalıma Yunan usulü biber dolması tarifi videosu ekledim. Oraya ekleyip buraya yazmamak olmazdı; üstelik bu tarif Sofia Mama'nın ellerinden. Seslendirmesi ve yazması ise benden, haydi başlayalım...


Öncelikle Yunanların dolması %95 oranla fırında yapılır ve klasik bir görüntü olarak bu üstü hafif yanık resim vardır hep. Etli veya etsiz olabilir; etsiz ise "yalanci" dolma derler, yani hakikatn Türkçe "yalanci" kelimesini kullanırlar tabir ederken. :) Dolayısıyla bu da bol yeşillikli, "yalanci" biber dolma...
 

27 Haziran 2018 Çarşamba

Turunç Kokulu Sevilla Günlüğü

Hem ufak Flamenko geçmişim, hem İspanya'ya daha önce gitmemiş olmam, hem de içimdeki Hollanda'ya bir mola vererek Akdeniz semalarında nefes alma arzusu yolumuzu Sevilla'ya çevirdi. Burası büyülü Endülüs'ün, turunç kokan başkenti... Son zamanlarda görüp favori şehirlerim arasına giren nadir yerlerden.

Bol bol lokal tavsiyeler peşinde koştuğumuz, mis kokulu, evde hissettiğim, dört bir yandan flamenko ezgileriyle sarılı bu ferah şehirdeki günlerimiz için fotoğraflı bir günlük hazırladım; öğrendiklerimi, karşılaştıklarımı, tavsiyelerimi yazdım. Haydi şöyle bir uzanalım Akdeniz içlerine doğru... 

Sevilla'ya Hollanda'nın Eindhoven kentindeki havalimanından uçacağız. Sıcacık bir kahve, alınacak birkaç not ve adeta bir 'eve dönüş huzuru' ile başlıyor gün.


26 Haziran 2018 Salı

Karanlık Çöktüyse İçine, Bir Diyeceğim Var.

Çoğu zaman geçtiğimiz zor dönemler veya yaşadığımız bir anlık şeyler yüzünden, dünyayı olduğundan çok daha karanlık görüveririz. Bilir misin o hissi? Daha dün "Olur, mis gibi de olur!" dediğimiz şey, imkansız görünür aniden.

Hayaller gerçekleşemez, sabah olmaz, aydınlık artık hiç gelmez sanar ruhumuz. İşte böylesi anlar için hatırlamanı istediğim bir şey var arkadaşım...


Bunlar benim domatesler. :) 

Ufacık bir bahçem var, orada kendi kendilerine büyüyüp, aniden serpildiler. Bak, yaprakların altlarında kalanlar dahi güneşten nasibini alıp kızarmaya koyulmuş; bilsen yapraklar nasıl mis kokuyor... Bazen aklının içinde her yer karanlık olduğunda, benim domatesleri hatırla.

Her yerin aniden kapkara kesilmesi, güneşin yok olduğu anlamına gelmiyor arkadaş. 

Güneş hala eski yerinde, başkalarını, dünyayı, domatesleri ısıtmaya devam ediyor. Sadece senin şu anda ayaklarınla bastığın yere bir bulut isabet edivermiş... O karanlık ondan. O sabahlar yine olacak, o güneşler yine doğacak, o hayaller sen çabaladıkça yine kendilerine bir yol bulup gerçek olacak. İhtimaller, tüm ışıltı ve heyecanlarıyla evrende uçuşmaya devam ediyor!
Güneş ise hala orada, onu en son bıraktığın yerde. Aradan çekilince bulutlar, göreceksin o zaman... Kimi zaman yaşamdaki aynı şeyleri, umutlu veya umutsuz olarak değerlendirmemizin sebebi bu bulutlardan fazlası değil. 

Ondandır dedikleri,
"Düşündüğün her şeye inanma."

