28 Şubat 2015 Cumartesi

Biberiye Bitkisi, Yağı, Çayı ve Faydaları

Neden olduğunu hiç anlayamadım ama, biberiye bitkisine karşı bir zaafım var. Hem taze olarak, hem çayı, hem yağı bana garip bir mutluluk veriyor. 

Geçtiğimiz günlerde aktardan bir miktar kuru biberiye aldım çay yapmak için. Kilosu 25 lira olan bu güzel kokulu bitkinin yararlarını net olarak görmek mümkün. Size biraz çayından, nasıl demlendiğinden ve yararlarından bahsetmek istedim.

Biberiye gerçekten mucizevi bir bitki.

Hazmı kolaylaştırıyor, kansızlığa ve sarılığa iyi geldiği söyleniyor, yağ olarak sürüldüğünde romatizmal ağrılara iyi geliyor, sindirime faydalı olduğu için zayıflamak isteyenlere de iyi bir alternatif olarak çıkıyor karşımıza. 

Bunun yanında ülser, kolit ve yüksek tansiyon hastalarının kullanmaması öneriliyor.

Diğer bir enteresan nokta ise, biberiye yağının şu "viks" kremleri gibi kokması ki, içlerinde aynı maddeden bulunduğu içinmiş. Çoğu insan gün içinde yağdan koklayarak hafızasını açıkça iyi tuttuğunu söylüyor.

Gelelim demlemeye. Öncelikle hiç de az sayılmayacak, 100 gramlık bir pakete 2,5 lira gibi uygun bir fiyata sahip olmanız mümkün. Avucuma aldığım bir tatlı kaşığı kadar kuru biberiyeyi sıcak suya atıp on dakika kadar bekletiyorum.


Daha iyi ve hızlı demlenmesi için bardağın ağzını kapatıyorum veya direkt olarak küçük-porselen demliklerde demleyip, ardından süzüyorum.


Söylenenlere göre günde iki bardak içmek uygunmuş ki, kendime göre onayladığım bir miktar. Biberiyenin açık yeşil rengi ve mis gibi kokusu ile çok kısa süre içinde faydalarını görmeye başlayacağınıza eminim. Tavsiyelerimle...

*

21 Şubat 2015 Cumartesi

Fırında Ev Ekmeği: Kekik, Zeytin ve Biberiye ile

Hollanda'nın en çok sevdiğim şeylerinden biri HEMA'da satılan tonton, kekikli İtalyan ekmeği. Sanırım buradan kalma bir istek ki, sürekli aklımdaydı bir ev ekmeği yapmak; şöyle çok sevdiğim biberiyeden, kekikten koymak, böyle mis kokulu yumuşacık hani. :) Sonunda bugün iş başına geçtik, çok mutlu bir ev ekmeği hazırladık. Bu tarz tariflerde "tutturmak" çok önemli, o yüzden bu tarifi gönül rahatlığıyla öneriyorum, ekmeklerin kıvamı çok güzel oldu. Mayalı tariflerden korkanlar için de çok güzel bir tarif, kolay ve lezzetli. Önce malzemeleri söyleyelim, sonra bir bakalım neler yapmışız.

20 Şubat 2015 Cuma

Geleneksel Girit Salatası: Dakos

Birkaç ay önce, ilk kez "100 Mutlu Gün"den birinde yapmıştım Dakos'u ki, buradan daha ayrıntılı tarife ulaşmanız mümkün. Bu defa Selanik'ten aldığım ufak ufak dakos ekmekleri ile yaptım bu güzel meze-salata arası tadı, yine o içine zeytinyağı işlemiş kıtır ekmekler mükemmel bir tat çıkardı ortaya.

Dediğim gibi ayrıntısı için yukarıdaki linke bakmanız mümkün; ama kısaca, başta oldukça sert olan peksimetleri ılık suda fazla yumuşatmadan ıslatıyoruz. Ardından güzel bir zeytinyağı ile ekmeği aromalandırıp, rendelenmiş veya küçük küçük doğranmış domatesleri, beyaz peyniri, kekiği ve zeytini ekliyoruz. En son tekrar bir zeytinyağı gezdirmekte ise yarar var... Bunun dışında, dakos paketinin arkasında bile "Dilerseniz sadece zeytinyağı döküp aromalandırıp da yiyebilirsiniz." diyor. Yani her ne kadar klasik versiyonu bu da olsa, birçok dakos çeşidi görmek mümkün.

