25 Haziran 2017 Pazar

Tek Malzeme ile Çeşnili Tereyağı Yapımı

Uzun zamandır çeşnili, taze otlar eklenmiş, baharatlarla hafifçe renk almış tereyağı sunumlarını görüp pek beğeniyorum.

Bence tereyağı da kekikli ekmek, zeytinli açma, portakallı dondurma gibi insana enerjisiyle bile mutluluk veren bir şey. Sıcacık bir ekmeğe sürülen ev yapımı bir tereyağı mesela; sadece bir "yemekten" daha fazlası oluyor tadı ve hissettirdikleriyle. Bu nedenle sadece tek bir malzemeyle evde tereyağı yapabilir ve dilediğiniz malzemeyle çeşnilendirebilir, istediğiniz biçimde güzel sunumlarla samimi sofralarınıza ayrı bir güzellik katabilirsiniz. Bugün bunu yapacağız işte.

Gereken tek malzeme, yemeklerde kullandığımız bir paket krema.

Ve ne baharat, çeşni isterseniz o. Bir fikri olmayanlar için aşağıda sıkça tercih edilen birkaç çeşniyi ve benim tercih ettiğim versiyonunu paylaşacağım naçizane.


18 Haziran 2017 Pazar

Ev Yapımı Quattro Formaggi Pizza

Birkaç ay önce şurada yazdığım gibi, İtalya'nın Pescara isimli sahil şehrinde tanışıp favori pizzam olmuştu quattro formaggi; ismi çok eksantrik dursa da, manası baya "4 peynirli pizza" aslında. İşte efendim, birkaç zamandır aklımda olan evde quatro formaggi pizza denemesini bugün gerçekleştirdim; şaahsen bence baya güzel olunca da paylaşmak istedim. :) 

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; bunlar hiç de zor tarifler değil. Mayalı hamurlar, pizzalar, ekmekler, pastane simitleri - poğaçaları yapmak gayet kolay. Sadece biraz el alışması, biraz da doğru ölçüler istiyor o kadar. Bu pizza da bence müthiş kolay ve yine her yiyenin tarif soracağı bir lezzet.

Ev Yapımı, Domatesli Pizza Sosu (Melerence Tarifi)

Selamlar!

Bu ara mayalı tariflerle aşk yaşadığım için, yine sizlere bir yemek tarifi ile geldim. Bugün pofuduk, çok kolay bir pizza yaptım; ama sosunu kolaya kaçmadan ayrıca hazırladığım için bu iki tarifi ayrı ayrı yazmak istedim. 

Her ne kadar benzer pizza sosları görseniz de, bu naçizane kendi tarifim. Hani miktarları, sırası, stiliyle, deneye yanıla bulduğum bir tarif. Bu yazının ardından da pizza tarifini yayınlayacağım, o nedenle bir an önce başlayalım. :)

Malzemeler

2 orta boy domates
2 dolu çorba kaşığı salça
1 büyük diş sarımsak
3-4 yaprak taze fesleğen
2-3 çorba kaşığı zeytinyağı

Baharatlar
 
Tuz
Bol kekik
Kırmızı biber
Karabiber

16 Haziran 2017 Cuma

Amsterdam'ın Meşhur Krepçisi: De Carrousel

Malum, Hollandalıların bir 'mutfağı' yok sayılır. Genelde patates başta olmak üzere ne bulsalar ya ezip ya kızartıp yerler desek yeri. Lakin bu demek değil ki buralarda lezzetli şeyler yiyemezsiniz; mesela pancake, yani krep konusunda oldukça başarılılar. (Bu arada, pannenkoek yazıp "panıkuuk" okursanız, Hollandaca krep demiş bulunursunuz.)

Çok önce tam şurada bahsetmiştim mesela, poffertjes isimli minik krepleri adeta dünyaca ünlüdür. İşte efendim, buradan doğru Hollanda sınırları içerisinde çok başarılı krepçiler bulmanız mümkün. Evet, burada "krepçi" diye bir şey var dolayısıyla. Bunlardan en meşhurlarından birini, Amsterdam'ın gözde mekanı De Carrousel'i anlatacağım bugün.

De Carrousel, meşhur Heineken Experience binasının hemen yanı başında, çimenler üzerinde kendine has yapısıyla geçerken mutlaka dikkatinizi çekecek bir yer. 

 

10 Haziran 2017 Cumartesi

Tam Tutan, Müthiş Pastane Poğaçası

Başlığın en çok bu kadar mütevazılaştırabildim vallahi. :) Zira son zamanların en efsane tarifini buldum, iki kez deneyip her defasında mis gibi tutunca hemmen yazmak istedim.

Mutfak olaylarını çok seviyorum; yemek yapmak hakikaten terapi gibi geliyor bana, özellikle fırın dahil oluyorsa işe. Lakin hamur işlerinde falan hiç öyle iddiam yoktur, denerim arada hani. Amaaaa bu tarifi yaptığımda adeta "Oha bunu ben yapmış olamam!" diye gözlerim parladı. O kadar iyi bir poğaça çıkıyor ortaya, deneyin görün efendim. :) O zaman başlayalım hemen, adım adım neler yapmışız. 

Aslında bir gün önce ilk kez bu tarifi yapıp çok beğendim. Ama bu kadar iyi olacağını hayal etmediğim için biraz çabuk çabuk yaptım diyebilirim, hani yoğurmasının üzerine falan çok düşmeden hazırlayıp attım fırına. Sonucu beğendiğim için hem tekrar denemek hem de daha özenle yapıp fotoğraflamak istedim yazmak üzere. Hava da güzel olunca, açtım kapıları kuruldum köşeme...

