28 Nisan 2016 Perşembe

Pontus Sofrası

Aslında tarih kitaplarında öğrendiğimiz klasik hikayeden çok farklı bir hikayesi var Pontus'un. Bir gün uzun uzun yazmak ve ne kadar şaşıracağınızı hayal etmek şu anki planlarım arasında. Lakin bugün sadece bir örnek vermek istiyorum Pontus sofrasından. 

26 Nisan 2016 Salı

Dekorasyon Aşkı: Dille & Kamille, Amsterdam

Hafif üşümeli, ama pek de huzurlu bir Amsterdam sabahından merhaba!
Hollanda ve Belçika'da birçok mağazası bulunan şahane bir dekorasyon cennetinden bahsetmek istiyorum bugün. Ama öncesinde Amsterdam laleleri ile birkaç fotoğraf çekelim. :)

Saros'ta Mavi-Yeşil Hafta Sonu

Uzun zamandır aklımızdaydı bir hafta sonu Saros'a kaçmak. 

Aysu'nun dedesi ile anneannesi yaşıyor Saros'ta, cennet gibi bir yer. Üstelik bizim gittiğimiz kısım köyün dışında; karşıdan deniz parıldıyor, haneler birbirine çok uzak, bu nedenle hem sabahları - hem geceleri ayrı bir ıssız ve sessiz oluyor. Ki, bu en sevdiğim yanlarından biri.


Saros teknik olarak Edirne'de ama, aslında Ege Denizi'ne bakan bir körfez burası. Öle ki Gelibolu, Çanakkale dibimizdeydi ve bu beni çokça iyi hissettiriyordu. Tam şu kırmızı okun olduğu yerdeydik:


25 Nisan 2016 Pazartesi

Bu sabah uyandığımda...

Bu sabah uyandığımda pek mutluydum.
Belki dendiği gibi 6-7 saniye sürmüştür ama, rüyamda Hopa'daydım. Günler sürmüş gibi büyük bir huzurla uyandım sonra. Derler ya, insan gün içinde 'sonuca ulaştıramadığı' konularla uğraşmaya devam eder rüyasında diye... Doğru zaar.


20 Nisan 2016 Çarşamba

Tespitler ve "Gitmek"



Bu şarkıyı birkaç gündür, özellikle bugün onlarca kez dinledim. Bu aralarki halim ile bir 'eşleşme' buluyorum bu ses ve şarkıda. Ben bu yazıyı, bu şarkıyı dinleyerek yazıyorum. Dilerlerse, okuyacaklar da bunu dinleyerek eşlik edebilir. Lakin bunun yanında belirtmek isterim ki, bu uzun bir yazı olacak. 

19 Nisan 2016 Salı

Selanik Vlog (mu acaba?)

Geçen yazdan bir video buldum.
Selanik'teyim, sabahın kör vaktinde frappeler alınmış, Carrefour'a gidiyoruz alışverişe.
"Vlog (video blog) izlemeyi pek seviyorum, ben de mi çeksem bir tane?" demişim ki, şöyle bir giriş yapmışım. Sonra sahile gittim ama bizim vlog burada bitmiş. :))


Sarsam mı diyorum bu vlog işine?

*


Dört Mevsim


Bahar mezarına gömsünler sizi
Yapraklar gibi buluştunuzdu
Kokular gibi seviştinizdi
Bahar mezarına gömsünler sizi

Yaz mezarına gömsünler sizi
İlk kezmiş gibi buluştunuzdu
Son kezmiş gibi seviştinizdi
Yaz mezarına gömsünler sizi

Güz mezarına gömsünler sizi
Salkımlar gibi buluştunuzdu
Ağular gibi seviştinizdi
Güz mezarına gömsünler sizi

Kış mezarına gömsünler sizi
Sokaklar gibi buluştunuzdu
Çarşılar gibi seviştinizdi
Kış mezarına gömsünler sizi 

Cemal Süreya




18 Nisan 2016 Pazartesi

Hollanda Marketinden Hazır Sushi Yoshino

Hollanda marketlerinde, Türkiye'ye göre "şaşırtıcı" şeyler görmek pek olası. Özellikle hazır-pratik yemek konusunda ziyadesiyle takıntılı olan sevgili Dutch kardeşlerimiz için, hazır doğranmış-karıştırılmış salatadan yıkanmış sebzelere kadar birçok ürünü marketlerde kolayca bulmak pek önemli.


