22 Nisan 2014 Salı

Hollanda'da yaşayabilir misiniz?

Bazen iş nedeniyle, bazen daha iyi ve önü açık bir gelecek umuduyla, bazen ise zorunluluktan düşüyor yolumuz yurt dışına. 

Anladım ki "istemek" yetmiyor, eksisi - artısı çok bu işin; göründüğü kadar kolay değil. Bu nedenle Hollanda'da yaşamak isteyenlere, kendilerine sormaları gereken birkaç başlık hazırladım; nefes her türlü alınır da, yaşayabilir misiniz Hollanda'da?


Değerli okur, ilk ve en önemli kural; Hollandaca öğrenmek. Eğer hayatınızın uzun bir dönemini burada geçirmeye, çalışmaya niyetliyseniz, bulunduğunuz ülkenin lisanını konuşmalısınız. Burada çoğu insan İngilizce'yi oldukça iyi konuşuyor; fakat İngilizce ile yaşamak, daima "turist kalmak" demek olacağı için, topluma ayak uydurma gayesiyle dili öğrenmeye zaman ayırmalısınız.

Hollanda tarihini, önemli günleri, olayları, gelenekleri öğrenin. Kendinizi toplumdan, kültürden dışlamayın ki toplum da sizi dışlamasın. 

Kibar olun. El kol hareketleri, ses tonu, laflar; "pek sıcak" insanlarız bizler. Fakat burada biraz daha nezaket ön planda, biraz daha mesafeliler daha doğrusu. Diğer yandan; bazen o bizim sıcaklığımızı da arayacaksınız, "bu kadar da değil artık" diyeceksiniz ara ara. Değer yargıları farklı olan bir topluma geliyorsunuz, bunu daima aklınızda tutun derim.

21 Nisan 2014 Pazartesi

Bir Seyahat Hikayesi: Amsterdam - İstanbul

İstanbul'dan merhaba!

Dün akşam Amsterdam'da başlayan yol İstanbul'da sona erdi; kısa bir tatile geldim. :) 

Şu bol fotoğraflı, az ama öz yazılı seyahat hikayelerini çok seviyorum ben. Hem anlatılanı adım adım izlemek mümkün oluyor, hem de gidip görmüş gibi bilgileniyor insan. Bu nedenle daha önce İstanbul - Amsterdam olarak hazırladığım seyahat hikayesini, bu defa Amsterdam - İstanbul olarak yazmak istedim. Dolayısıyla bu yazıya Hollanda'nın en önemli havalimanlarından Schiphol ile başlamayı uygun görüyorum.

Öncelikle çok büyük ihtimal ile bu kelimeyi "Şiphol" olarak okuyorsunuz, ben de öyle okuyordum. Fakat Hollanda'da gırtlaklı bir -h sesi ile "Sıhiiphol" olarak telaffuz ediyorlar. Oldukça büyük bir havalimanı olan Schiphol'ün içinde forum gibi bir alışveriş merkezi de var. Genel olarak fiyatlar (tabii ki) daha pahalı diyebiliriz; fakat bir mağazayı yine de tavsiye edebilirim, ayrıntılar yazımızda.


15 Nisan 2014 Salı

Hollanda'da Gerçek Yunan Restoranı

Hollanda'nın küçük bir şehrinde bile birçok kültürden, milliyetten insan bir arada yaşıyor. Buna bağlı olacak ki, marketlerde çok çeşitli geleneksel ürün bulmak mümkün; Yunan peyniri, Türk yoğurdu, Endonezya yemekleri ve daha birçoğu.

Aynı şekilde büyük-küçük şehirlerde birçok Türk, Yunan, Uzak Doğu restoranı görebilirsiniz. Bunlardan biri ise Ede'deki Echt Grieks Restaurant Kreta, yani "Gerçek Yunan Restoranı Girit".

Geleneksel Hollanda Sofrası

Hoii! Aldım çayımı, pencereden kuş sesleri geliyor; akıbeti belli olmasa da, en azından şu an için güneş var. Her şey güzel. :)

Doğrusu yazmak istediğim, toparladığım çok şey var elimde, günler güzel geçiyor. Fakat bir yandan dersler başladı, diğer yandan Hollandaca, hızla toparlıyorum şimdi bakalım. Bu defa benim için oldukça ilginç ve keyifli bir günden bahsetmek istiyorum, güzel ve geleneksel bir akşamdan.