8 Haziran 2017 Perşembe

Bahçenin Ilk Mahsulu

İstanbul'da olduğum yıllar boyunca en büyük özlemlerimden biriydi bahçe. Ufak bir alan da olsa, elimin altında bir parça toprak olsun - tohumdan bir şeyler ekeyim, ilgileneyim, ürün verdiklerini göreyim. Ne mutlu ki bu dileğim naçizane gerçekleşti bu aralar.

Evin ufak bir bahçesi var. Kış başlarken yabani otlardan iyice arındırmıştık. Ardından baharla beraber toprakla ilgilenerek bir sürü şey ektik; turp, havuç, çok sevdiğimiz ayçiçeği, kekik... Toprak yetmedi saksılarca, yoğurt kaplarınca ektik. Bir de komşunun güzel gülleri bize misafir olunca... 


Hollanda'da klasik bir turp cinsi var; böyle minik minik, demet şeklinde satıyorlar. O bitkinin tohumundan ekmiştik işte. Çıkacağı, toprakta belireceği günü merakla bekledim. Ve geldi sonunda... Olağanüstü bir mutluluk, resmen sihirli bir olay! Klasik ama, gerçekten toprağa kuru bir tohum atıyorsunuz, size meyve sebze çıkarıyor! İnsanın ruhunu müthiş besleyen bir şey...


Oysa pek de bir şeye benzemeyen, kupkuru, minicik bir tohum atmıştık sadece bu toprağa... Mucize arayan bir şeyler ekip izlesin yeter.



Bir diğer güzel yanı da "gözlerinizin önünde yoktan var edilmiş" ürünlerinizi masanızda görmek oluyor elbette. Turpun tadı da pek güzel, pek hakikiydi. Bir part daha var şimdi, onlar biraz ufak diye toplamadım henüz. Bir haftaya kalmaz onları da toplar, salataları şenlendiririm herhalde.

 

Ve yine burayla ilgili en çok sevdiğim şeylerden biri, doğasının çok canlı olması. Pek yakında güzeller güzeli bir kelebek olacak bu arkadaş her gün civar yapraklarda dolaşıyor, bana da izleyip sohbet etmesi kalıyor. Bulunduğu bitkinin yapraklarını kıtır kıtır yiyor her gün, yesin de kelebek olsun. :)


Geçenlerde bahsetmiştim galiba, bir de bahçeye bir zeytin ağacı aldım. İtalya'dan getirmişler büyük bir markete, çok mutlu ediyor beni. Büyükçe bir saksıya taşıdık, kışın salonda bakacağım bebek misali. :) Buraların kışı dondurmasın yavrucuğumu. Zeytin verir mi? Beklentim yok, lakin yapraklarının şekli şemali yeter.

Ara ara bahçeden haberlerle, ürünlerle görüşmek üzere diyelim.

Çok geç olmadan basacak bir toprak bulun; toprak olmayan yerden kendinizi kurtarın, göze alın, feda edin, ama o toprağı bulun... Selamlar.

*

3 Haziran 2017 Cumartesi

Hint Mutfağı'ndan: Masharoom Masala

Bu aralar müthiş mutlu olma sebeplerimden biri; aslına uygun, kolay malzemelerle yapılan, damak tadımıza uyacak bir Hint yemeği keşfetmiş olmam. Böyle farklı kültürlerden yemekleri çok seviyorum; ama asıl hoşuma giden daha önce aklıma gelmemiş - kültürümüzde yer almayan bir malzeme kombinasyonu - pişirme şekli, fikir, tarz bulup çok hoşuma gitmesi durumu. Hazine bulmuş gibi oluyorum vallahi!

İşte efendim, masharoom masala da, özüne uygun - hemen her evde bulunabilecek malzemelerle kısa sürede hazırlayabileceğiniz, bol baharatlı, birkaç ipucu ile direkt Hindistan rüzgarı estiren bir yemek evde. Birkaç kez yapıp bayıla bayıla yedikten sonra geldi sıra paylaşmaya. :)

Öncelikle masharoom İngilizce'yi andırsa da Hint dilinde "mantar" demek, ki kendisi yemeğimizin başrolü olur. Masala ise "baharat" anlamına geliyor, bir nevi "baharatlı mantar yemeği" yani. Gelelim pek kolay ve sürprizli tarifimize.

2 Haziran 2017 Cuma

Insanlar, insanlar...

Bu bloğu açtığımda yazıp rahatlayabilceğim, yazdıklarımı arşivleyebileceğim, bir de öğrenip gördüklerimle birilerine yardımcı olabileceğim düşünceleri vardı içimde. Sonra işler biraz kendini aştı.

Sağolsunlar zaman zaman bloğu okuyanlar yorumlar bırakıyor, bir şeyler soruyor veya bildiğini paylaşıyor. Bu o kadaaar güzel bir şey ki. O kadar çok oldu ki işten çıkmış yorgun argın eve doğru sürünüp giderken bir yorum okuyup "Allah'ım ne tatlış insanlar var yaa" diye kocaman gülümseyip seke seke gittiğim. 

Veya biri yorum yazdığında veya mail gönderdiğinde "bütün yazılarını okudum, şu an 2014'teyim" vesaire dediğinde o verdiği zaman o kadar kıymetli ki. Gözüm falan doluyor böyle. Çünkü ben burada tek bir konu üzerine karalamıyorum. Hollanda ve Yunanistan ile ilgili postlar bol doğrudur; lakin en duygusal anımda da girip buraya yazıyorum - en dolduğum anda da, kimilerinin müthiş arabesk bulabileceği konular yazdığımda da. Ama işte her insan aynı şeyi anlamıyor.