İşte şahsen beni şaşırtan, marketlerde kolayca bulunacak bir diğer şey: Hazır suşi. Bu "Albert Heijn" isimli efsanevi Hollanda marketler zincirinden; ama hemen her markette suşi bulabilirsiniz Hollanda'da.


8 Euro fiyatı ile pek doyurucu ve beklenmedik şekilde lezzetli olan bu suşi paketinin içinden, chopstick ve sosları da çıkıyor, çat diye yemeğiniz hazır oluyor.


 Bazı lezzetler zamanla seviliyor. Doğruyu söylemek gerekirse, bu suşi olayı pek bana göre değil. Ama belki ben de zamanla ısınırım kendisine. Zira tadı hiç de fena değildi; sadece içim bir garip oluyor hala. Yine de "paket suşi" lezzeti yok bence içinde, direkt alıp keyifle yemelik sevenler için. Bilginize sayın okur.


*

17 Nisan 2016 Pazar

Çatalca, Antikköy'de Hafta Sonu

Malum, İstanbul'da hafta içleri genelde bol koşturmalı, griden hallice, stres içinde geçiyor çalışanlar için. Kuş sesi duymayı unutuyor insan, şöyle sakince-yeşillikler içinde oturmayı... Biz de bu hafta sonu için sakin bir mekan arayışına girdik Aysucanım ile. Hem İstanbul'dan çıkalım biraz, hem şöyle güzel bir kahvaltı edelim. Böylece yolumuz Antikköy'e düştü; Avcılar tarafından, rüzgar gülleriyle sarılı yemyeşil dağlar arasından geçerek, 1 saat 15 dakika gibi bir sürede rahatça ulaşabileceğiniz bir mekan burası. İçeride adeta sıfırdan bir kasaba yaratmışlar! Haydi bakalım neler yapmışız; son zamanlarda kendi çektiğim kısa videoları yazılara eklemekten de büyük keyif aldığım için, belki ufak videolar da görürsünüz. :)


Öncelikle bu ilk kız kıza - arabalı kaçışımız, tatlı bir heyecan ve mutluluk var üzerimizde. Uzun zamandır raflarda duran çeşit çeşit CD aldık yanımıza; yolun hakimi ise canım Kazım Koyuncu ve Hüsnü Arkan idi genel olarak. Geçtiğimiz yollar yemyeşildi; İstanbul'dan çıkıp bu kadar kısa sürede böyle güzel bir doğa göreceğimi beklemiyordum doğrusu. Hava da yaz!


16 Nisan 2016 Cumartesi

Bir Babaanne Köyü: Çiçekliköy, İzmir

İzmir-Manisa yolunda, esasen "mesire yeri" olarak ünlü bir köydür Çiçekli. Babaannemin köyüdür, çocukluğumun güzel anılarıdır, adı gibi çiçeklidir, pek de huzurludur.

Geçen hafta sonu iş çıkışı atladım otobüse; ne zamandır görmedim babaannemi, İzmir'de yaşayan kuzenimi, halam da oradaymış derken, tam zamanı gitmenin Melerence, bir nefes olsun. Gerçi dönüşte pazar gecesi binip pazartesi sabah direkt işe gitmek biraz "kafa yaptı" tabii ama olsun, yattım dinlendim işte diğer gün, değdi yorgunluklara. Gelin şimdi Çiçekliköy'ü, özlediklerimi, sevdiklerimi anlatayım biraz.