Unutma; güneş hala orada, hayat sokakta, dışarıda, hareket ettir ayaklarını ha gayret, adım at, çıkıver o bulutun altından... Sonrası yine güllük, yine gülistanlık. Unutma, en karanlık hissettiğinde anda dahi, güneş hep oracıkta! Yaşamdan söz sana. :) 

*


18 Haziran 2018 Pazartesi

Selanik'te Lokal Mekan, Leziz Souvlaki: Nterlikatesen

Melerence'niiin iyi yemek, lokal mekan seven değerli yolcularıı!

Selanik'e yolu düşecek olanlara, ne zamandır yazmak istediğim bir mekan önereceğim hazırsanız. :) 

Nterlikatesen (derlikatesen okunuyor), Selanik'in meşhur caddesi Tsimiski (çimiski okunur) civarında olan, ufacık, turist görmenin çok zor olduğu, şahane şiş souvlaki'ler yapan bir mekan. Tam böyle buralı insanların çat bam gidip karnını doyurduktan sonra, akşamlarına devam etmek üzere şehre karıştığı bir yer diyeyim siz anlayın.

17 Haziran 2018 Pazar

Hollanda Günlükleri - 17

Bloğu, yazmayı o kadaaar çok özledim ki! Ama hakikaten elimde değildi, mümkün olduğunca sık yazmaya gayret edeceğim bugünden sonra. Zira içim dolu dolu. :)

Yeni bir Hollanda günlüğü yapalım, olanı olmayanı bir toparlayalım. Aldığım mail ve mesajlardan anlıyorum ki bu serinin seveni çok; bana da devam etmek için güç ve ilham oluyor bu durum elbet. Haydi başlayalım, ne var ne yok bu aralar...

 Hollanda herhalde son yılların en sıcak bahar aylarını yaşadı bu sene. Hele Mayıs; yazdan beterdi! Arada nispeten soğukça veya yağmurlu günler de vardı ama çoğu zaman 26 - 30 dereceler arasındaydı ki, hissedilen çok daha fazla oluyor bu iklimde. Derken efendim, her fırsatta piknikçiliğe devam ettik.

20 Nisan 2018 Cuma

Santorini'nin Meşhur Domates Köftesi

Merhabalar,

Uzun zamandır şöyle sohbetli bir mutfak hikayesi yazmamıştım; bugün yaz kokan bir tarif paylaşarak arayı daha fazla açmayalım istedim.

Efendim, Santorini meşhur, Yunanistan'ın en ünlü adalarından biri. Lakin unutmamak lazım ki, aynı zamanda gayet lokal köyleri olan, bu kadar turistik olmaktan önce köy kimliği olan da bir yer aynı zamanda. Bu tarz yerlerin de çoğu zaman değerli mutfak kültürleri, tarifleri bulunur malum.

İşte onlardan en meşhuru belki: Santorini'nin domates köfteleri domatokeftedes (ντοματοκεφτέδες). Ada'nın domatesleri tüm Yunanistan'da pek ünlü; ama asıl olay fakirlik döneminde et bulmak zor olunca bu tarifin türetilmiş olması aslında. Ayrıca dinlediğim yaşlı bir hanım, sıcak yenmek zorunda olmayan - akmayan, kuru bir yemek olduğu için, önceleri tarlaya çalışmaya gidenlerin yanlarına aldığı bir yemek/meze olduğunu belirtiyordu. Birçok Ege tarifi gibi bu da mis gibi kokan otlara ev sahipliği yapıyor üstelik... Yazının sonuna bir de tarif videosu ekliyorum bu arada. Haydi başlayalım hikayemize...

4 orta boy domates ile 1 soğanı incecik kıyarak başladım işe. Üzerine 2 kibrit kutusu kadar feta (veya ufalanan herhangi bir beyaz peynir), ince kıyılmış bir tutam taze nane, varsa taze fesleğen, kuru kekik, tuz ve karabiber. Şöyle kaşıkla eze eze güzelce karıştırdım harcımızın bu kısmını; kokulara dikkat kesilmeyi unutmayın burada, zira misler gibi kokuyor...

