31 Ağustos 2014 Pazar

#Gün68 : Ağustos'un Son Günü

Gün 68 : Ağustos'un Son Günü

Zaman, ölümden sonra, dünyanın en garip ve en gerçek olgularından biri sanırım. Geçiyor da geçiyor... 

Onca resim var gözümde, geçen ay yaşadığıma yemin edebileceğim. Ama aylar, yıllar geçmiş... Böyle geçiverecek hayat da işte. Ne mutlu ki küçük mutluluklarla az da olsa doyuruyor bizi bu süreç.

Bugün Ağustos'un son günü. Tersini isteyenler de çok; fakat ben zamanın bir an önce geçmesini diliyorum. Önümüzdeki iki yıl içinde, şayet hayatta olursam, yaşamım baştan aşağı değişecek sanırım. Önemli dönemeçlerle çevrili bir yol var ayaklarımın ucunda. Zorlukları olacak tabii ama, güzelliklerine odaklandım, çalışıyorum... 

Son üç-dört yıldır sonbaharı daha çok sever oldum; bu yüzden mutluyum. Okulumun son yılı iki hafta sonra başlıyor; bu yüzden çok fena mutluyum! "Yeni hayat" yaklaşıyor; bu yüzden en mutluyum... Her şeyin en güzeli olsun dilerim, hak edilen ne ise, hayat sunsun dilerim. 

Eylül ayında, herkese bol şans, şefkat, hayalleri gerçeğe dönüştürme, çok çalışma diliyorum. Hoşçakal Ağustos, güzelliğinle git...



*

#Gün67 : Yunanca Ders Hazırlamak

Gün 67 : Yunanca Ders Hazırlamak

Derler ya, hobin neyse işin olsun, işte o hesap.

Sanırım Yunanca öğretmeni olarak hayatıma devam etsem, çok mutlu bir insan olurdum. 

Şu an Yunanca ders verdiğim birkaç öğrencim var. İnanın, o ders hiç bitmesin istiyorum. Bir - bir buçuk saat, bana on beş dakika gibi geliyor. Onlara daha uzun geliyor olabilir. :P 

67. günümde, bir diğer Yunanca dersi için notlar hazırladım, planlar yaptım, örnekler yazdım. Öğrencilerimi Yunanca konuşurken farklı ve yetkin kılacak şeyleri toparladım, hazırlandım. Bu gerçekten, garip, içten bir mutluluk benim için. Kim bilir, belki mesleğim de olur ilerde...


*


30 Ağustos 2014 Cumartesi

#Gün65 : Aşk! Geliyorum...

Gün 65 : Aşk! Geliyorum...

Kimilerine anlamak çok zor, biliyorum. Ama bu, benim için mutluluk hormonunu tavan seviyeye çıkartan, orayı da aşıp gökyüzüne ulaştıran, ölmeli-dirilmeli, cennete sürükleyen bir şey. Yine bir Selanik ve aşk hikayesi ile karşınızdayız sayın okuyucu.

Bir diğer güzel yanı da bu işin, akla gelecek her masrafımı kendim karşılıyorum bu defa. Nasıl tatlı bir özgürlük, çektiğiniz tüm yorgunluğa değiyor... Çalışın be çocuklar. Gidin, bulun bir iş, çalışın. Bir de, mavili postlar istiyorsanız, Melerence'yi arada kontrol edin. Görüşmek üzere. :)


*


#Gün64 : "AÇIM"

Bu aslında "mutluluk" mu bilmiyorum... Daha çok hayatın uyandırma, yüze çarpma, sarsma durumu. Son zamanlarda en çok etkilendiğim şeyi yaşadım 64. günde.

Cevizlibağ'daki üst geçitten geçerken, artık ne yazık ki olağan bir şey haline gelmiş, yerde oturup dilenen birçok insan gördüm yine. Fakat tam merdivenleri aştım ki, yerde oturup yüzünü kollarının arasına gizlemiş bir adamın, önündeki kartona büyük, özensiz harflerle yazdığı yazı adeta yüzüme vurdu: AÇIM.

Bakın, bilmiyorum. Gerçekten aç mı, veya 'benden daha mı çok parası var' aslında, bilmiyorum. Fakat bir akşam vakti oraya oturmuş, bir parça karton bulup aç olduğunu yazan bir adamda, bilmiyorum, garip bir şey gördüm. Yazıyı görür görmez istemsizce, öyle pat diye durdu ayaklarım. Kendimce bir şeyler verdim sonra, en azından karnını doyurabileceği işte...

Sonra düşündüm. Gidecek evim var, öyle böyle yemeğim var, işim gücüm var. En azından bir yere oturup dilenmemek için sebeplerim, getirilerim var. Bu bile o insana azıcık yardım etmeye bir sebepti o an, bilmiyorum...