12 Nisan 2016 Salı

Olağanüstü Bir Hollanda Köyü: Giethoorn

Yıllar önce tesadüfen görmüştüm Giethoorn fotoğraflarını. Şirinler Köyü'nün daha yeşil ve kanallarla çevrili hali mi desem, cennetten bir köşe diye mi betimlesem bilmiyorum. Gerçekten güzel bir masaldan çıkıp dünyaya düşmüş gibi bu güzel Hollanda köyü.


Bir Melerence klasiği olarak, harita ile başlayalım. :)
Sol altta bulunan Amsterdam'a bakarak daha iyi çıkarabilirsiniz Giethoorn'un yerini. Bildiğim kadarıyla aktarmalı bir yolculuk ile tren kullanarak da ulaşabiliyorsunuz buraya; lakin kişisel aracınızla gelirseniz çok daha rahat ve güzel olur, zira yol boyunca göreceğiniz manzara cennetten farksız.

9 Nisan 2016 Cumartesi

Yeni Güne Gözleri İzmir'de Açmak

İzmir'den selamlar,

Uzun ve güzel bir yolculuğun ardından, dün İzmir'e düştü Melerence'nin yolu. Bu bir çeşit veda, bir çeşit kavuşma ve hasret giderme benim için.

İzmir'in yeri bende ayrıdır. Ben ilkokula burada başladım, en güzel çocukluk anılarımı burada edindim. İzmir'i tanıyanlar bilir; Çiçekliköy isminde bir mesire yeri vardır, işte, babaannem oralı. Eskiden hemen hemen tüm akrabalar İzmir'de idik, sonra zaman oldu dağıldık başka şehirlere. O zamanlar hiç ünlü olmayan Çeşme'de yaşıyordu halam ki yeri ayrıdır bizde Dalyan'ın; sonra Evka-2'de geçti en güzel zamanları çocukluğumun. Tüm bu sebeplerden mütevellit, işten çıkıp otobüse koşsam da içimde müthiş bir huzur ve mutlulukla aştım yolları.


Bir de gece vakti Marmara'nın diğer ucuna ulaşmak için arabalı vapura binince, dünyalar benim oldu desem yeri. Öyle çok seviyorum ki gece binilen vapurları. Aldım çayımı, hafif esiyor, geminin burun kısmında bir yer buldum sırtımı yaslayacak, daha ne olsun...


Sonra Mavişehir'de yaşayan kuzenime geldim, artık biliyor beni ya hemen "Boyoz alayım mı?" dedi, ay al vallahi dedim. :) Kahvaltı takıntımı az çok biliyorsunuzdur artık, bir de yeni sabaha İzmir'de açmışsam gözlerimi boyoz ile, ne mutlu-ne mutlu! A bu arada, son zamanlarda kıymalı, ıspanaklı boyoz da yapmaya başlamışlar ama biz sadeden şaşmayalım.


Bu aralar ciddi anlamda çaya bağımlı olduğumu düşünüyorum, uzun süre içmeyince baya titreme geliyor bana. :)) Bir de böyle koca totolu, dev gibi bardakla içiliyorsa, ben varım!


Ve elbette bir İzmir klasiği: Boyoz yanına yumurta. 
Ah, ne güzel sabah.


Kahvaltı üzerine tatlı niyetine; kuzen yavrusu Ceylin ile ruh besleyen olaylar. :)


Ardından "İçinde İzmir Var" sloganıyla, kısa süre önce İzmirlilerin hayatına dahil olan oldukça büyük bir alışveriş merkezine, MaviBahçe'ye uğruyoruz. Aslında Forum Bornova gibi oldukça büyük AVM'ler vardı İzmir'de; fakat MaviBahçe ile bazı meşhur markalar İzmir ile tanışmış bulunuyor ilk kez. Hoş bir yer olmuş.


Derken Büyük Park'ta biraz vakit geçirip sakinleşiyoruz; bu esnada Selanik'ten de aşina olup bayıldığım turunç ağaçlarına sarıyorum. Ne güzel görüntü!


Hayat bu aralar beni İstanbul'a gıcık olmaya zorluyor bu arada, hayır olsun pek sayın okur. :)


Derken, güzel bir sabaha uyandım İzmir'imde. Yarın Çiçekliköy'e geçeceğiz, pek özledim oraları da; bir nefes olsun... İzmir'de dalınacak bir uyku ne tatlıdır şimdi bu gece.