18 Nisan 2018 Çarşamba

Hollanda'dan Aile-Arkadaş Ziyareti İçin Davetiye Gönderme

Hazır kısa süre önce tecrübe ettiğim bir olayken, işine yarayanlar olabilir diye mutlaka yazmak istedim.

Hollanda'da yaşayıp çalışan biri olarak, aile veya arkadaşlarınıza vize işlemleri için davetiye gönderebiliyorsunuz. Bu, onlara "sponsor olduğunuz" anlamına geliyor.  

Her belediyede ufak farklılıklar olabilir; fakat şöyle bir toparlarsak yapacağınız işlem oldukça kolay aslında.

Hollanda'da yaşayan - sponsor olacak aylık en az brüt € 1.578,00 kazanmalı ve maaş bordroları ile bunu göstermeli. Dilerseniz adım adım yazalım:

1. Buraya tıklayarak ulaşabileceğiniz formu doldurmanız gerekiyor. Bu formun ıslak imzalı orijinalini Türkiye'deki yakınınıza göndereceksiniz; express kargolar 30-40 EUR arası bir bedelle ertesi gün belgeleri İstanbul'a ulaştırıyor. (Ayrıca davetiye göndereceğiniz her bir kişiye ayrı form doldurmalısınız.)

Aşağıya görselini eklediğim, sizin, sponsor olduğunuz kişinin vs. bilgilerini yazdığınız 4 sayfalık ama kolayca doldurulan bir form. 

15 Nisan 2018 Pazar

Toprak... Bahçe 2018

Hollanda usulü sıcaklar yavaş yavaş başlamışken, bahçe toprağını temizledik geçenlerde. Ne büyük özlemdi içimdeki toprak özlemi; alanımız çok büyük olmasa da verdiği huzur ziyadesiyle büyük oluyor. Geçen sene şurada yazıvermiştim ilk mahsulü... Çok fazla "mahsullük" sebze ekmesek de, toprakta gözlerimin önünde büyüyüp yeşeren, açan herhangi bir bitki, bir can görmek anlatılmaz hisler bahşediyor her sene.


Bugün ise Hollanda'nın birçok şehrinde olan Intratuin'e gidip bahçe için birkaç çeşit fidan, ağaç, tohum alıverdik.


10 Nisan 2018 Salı

Zamanı Yavaş Geçirten Sızılar

Mutlaka yaşamışsınızdır; uzaktan tandığınız veya ünlü biri hayatını kaybeder, birkaç dakika veya birkaç gün aklınıza gelir ve sonra unutuverirsiniz. Sonra bir gün bir yerde muhabbeti açılır ve bir bakarsınız ki 3 yıl olmuş ölümünün üzerinden: "3 yıl mı! Daha dün gibi, zaman ne çabuk geçmiş!"

Bugün anneannemi kaybedişimin üzerinden 1 sene geçti. 1 sene ne ki? 

Altı üstü 12 ay, hayat telaşı falan derken 'kısa bir süre' sayılabilir 1 senecik. Ama bana sanki 3-4 yıl geçmiş gibi geliyor bugün...  Bu tecrübeyle anladım, zamanı yavaş geçirten sızılar varmış. Biz de döndük hayatımıza, alışmaya çalışıyoruz belki ama hiç de hızlı geçmedi. O kadar sık O'nu hatırlayıp konuşup düşündüm ki, sadece 1 yılcık geçmiş olması çok garip.

Senden sonra pek çok şey oldu Nermin Hanım, çoğu da sevineceğin şeyler. Ama ben bir biçimde bunları bildiğine inanıyorum. Hani bazen, "Bak eğer duyuyorsan, ki ben duyduğuna inanıyorum..." diye sesli sesli konuşuyoruz ya seninle, belki oradan, belki aşina olmadığım farklı bir sistem aracılığıyla bizden haberin var, biliyorum. Bazen Hollanda'da, evime, salonuma geldiğini, burada sohbet ettiğimizi düşünüp seni görür gibi oluyorum. 