Bir de, Yunanca'da baykuş anlamına gelen "kukuvaya (koukouvagia)" kelimesi de, bu salataya verilen bir diğer isim. 
En kısa zamanda denemeniz tavsiyesiyle. :)


*

19 Şubat 2015 Perşembe

"Bu yazı, büyük ölçüde mutluluk içerir."


Merhabaaaa!

Şu an üst fotoğrafta gördüğünüz gibiyim; güzel çiçeklerim, çileğim, yumuşak tarçın kokusu eşliğinde sıcak bir fincan salep, dışarısı bembeyaz, karla oynayan çocukların sesleri ile yazıyorum size.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Dostlar, Kar ve Sıcak Şarap


Dışarıda hayran kalınası bir kar yağıyor, mekanın hafif açık penceresinden birkaç kar tanesi uçuyor masamıza. 

Önce, şu mutlulukla ilgisi olan güzel kahvaltılardan biri ediliyor hoş sohbet eşliğinde, ardından müthiş aromaların kokusuyla önce elleri, sonra vücudu ısıtan sıcak şarap kadehleri... Normalde alkol sevmiyorsanız bile, sıcak şarap deneyimi sizi mutlu edebilir; zira çok hafif ve yumuşak bir aroma veriyorlar. Üstelik evde de hazırlanabilir bu kış aylarına pek yakışan tat; limon-portakal kabuğu, biraz şeker, karanfil, zencefil ve tarçın çubukları, sıcak şarabın en meşhur dostları. Evde denediğimde, Melerence'ye de yazacağım tuttuğum tarifi. 

Bu arada benim ilk kez gittiğim bir mekan olan Fabbrica'daydık bu defa, küçük pürüzler dışında hepimiz memnun ayrıldık.

Bir diğer gerçek ise, tüm bu güzel yaşam anlarında, yanında iyi vakit geçirdiğiniz insanlar varsa her şey biraz daha güzel oluyor. Soğuk bir günde sıcacık buharıyla gelen bir kadeh mutluluk da böyleydi...


Kış bitmeden tekrar uğramalı diyelim.

*

8 Şubat 2015 Pazar

Ben teyze oldum...

Benim bir kız kardeşim yok... Bu nedenle 'dolaylı bir teyze oluş' bu ama, hislerimin kuvveti pek yerinde. Dünden beri hayata bir başka bakıyorum sanki. Böyle olunca, "insan kendi çocuğu olunca çıldırır herhalde' diye düşünmemek elde değil.

Ayın altısında Diana hastaneye gitti, hepimiz bebeğin doğacağını düşündük ama, zor bir 1,5 günün ardından sezaryen ile dünyaya geldi güzel Niko. O bizim bu taraftan ilk bebeğimiz, o yüzden daha da önemli ve garip hisler içinde herkes. 

Sonuç olarak 07.02.2015 tarihinde ilk nefesini aldı minik elli... Kendisine, büyüyünce okuması için bir mektup yazdım. Dilerim kendi gibi saf, güzel, mutlu bir ömrü olur ve şansıyla büyür. Bu fotoğrafı da Liana çekmiş beklerken, kızlar ameliyathaneyi dinlemeye çalışıyor acaba bebek doğdu mu diye. :) Ne diyeyim, çok güzel şeyler... Yoktan "var" oluyor bir küçük insancık; kendi ses tonuyla, bakışlarıyla, kişiliği ve enerjisiyle büyümeye başlıyor. "Mucize" en güzel kelime tüm bunlara...

Bir de, her ayın 8'i benim için çok önemlidir. Bu nedenle de ayrı bir hediye oldu bize... Bir Maşallah'ınız varsa alırız. :)

Hoşgeldin Nikocuk...

6 Şubat 2015 Cuma

Melerence'de Lisan Öğrenmek: #Swahili

Yabancı lisan öğrenmek gerekli, ama bundan öte çok da keyifli bir şey. Elbette bir lisanı "öğrendim" demek çok zor, adeta hiç bitmeyen bir serüven. Lakin yine de, düşündüm ki böyle farklı lisanlardan birkaç önemli kelime-cümle öğrenirsek Melerence'de, hem yararlı hem de çok eğlenceli bir çalışma olur.