Döner dönmez aklımda bekleyen yazıları yazmak için de ayrı sabırsızlanıyorum; görüşmek dileğiyle.

Melis


7 Nisan 2016 Perşembe

Pasaportlar, Biletler, Valizler...

Hayat çok acayip şey sayın okur.

Bugün işten eve geldiğimde saat 11 idi. Gerçi işten çıkıp ders verdiğim 1 numaralı çekirge ile Yunanca ders yaptık, sonra çıktım eve geldim, en nihayetinde kapıdan girdiğimde saat 11'i bulmuştu. Bu saatlerde eve gelmeye alışalı çok oldu, herhangi bir şikayet duymayacaksınız o yüzden.

6 Nisan 2016 Çarşamba

Hollanda'nın Masalsı Manolyaları

Bundan yaklaşık 2 sene önce Hollanda'da okuduğum dönemde tanışmıştım bu masalsı çiçeklerle. O zaman bu bitkinin isminin şarkılardan sıkça duyduğum "manolya" olduğunu bilmiyordum; lakin görür görmez hayran kalmış, hatta eski bir postta "Bu çiçeğin adını bilmiyorum ama ismi ismim olsun isterdim." demiştim. Sonradan öğrendim manolya olduğunu, "en sevdiğim çiçek" olarak yerini aldı yaşamımda. 

Derken yine bir bahar, yine Hollanda'nın devasa cennet çiçekleri - manolyalar açmış. Öyle güzel bir görüntü, öyle mis gibi bir koku ki aşka düşmemek elde değil. 


Uzaktan bir ayrı güzel ama, yakından tam bir tablo bu güzel manolyalar.


Bir ağaç dalında böylesi büyük çiçekler görmek çok hoş bir his.




Devasa çiçekleriyle cennet gibi kokuyor bu güzeller. Öğrendiğim kadarıyla çiçeği en büyük olan ağaç da manolya imiş.





Bu arada, bu fotoğraflar Hollanda'nın rüya kasabası Giethoorn'dan. 

En kısa zamanda buraya dair de bir yazı gelecek; zira rengarenk bir masalın içine düşeceksiniz. Bu yol olmayan - ulaşımın sadece kanallarla sağlandığı Hollanda köyünü adımlarken, "gördüğüne inanamamak" neymiş onu anladım. Ne demek istediğimi daha iyi anlamanız için Giethoorn'da çektiğimiz şu fotoğrafı iliştiriyorum:



Yazının başında bahsettiğim eski post da burada.

Görüşmek üzere,
Melis

5 Nisan 2016 Salı

Giannis Kotsiras Konseri, Amsterdam

Giannis Kotsiras, herhalde hayatımda artık bana "tanıdık biri" gibi olmuş, şarkılarıyla çok kolay gözümü doldurabilen, benim için çok özel olan bir sanatçı. 

Çocuk denecek yaştan beri dinlerim, hemen her şarkısını ezbere bilir, aşka yakın bir hisle severim güzel kişiliğini. Yıllar yılı çok istedim bir konserine gitmeyi, sosyal medyadan takipleşmiştik artık "İstanbul'daki kız" anımsamasıyla; hatta bir defa twitterdan günaydın yazmıştım Türkçe, o da "Günaydın Melis!" yazmıştı cevap olarak, öyle küçük-mutlu şeyler işte yıllar yılı. :) Derken, hep Yunanistan'a gidip döndükten 2 gün sonra, 1 hafta önce falan olurdu konseri. Bu defa ama, Hollanda'ya biletimi aldıktan kısa süre sonra öğrendim ki konserine denk geliyorum. Nasıl bir mutluluk anlatması güç, çok özel bir adam benim için. Günleri sayar iken, geldi çattı konser günü sonra; Amsterdam'ın birçok gösterisine ev sahipliği yapan Melkweg'in yollarına düştük.