En enteresan şeylerden biri de, bir insan sevdiği birini gerçekten iyi tanıyorsa kendini daha iyi teselli ediyor bence. Zira ne olsa - ne cevap vereceğini, nasıl bir bakış atacağını, hangi ses tonuyla konuşmaya gireceğini, fikrini zikrini biliyor. Sanki yanındaymış gibi hissediyor, o kalbimizde yaşıyor benim için böyle bir şey.

Biliyorsun az çok, sizin 20-30'lu yaşlarınıza, o dönemki dostluklarınıza, hatta fotoğraflarınıza, çok özeniyorum hep. Tam yaşamak isteyeceğim zamanlar, dinlemek isteyeceğim şarkıların yılları, dostlukları, hep birliktelikleri. O yüzden bugün hep eski şarkılar dinledim seni anarak; mutlu mutlu şarkılar hep.

Galiba her telefon konuşmasını "Yavrum size çok dua ediyorum, gece uyumadan sıradan başlıyorum." diye giden içlenmiş ses tonun ve meşhur cupcup'unun yokluğuna alışamıyorum. Sağlık sebebiyleydi ama yine de iyi ki dünyadaki son senelerini beraber yaşadık, senden aldığım şefkat çok hakikiydi hep. 

İyi ki varsın Nermin Hanım. 

Varsın. :)

Melis



22 Mart 2018 Perşembe

Midilli Adası: Ayaparaskevi Köyü, Mithimna'dan Petra'ya Geçiş ve Kalderimi'de Yemek

Selamlar canım okur!

Nasılsınız görüşmeyeli? Ben yine sizleri alıp Lesvos, yani Midilli Adası'na götürmeye geldim. 

Ayvalık'ın tam karşısında yer alan ve adeta bambaşka bir dünyaya adım atacağınız bu güzel adaya dair pek çok günlük yazdım (yazının en altına ekleyeceğim önceki linkleri). Şimdi ise adanın güneyinden yukarılara, kuzey tarafına çıkmak ve size masmavi kareler göstermek istiyorum. Elbette elden geldiğince bol lokal bilgi ve keşfettiğimiz ayrıntılar ile...

 Öncelikle bir bakalım neredeyiz, zira biliyorum ki ada gezisi öncesi rota ayarlamak çok önemli oluyor insan için. Önceki yazılardan da göreceğiniz gibi temelde adanın alt kısmındaki Plomari'den çıkıp mavi karedeki Ahladeri üzerinden daha çok bahsedeceğim Aya Paraskevi köyüne uğrayacağız. Ardından Stipsi'den doğru Mithymna'ya geçerek Petra'ya varacağız. Mor karedeki Tsonia (Çonya) ise adanın kuzey kısmındaki ünlü plajlardan. Haydi başlayalım!

Birkaç Not

Hoi,
Yağmurlu bir Hollanda sabahından günaydınlar...


Malum, Hollanda'ya bahardı yazdı, gelmesi biraz rötarlı. Normalde bisikleti arka kapıdan girip depoya koyuyorum ama dün çok üşenince pencerenin önüne bıraktım. Sabah bir baktım bugün de lotodan yağmurlu bir gün çıkmış. Az önce ona söyleniyordum tam, dedim hazır bloğu çok özlemişken geleyim de size söyleneyim. :) Efendim şöyle ki, Hollanda'nın havası zaten tutarsızlığı ile pek meşhur. Tamam, Şubat ortasından beri, özellikle Mart'tan itibaren doğada bariz bir hareketlenme var. Artık çoğu sabaha kuş cıvıltıları ile uyanıyoruz. Fakat resmen her gün farklı bir hava var. 

