29 Kasım 2014 Cumartesi

Tandem: Türk-Yunan Buluşması

"İstanbul'daki Yunanistan", Sismanoglio Megaro'nun düzenlediği bu yılki Tandem ekibinde ben de varım. Nedir bu Tandem derseniz, genelde az da olsa Yunanca bilen Türkler ile İstanbul'a taşınmış vs. Türkçe'yi iyi bilmeyen Yunanlar bir araya geliyor, eşleştiriliyor ve birbirlerinden sorumlu oluyorlar. Bir çeşit "lisan alışverişi" yapıyoruz işin özü. İşte benim ilk kez katılma imkanı bulduğum üçüncü buluşma, dün Laterne Cafe'de gerçekleşti.

Eminönü ve Karaköy'ün güzelliği içinden Tünel'e çıktım ve Esayan Ermeni Lisesi'nden doğru çok kolay buldum bu mekanı. Esayan'dan İstiklal'in zıttı yöne yürüyüp, yol sonunda direkt sağ makas sokağa girdiğinizde, solunuzda belirecektir Laterne Cafe.

24 Kasım 2014 Pazartesi

"Kuzenler Grubu" ve Ortaköy

Baba tarafı akrabalardan kuzenler birleşip şehirlerarası bir gün sistemi kurmuşlar, adına da "Kuzenler Grubu" diyorlar. :) Yani, işi genişletmişler biraz ve her ay birbirlerinin oturdukları şehirlere gidip toplanıyorlar. İşte efendim, Geleneksel 2. Kuzenler Grubu toplaşması da İstanbul'da oldu, biz de hazır hemen dahil olduk. 


Yaklaşık 16 kişilik bir grup ile Kumkapı'da Kale Derya Restaurant'ta bir araya geldik. Yemeli-içmeli, bizde pek sık olmayan güzel bir akşam oldu. Mekan'ın bir açığını görmedim doğrusu; hizmeti, servisi yemekleri iyiydi. Canlı müziği, fasılı da güzeldi... Mekandan bağımsız, yalnızca, çok enteresan tipler vardı; tam gözlem yapıp yazmalık, ama dikkatli de olmalık. Bu arada, mekan Kumkapı'nın içinde değil, sahil şeridinde bulunuyor, gidilebilir.

Rakıya gidip şarap içenler el kaldırsın. :)

Brüksel'de Yemek: La Vieille Porte

Çikolata kokulu şehir Brüksel'den bir yemek hikayesi anlatacağım sizlere.

Belçika birçok farklı kültürü, barış içerisinde bir arada tutmasıyla çok sevdiğim bir ülke. Elbet bir numara Brugge; fakat Brüksel de nispeten İstanbul'u andıran, içerisinde birçok Türk'ün de yaşadığı, hareketli, kendinizi pek yabancı hissetmeyeceğiniz güzel bir şehir.

3 gün boyunca Brüksel'de geçen değerli bir workshop çalışması içinde, şehrin meşhur galerisi Galerie Du Roi'den geçerek, farklı ülkelerden oluşan alem bir arkadaş grubu ile restoran arayışına girdik.


Galerie Du Roi

21 Kasım 2014 Cuma

Bir Doktorun "Acayip" Anıları

Enteresan yerlerde yaşayan, enteresan işlerde çalışan enteresan insanlarla sohbet etmeyi çok seviyorum. Dün de ailevi yakınlığım olan ve genel cerrah olarak doktorluk yapan biriyle sohbet etme fırsatı buldum; "biri" diyorum, çünkü herhangi bir isim, şehir, hastane adı vermeden anlatacağım sohbetimizdeki "enteresan vakaları".

19 Kasım 2014 Çarşamba

Simli Yılbaşı Kartları

En son ne zaman mektup yazdınız? 
Hatırlayabildiğiniz kadar yakınsa şayet, ne mutlu.

Artık birçok çocuğun "zarf tadını" bilmeyecek olması kuvvetli bir mahrumiyet doğrusu. Evet, mail var, telefon var; fakat hakikaten, hiçbiri özenle seçilmiş bir kağıda, titrek harflerle yazılmış bir mektup kadar "gerçek" değil. Yazanın kağıda değen ellerini hayal etmek, belki kağıdın kenarına damlattığı bir çay lekesi, koku, hisleri betimleyen harf çizgileri... Ne yazık ki mektup yazmak, kart atmak, bu kadar kıymetli hisler sağladığı halde, "antika" bir iş oluverdi artık.

15 Kasım 2014 Cumartesi

Hollandaca Günlüğü

Selamlar,

Melerence'yi az çok takip edenler anımsayacaktır ki, bir süredir Hollandaca öğreniyorum. En başta Hollanda'ya gideceğim için başladım bu lisana, sonra Christelijke Hogeschool'da "Dutch Culture and Language" ismi altında derslerim oldu, derken artık tanıdık gelmeye başladı gözüme bu bol -gggh'lı lisan.

5 Kasım 2014 Çarşamba

Etimoloji Sihri: "Memleketten gelen lezzetlidir."

Merhaba,

Birkaç gündür yazamadım, zira sınav haftam üniversitede son yılım olması sebebiyle iyice kritik bir hal aldı; fakat her şey iyi olacak umuyorum.

Son iki ay inanılmaz hızlı geçti benim için, zaman koşturmaya devam ediyor. Hayata karşı kırgınlıklar, güzel kokular, melodiler, umudun tatlılığı, soru işaretleri, hayat tüm hızı ve anormalliği ile devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta çok enteresan bir şey öğrendim. Benim etimolojiye karşı derin bir ilgim var, bildiğim her lisanda bu didikleme konusunu çok seviyorum ve inanın altından müthiş hikayeler çıkıyor. Bu defa Yunanca'daki bir kelime araladı kapıları.

Şöyle ki sevgili okur, Antik Yunanca'da nostos kelimesi "vatan, vatana dönüş" anlamına geliyor. Normalde Modern Yunanca'da ise patrida'yı kullanırız bunu için. Aynı şekilde Modern Yunanca'da ponos ağrı-acı demek iken, Antik Yunanca'da algos - algia kavramları kullanılır burada. Şu anki konuşma dilinde de bazı kalıplarda ağrı için -algia kullanılıyor ama, tek başına genelde ponos tercih edilir.

Enteresan olan şu ki, "özlem" anlamına gelen ve bugün de aktif olarak kullanılan nostalgia kelimesinin bu ikisinin birleşimi olduğunu öğrendim: nostos ve algia. Yani "vatan ağrısı, vatan özlem acısı" anlamına geliyor, bugün ise "özlem" kavramı için genel olarak kullanılıyor. Buraya kadar tamam; fakat en güzeli "lezzetli" anlamına gelen nostimo kelimesinin buradan geldiğini öğrenmek oldu. Lezzetli kelimesinin kökünde "vatan" var yani; bu da demektir ki, "Vatanımdan, memleketimden gelen tat lezzetli demektir benim için." Konu tabii tartışılır da, benim ilgilendiğim, kelimelerin ardında saklanmış tonlarca yıldır gizlenen bir özlem, acı olması oldu. Bu hafta da bunu öğrendik bakalım...

Kelimeleri sevin işin özü, size çok şey anlatabilirler.

Ben şimdi Kurumsal Reklamcılık çalışmaya devam edeyim, yeni de çay demledim. :)

Görüşmek üzere,

Melis