*

Elena Romanyalı, 8 yıldır Hollanda'da yaşıyor. Eşi ise Hollandalı ve 3 oğulları var. Bhutanlı arkadaşım Kinley ile beni yemeğe davet etti Elena; Kinley mantarlı Bhutan çorbası yaptı, ben de kısır. :) O kadar egzantirik yemek içinde bizim kısıra bakıp bakıp güldüm, kültürlerin kaynaşması pek güzel şey.

Elena beni ve Kinley'i evden aldığında, oğulları Nicola evde bizi bekliyormuş. Biz gelene kadar masaya tabakları koymuş, çatal bıçakları da herhalde her zaman peçeteye sarıyorlar ki, Nicola peçete aramış sarmak için; ama bulamamış. O yüzden küçük mavi köpek desenlerinin olduğu tuvalet kağıdıyla sarmış çatal bıçakları, gülmekten konuşamadık bir süre. :) O kadar güzel bir çocuk ki, çok sıcak bir enerjisi var; pek İngilizce bilmiyor haliyle, 10 yaşında falan. Hollandaca konuştuk çat pat, yıldızımız tuttu bence. :) 

İşte güzel çocuk Nikola.


Hollandalılar hava kararınca kesinlikle parlak avize ışığı açmıyor, hatta avize kullanıyorlar mı dikkat etmedim bile. Daima okuma lambaları, mumlar kullanıyorlar; loş bir ışık ile oturuyorlar, her ne kadar bir ara içimden "Bir ışık açın, kör olduk be çocuğum." sesleri yükselse de, gerçekten soft, huzurlu bir ortam aslında. 

10 Nisan 2014 Perşembe

Gürcü Şarabı ve Kültürü

Keti, Gürcü ve Hollanda'daki en iyi arkadaşlarımdan biri.

Açıkçası, belki de Borçka'da doğduğum için, "Gürcü" deyince zaten çok pozitif duygular hissederdim; Keti'den sonra daha da çok sevdim Gürcistan'ı, kültürleri de genel olarak bize oldukça yakın.

Bugün okulda Keti'nin sunumu vardı. Çok güzel bir sunum oldu olmasına da, sanırım günün en güzel yanı Keti'nin Gürcistan'dan getirdiği churchkhella denen bir çeşit cevizli sucuk ve meşhur Gürcü şarabı idi; Gürcü şarapları ünlü olmakta haklıymış!

Bu arada, "Gamarcoba" Gürcüce'de "Merhaba" demek imiş. Bakalım başka neler var...


1 Nisan 2014 Salı

Hoş bulduk!

Hollanda'da eğitim gördüğüm okulun ismi Christelijke Hogeschool. Genellikle Hollandalı öğrenciler ağırlıkta, bu durum da Hollandaca öğrenme serüvenime çok çok yardım ediyor, genel olarak seviyorum bu okulu.

Her ne kadar bir aydan fazladır burada olsam da, meşhur welcoming etkinliği bugün yapıldı. Bu da demek oluyor ki, yarından itibaren yoğun bir program beni bekliyor, pek mutluyum!

Bir yıla yakındır konuştuğum Ton, dünyanın en iyi insanlarından biri sanırım. Şu fotoğraftaki beyaz saçlı, yakışıklı olan! :) Uluslararası öğrencilerin koçluğunu yapıyor; fakat bu dönem Marcel'e bırakmış pek pek sevdiği görevini. Bir de kızı bir Ganalı biriyle evlenmiş, o kadar hoşuma gitti ki! Kendisi de durmadan geziyor, farklı kültürden öğrencilerle projeler düzenliyor, inanılmaz bir pozitif enerji yayıyor etrafa. Kendisinin favori çayı olan tarçınlı bir Afrika çayı getirdi bugün bana; üzgünüm ama, bizim eğitmenlerimizde göremeyeceğimiz bir şey böyle büyük yaşta bir profesörün öğrenciye çay getirmesi. Eğitmen-öğrenci ilişkileri çok güzel.

Etkinlikten önce Hollandalı öğrencilerle tanışarak, çay-kahve yanında oldukça lezzetli bir elmalı tart olan appelflappen yemiş bulunduk. Ardından ise slayta geçtik, Hollanda kültüründen bahsettik ve kısa-kişisel sunumlar yaptık. Benim grubumda Endonezya'dan Etiyopya'ya, 7 farklı ülkeden insan var. İstediğiniz kadar açık bir insan olun, yine de o klasik cahil düşüncelerinizin beklediğinizden çok daha fazla olduğunu farkediyorsunuz onları tanıdıkça. Burada olmanın en güzel yanı bu sanırım.