Geçen durup dururken bir kar atıştırdı, 2-3 gün sonra ince montla gezdik ilk kez sıcaktan, diğer sabah yağmurlu... Hani dedim hep yağmurlu ol olacaksan, ama istikrar ver bana bileyim kabulleneyim yani. :) Bugün de böyle şansımıza kısacası. O yüzden Hollanda'da havaya adapte olma kural 1: Soğan taktiğiyle giyinin ki havaya göre katları çıkarıp giymek mümkün olsun. Bakalım yarın nasıl olacak...

7 Mart 2018 Çarşamba

Hollanda'da Halk Pazarını Geziyoruz (Video)

Hoi hoi!

Birkaç gün önce yavaş yavaş ısındığım Youtube camiasına :p vlog benzeri bir video ekledim. Hollanda'da yaşadığımızın şehrin cuma ve cumartesi günleri kurulan halk pazarına gittik; hemen her şeyin fiyatına baktık, ne var ne yok alt üst ettik, bir de kızarmış muz yedik. :) Eğer kısa bir gezinti yapmak, buralarda ne var ne yok görmek isterseniz videoda aşağıda sayın okur:


Gerek Yunanistan, gerek Hollanda, veya hakkında iki kelam edebileceğimi sandığınız herhangi başka bir konu başlığı için bir video/çalışma görmek isterseniz yorumlarınızı beklerim. Sevgiler...

Melis

2 Mart 2018 Cuma

Bir Midilli Sabahı: Yunan Marketinden Türk Kahvaltısı :)

Merhabaaa!

Sizleri bugün şööyle bir alıp Lesvos, yani Midilli Adası'ndan, cırcır böceklerinin erken saatteki sıcakla deli gibi ötmeye koyulduğu bir sabaha götürmek istiyorum. Hem de en lokalinden birkaç Yunan ürünü görür, Yunan marketinden aldıklarımızla Türk işi bir kahvaltı hazırlarız beraber...


Başka yerleri bilmem; ama özellikle Yunanistan'da mümkünse otellerde kalmayın ve içerisinde ufak bir mutfağı da olan butik mekanları tercih edin derim (misal Plomari'deki favori yerimiz Elia Village). Çoğu zaman böyle yapmayı tercih ediyoruz ve bu sayede devamlı dışarıda yemektense, yerel halk gibi ufak market alışverişleri yaparak o tazecik sebzelerin, lokal peynirlerin zeytinlerin ve daha nicesinin tadına varabiliyoruz. Mesela başlar iken...

Fabrikadan çıkmış gibi hepsi birbirinin aynısı olmayan, irili ufaklı, mis kokulu Midilli domatesleri.


21 Şubat 2018 Çarşamba

Yunan Usulü Kabak ve Patlıcan Kızartma (Videolu Anlatım)

Kalispera!

Yunanistan'a yolu düşüp en az bir kere bu tadı tanımış herkes aynı şeyi söyler: "Biz de kabak, patlıcan kızartıyoruz ama ne yapıyor bu Yunanlar da böyle güzel oluyor?" İşte bu sorunun cevabını vermeye geldim eeey ahali :)

Arada yazıyorum şu an Yunan mutfağından tarifler paylaştığım bir Youtube kanalı açıverdim, yine Melerence isminde. Bir de bazı Türk yemeklerini de Yunanca olarak anlatıyorum, kültür elçisi tadında :p 

İşte sayın okurcuğum, geçenlerde hem bu tarifi yaptım, hem de sırlarını anlattım. Videoda o meşhur çıtırlığı yakalamak için 3 farklı yöntem görecek ve bir kolay sos tarifi bulacaksınız.





Bu arada, eğer Yunanistan'dan tadı damağınızda kalan bir yemek veya meze varsa da bana yazarsanız, en kısa zamanda onun için de bir video patlatmaktan çok mutlu olurum.

Not: Resmen birkaç gün sonra MART GELİYOOOR, smayl piliiz. :) 

Melo

19 Şubat 2018 Pazartesi

"Üşürsün de üşüdüğünü anlamazsın."