Bugün ilk mini dersi Swahili ile yapalım diyorum. Swahili özellikle Doğru Afrika'da konuşulan bir lisan, Afrika'nın en önemli dili desek yanlış olmaz. Daha fazla bilgi için buraya bir klik.

Şimdii... Swahili dilinden şöyle ufak bir giriş ile başlayalım:

Habari : Merhaba

Shikamoo : Daha resmi, bizden yaşça büyüklere söyleyeceğimiz selam şekli. (Şikamoo olarak okunuyor.)

Mimi ni Melis : Ben Melis. (Tabii siz kendi isminizi koyuyorsunuz.) 

Jina langu ni Melis : Benim ismim Melis Eren. (Yine bir tık daha ciddi şekilde isim söylemek için.)

Asante. : Teşekkürler.

Asante sana. : Çok teşekkürler.

Karibu. : Rica ederim.

Ninafuraha kukutana na wewe. : Tanıştığımıza memnun oldum.

Özellikle son cümle bence tam bir klasik Afrikalı aksanı, inanılmaz bir ayrıcalık gibi geliyor bunları öğrenmek. İşte böyle, bu arada özellikle Kenya'da en önemli dil olan Swahili, aşağı yukarı yazıldığı gibi okunuyor.

Birlikte öğreneceğimiz yeni cümleleri - lisanlardan notları #MelerenceLisan hashtagi ile takip etmek-paylaşmak mümkün. 

Başka lisanlarda görüşmek üzere. :)

*


4 Şubat 2015 Çarşamba

Kanda Demir Eksikliğine Dair

Merhaba,

Takip edenler anımsayacaktır, bir süre önce bir hastaya kanımdaki demir miktarının çok düşük olması sebebiyle kan verememiştim. Genelde yorgun hisseden bir insan olsam da bunu İstanbul'a bağlıyordum ama, sebebi büyük ölçüde demir eksikliğiymiş. 

Doğrusu, size anlaşılması zor, medikal şeyler anlatmayacağım. Sadece demir eksikliği çok kişide görülen, tedavisi kolay ama bir o kadar da önemli bir konu. Bu nedenle kan testi yaptırmayı ihmal etmemenizi ve düzgün beslenerek çok daha dinç, sağlıklı ve enerjik olabileceğinizi anlatmak istedim.

Kandaki demirin az olması demek, vücudunuza yeterli oksijen taşınamaz demek. Bu oksijeni sağlamak için kalp daha çok çalışır ve bu nedenle, demir eksikliği olanlarda kalp çarpıntısı da sıkça görülür ki, kendimi bildim bileli vardır çarpıntım.

Demir eksikliği ilerlerse birçok hastalığa neden olabiliyor; bunun yanında sinirlilik, sürekli bir yorgunluk hali, nefes darlığı, dikkat toplayamama gibi rahatsız edici etkileri de var. Genellikle, demir düşüklüğünde öncelikle üç ay için bir ilaç tedavisi uygulanıyor, sonra tekrar kontrole gidiyorsunuz. Doktorum bana FerplexFol isimli demir ilacı yazdı, ilk kez bu akşam içeceğim bakalım. Her gün bir tane, şurupvari bir küçük şişe içmem gerekiyor.

Demir Eksikliğinde Beslenme

Demir eksikliği olanlar en çok kırmızı et, badem, balık, yumurta, yeşil sebzeler (ıspanak, roka vs.) ve baklagiller (özellikle mercimek) tüketmeli.

Bir diğer önemli konu ise, bu besinlerin yanında C vitamini olan yiyecek-içecek tüketirseniz, kanınızda demir emilimi daha iyi sağlanıyor. Örneğin, ıspanak yemeği yanında portakal suyu içmek gibi. Bunun yanında kalsiyum demir emilimini engelliyor, yani örneğin ıspanak-yoğurt ikilisi, vücudun ıspanaktaki demiri alamamasına neden oluyor. 

Demir eksikliğinde beslenme konusunda o kadar çok araştırma yaptım ki, bulduklarımı kısaca paylaşmak istedim. Dinç hissetmek, sağlıklı olabilmek için çok önemli bir nokta kandaki demirin kararında olması işin özü; ne de olsa demir demek, oksijen demek.

Sağlığınızı önemseyin, ertelemeyin...

Mutluluklar, huzurlar dilerim.

Melis