Anneannem çok iyi dikiş dikerdi. Etrafındaki hemen herkesin hayatına dokunmuştur bu yolla sanırım. 

Yaşı ilerledikten sonra öyle 'yeni projeler' yapmasa da, aile içinde ihtiyaç olan şeyleri falan dikmeye devam etti. Bunların en önemlilerinden biri de yelekleriydi. Bir sürü kendi dikimi yeleği vardı; en çok da siyah beyaz çizgili olanı giyerdi. Malum, bir yaştan sonra üşütmemek önemli bir gaye olmuştu onlar için. Özellikle dedemin kulak hassaslığı ve çok kolay hasta olması yüzünden (o öyle inanırdı en azından) evlerinde hep tatlı bir cereyanda kalma didişmesi olurdu. "Cereyan" kelimesini ağzından en çok duyduğum kişi dedemdir herhalde.

Hasta olmamaya çok dikkat ettiği için dedem, evde bir esinti olsa "yav bir yeri mi açtınız cereyan yapıyor, kızım cereyanda kalma, bak sen orada cereyanda kaldın" ve benzeri cümleleri sık sık kullanırdı.

Velhasıl, anneanneme geri dönersek, en has özelliklerinden biri sabah kalkar kalkmaz üzerine yeleklerinden birini giymesi ve gördüğü herkese de zorla giydirmesiydi. Gençliğini bilmem ama anneanneyken çok naif, tatlı bir kadındı. Hiç bağırırken ve hatta kızgınken dahi görmedim onu. Yine o yumuşak yolla "Kızım yeni kalktın bak üşütürsün, kapının arkasından yelek al giy." derdi. Kaç senelik evlerinde yatak odasının ikili koca kapısının ardına baktığımda bir yığın yelek görür, birini seçerdim öyle dediğinde.

Son zamanlarda farkediyorum da, insan büyürken farkında olmadan - desteklediğini veya hoşuna gittiğini bile bilmeden gördüğü bir sürü şeyi kişiliğine ekler, zamanı gelince ortaya çıkışlarını seyredermiş. Hatta kızdığını sandıklarını bile! Şimdi ben de yeni uyanmış kime yetişsem "yelek giy bak yeni kalktın, üşütürsün" diye müthiş kuvvetli bir inançla olaya dalıyorum. Malum uykudaki vücut ısısı ile kalkıp ayaklanıncaki farklı oluyor ve onu dengeliyoruz bilimsel açıklamasıyla. Yandaki fotoğrafta dahi üzerinde yeleği var yine. :) Ama bunu yazma sebebim, bu şekilde birini her uyarışımda anneannemi mutlu ediyorum, gururla gülümsetip sıkı bir aferin alıyorum gibi geliyor. 

Nisan ayında 1 sene olacak gideli. Hep çok severdim onu, birine anlatırken veya tanıştırırken tatlı bir gurur duyardım hep; ama ben bile farkında değildim hayatıma bu kadar çok dokunduğunun. 

Ha bu arada, "yelek giy" cümlesine ola ki arada biz gibi "Anneanne üşümüyorum ki" cevabı verirseniz, ona da daima söylediği, yine pek bilimsel ve bir o kadar da duygusal bir cevabı vardı:

"Yavrum üşürsün de üşüdüğünü anlamazsın. Sen giy."

*

11 Şubat 2018 Pazar

Amsterdam'ın En İyi Çorba & Salata Mekanı: Salad Box

Amsterdam'ın masalsı kanalları arasında gezinip şöyle güzelce bir acıktıktan sonra, hem damak tadınıza uygun hem de uçuk fiyatlı olmayan bir şeyler yemek lazım. Uzun zamandır Amsterdam mekanlarını deneye yanıla keşfetmetmeye devam ediyorum ve burası kesinlikle son zamanların en iyisi.

Şehrin merkezi bölgelerinden Herenstraat'ta bulunan Salad Box'tan bahsedeceğim bugün. Mutlaka not alınması gereken bir mekan zira.

5 Şubat 2018 Pazartesi

Yunan Mezeleri: Feta Peynirli Yeşil Biber (Γεμιστές Πιπεριές με Φέτα)

Bu defa çok az malzemeli ama leziiiz mi leziz bir Yunan mezesi ile geldim sayın okur. Bilhassa yaz aylarının en sevilenlerinden "yemistes piperies me feta" yapacağız. Malzemeleriniz büyük ihtimalle şu an buzdolabınızda zaten var; öyle kolay, hızlıca yapabileceğiniz, en Egelisinden bir meze bu. Bir de tarif videosu çektim sizin için yine; dilerseniz tam buraya tıklayarak onu da izleyebilirsiniz.

Malzemeler

Dilediğiniiz sayıda irice çarliston biber 
(kırmızı uzun biberlerle de deneyebilirsiniz) 
 Varsa feta, yoksa sertçe bir beyaz peynir
Bir tutam maydanoz  
Zeytinyağı


28 Ocak 2018 Pazar

Yunan Mutfağı: Ouzo ve Fetalı Karides Saganaki (Γαρίδες Σαγανάκι)

Kalispera,

Daha önce tam şurada belirttiğim gibi, Yunan Mutfağı'nda bol bol duyacağınız "saganaki" kelimesi aslında bir pişirme üslubu. Öncesinde feta peynirli saganaki yapmıştık; bu defa ise yaz aylarının vazgeçilmez mezesi, Yunanistan'ın en güzel lezzetlerinden "karides saganaki" yapacağız. Üstelik en altta Youtube'a eklediğim tarif videosunu da bulabilirsiniz.

Malzemeler
15 adet orta boy karides
1 büyük soğan
2 iri diş sarımsak
2 büyük domates
1 tatlı kaşığı domates salçası
Feta peyniri (veya sert bir beyaz peynir) 
Bir tutam maydanoz
Çeyrek su bardağı ouzo (isteğe bağlı)
Bir tutam taze kekik (yoksa kuru kekik de uygundur)
Tuz, karabiber, kırmızı biber
Zeytinyağı


24 Ocak 2018 Çarşamba

Ispanya, Sevilla'da Kahvaltı: La Cacharreria

Avrupa'yı düşündüğünüzde kahvaltı anlayışı bizlere göre -malum- biraz farklı olabiliyor. Bu nedenle bu ülkelerde bulduğum güzel kahvaltı mekanları, benim gibi bu konuyu önemseyen kimseler için altın değerinde. :) İşte Sevilla seyahatinden böyle bir mekan paylaşacağım sizlerle; o kadar sevdik ki Sevilla'ya yolu düşen herkesin en az bir sabahına burada başlamasını çok isterim. Zira burası not edilecek bir yer: La Cacharreria.

Öncelikle mekandan çıkınca, dikkat kesilirseniz göreceğiniz deli yağmur sebebiyle acele çekilmiş bu fotoğraf için kusura bakmayınız, biraz parlamış. Ama mekan dışarıdan böyle görünüyor. İçerisi baya ufak lakin sıcacık; biz 10-15 dakika bekledik içeride ama sonradan rahatladı masalar. İnanın değiyor. :)


İspanya'ya gelince çeşit çeşit salam diyebileceğimiz jamon (hamon okunur) tatmak mühim; burada da yiyebileceğiniz leziz tatlar arasında jamonlu veya nasıl isterseniz bagel ekmekleri, smoothieler, kahveler, tatlılar, salatalar, milkshakeler; cidden ne ararsanız var ve her şey çok taze.


22 Ocak 2018 Pazartesi

Hollanda Günlükleri - 16

2018'in ilk günlüğünden herkese selamlar,

Sanırım bu yıla şöyle bomba gibi bir giriş yapacağız; zira son zamanların en dolu dolu Hollanda günlüğünü okumaktasınız sayın seyirciler. :) 2017'nin sonlarından başlayıp, 2018'in ilk günlerine doğru bakalım neler olmuş, neler yapmışız, neleri not almışız...

Bir keşifle başlayalım. 
Jumbo ünlü Hollanda marketlerinden; paketin üzerinde "pirinç tatlısı" yazıyor, yani baya baya sütlaç bu şekerim diye denemek istedim. Hafif bir vanilya aroması alsam da gayet güzeldi.


21 Ocak 2018 Pazar

Ispanya - Sevilla'nın Lokal Gözdesi: Baratillo

Hola çocuklar!

Ülke/şehir sohbetlerimize mekanlar ile başlamak pek adetim olmasa da, bu defa bu konuda çok heyecanlı olduğum için, direkt böyle başlayalım istedim.

Flamenco ruhuyla dolup taşan, birçok kültürün harmanından doğan, çok zarif ve ferah bir şehir İspanya'nın Sevilla'sı.

İspanyolca'da iki "ll" harfi "y" olarak telaffuz edildiği için "Seviya" olarak okunuyor kelime; kendimi enteresan biçimde hiç ama hiç yabancı hissetmediğim bu şehrin sokaklarını adımlarken, elbette İspanyol meze kültürü olan "tapascı" mekanlar arıyordu gözüm. Ama malum bir takıntımız var ki, kesinlikle turistik bir mekan istemiyordum. 

Yani siz Sultanahmet'te gidip güya Türk yemeği tatmak istediğinizde alacağınız tat-fiyat-kalite dengesi neyse elbet buralarda da öyle. Bu nedenle sıkı bir araştırma yaptım ve size Sevilla'nın en lokal, en İspanyollar tarafından sevilen ve leziz tabaklar sunan mekanlarını toparladım.

 Bugün, bu mekanlardan ilki Baratillo olacak.

9 Ocak 2018 Salı

Hollanda'da Yaşarken Alıştığım 10 Yeni Şey

Hollanda'ya taşındığım ilk aylarda, önceki yaşamıma göre çok farklı şeyler görüyor, tecrübe ediyor, öğreniyordum. Aslında hala devam ediyor bu durum; lakin bu "garip şeylerin" çoğunu artık benimsedim diyebilirim. Misal bir Yunanistan'a gittiğinizde toplum, kültür, enerji ve sosyal yaşamda karşılaştıklarınız öyle benzerdir ki, yurt dışında olduğunuzu dahi unutabilirsiniz. Fakat Hollanda genel manada Türkiye'den çok farklı; yemekleriyle, insanıyla, kültürüyle, ve hatta insanların mimikleriyle, hemen her şey bambaşka ve kendinizi adeta başka bir gezegende buluyorsunuz uzun vadede. 

Eğer ülkeye kısa süreli, turist olarak vesaire geldiyseniz belki bu farklılıkları tam olarak göremeden, ülkenin sadece güzel yanlarına odaklanıp dönebilirsiniz. Ben de burada yaşamadan önce Erasmus için geldiğimde aklımda hep güzel şeyler kalmıştı. Ama sonradan buraya taşınıp iş hayatına girince, ev tutma süreci yaşayınca, emlakçılarla cebelleşince, banka hesabı açınca, belediyeye - hastaneye gidip tüm bu yerlerde gözlem yapınca, aldığınız tat çok daha derin ve ayrıntılı oluyor. Bunu iyi veya kötü olarak değil de, "farklılıkları görüyorsunuz" olarak söylüyorum.

Eğer yeniliklere açık ve meraklı bir tipseniz, bu durum başlarda biraz zor da olsa oldukça eğlenceli geçebilir sizin için. Benim için de öyleydi ve bu nedenle bu 10 yeni şeye tam olarak alışmadan körleşmeden not almak istedim. Hem de belki Hollanda'ya yaşayan veya yaşamak isteyenlere bir fikir olur. Haydi başlayalım...