Çok şükür ki Tanrı'm, aç değilim... Cebimdeki azıcık paradan utandırdı o karton beni. O yalansa bile eğer, doğru olanı da çok... Her birimiz, bizler için hayati olmayan bir miktar ile, bir sürü insana hayat umudu verebiliriz; yeter ki bakalım çevremize bir, isteyince bulması kolay... Dünya'da kimsenin aç kalmaması dileğiyle. 

*

#Gün63 : Hareket et!

#Gün63 : Hareket et!

Aslında 62. günümde uzun bir aradan sonra tekrar hareket etmeye başladım. Fakat 63. günde de şahane bir istikrarla devam edince, işte şimdi mutluluk oldu.

Ayıptır söylemesi, bizim ev spor salonu gibidir kardeşimden dolayı. Koşu bandı, bisiklet, halter masası, ağırlıklar falan derken baya bir potansiyelimiz var. :) Normalde küçük yaştan beri hep dans oldu benim için spor da, hobi de, mutluluk da. Fakat bu defa fitness ile ağırlık çalışmaya da başladım. Yook, buzdolabı gibi olmayacağım; fakat hareket etmenin, kaslarınızın açılmasının, tüm vücudun bayram etmesinin verdiği his çok güzel ve ben devam!

Her gün daha kolay olacak, vücudunuza bu iyiliği mutlaka yapın... Özellikle kadınlara mesajım. #strongwomen


*


Gün 62 : Her Gün 5 Kelime Alışverişi

Gün 62 : Her Gün 5 Kelime Alışverişi

"Alışveriş", çünkü karşılıklı, güzel bir proje bu. :) 

Artık her gün Türkçe-Hollandaca 5 kelime yazıp gönderiyorum Nicole'e, o da bana Hollandaca-İngilizce-Türkçe 5'er kelime yolluyor. Arada bir de cümle kuruyoruz ve kontrol için birbirimize gönderiyoruz; kontrol ederken, cümle doğru da olsa alternatif kelimeleri, deyimleri ekliyoruz. Lisan öğrenmenin en mükemmel yollarından biri, gerçekten çok yararlı oluyor. Yakında çok acayip Hollandaca konuşan bir Melerence görebilirsiniz. :)



*

Gün 61

Gün 61 : Yeni Bir Hafta

61. günde yepyeni bir hafta başladı; zorlu, umutlu, bir an önce zamanın geçmesini dileyerek... İnsan çalışmaya, o garip döngüye de alışıyor. Bir kez daha anlıyorsun ki yaptığın şeyi az da olsa sevebilmek çok mühim bir şey. Dilerim herkes tutkularının peşinden gitme fırsatını bulur bir şekilde ve bunu sevdiği işe dönüştürebilir. Başarıya giden yollar dikenlidir...

24 Ağustos 2014 Pazar

Bir Garip Ülke: Lüksemburg


Fransa, Almanya ve Belçika tarafından çevrili, küçücük, yaklaşıl yarım milyon nüfuslu, güçlü ekonomisiyle, "garip" bir ülke Lüksemburg.


Gün 60 : Melerence Okurlarına Teşekkür

Gün 60 : Melerence Okurlarına Teşekkür

Selamlar!

60. günümün mutluluğunu bana sizler verdiniz. 

Bugün Melerence'yi tam tamına 30.000 kişi okudu. :)

Blog dünyasında eğer tek, belli bir konu üzerine yazıyorsanız ve sürekliliği, kaliteyi sağlayabildiyseniz, okunma sayısı nispeten daha hızlı artacaktır. Fakat benim gibi "her telden, bence" yazıyorsanız, eh, biraz daha yavaş olacaktır; ancak nokta atışı yapanlar bulur bloğunuzu.

Buna rağmen bu güzel sayıya ulaştığımız için çok mutluyum. Melerence artık benim çocuğum gibi oldu, yaşadığım her şeyi ona uyarlamaya çalışıyorum, otomatik, garip bir şey bu.

Tam 30.000'i yakalayayım dedim ama, 30.001 oldu! :) Öyle bir sistem olsaydı 30.001. kişiye bir ödül falan ayarlardık ama maalesef göremiyoruz. :P

*

Bugüne dek birçok konuda, birçok mail aldım ve elimden geldiğince yardımcı olmaya, fikrimi paylaşmaya çalıştım. Her bir mailinizde, geri dönüşünüzde çok mutlu oldum ve inanıyorum ki bundan sonra da güzel gidecek her şey.

Teşekkür ederim.


Sevgiyle,

Melis



Gün 59 : Hollandaca Adımları

Gün 59 : Hollandaca Adımları

59. günümdeki mutluluğum saatlerce, çok keyif alarak çalıştığım Hollandaca'm oldu. Günden güne açılıyor düğümler; lisan öğrenmeyi gerçekten çok seviyorum. 

Bir lisan öğrenme sitesi diyor ki: Günde 3 saat bir dile çalışırsanız, 1 yıl sonra akıcı şekilde konuşabilirsiniz. Hollandaca ile ilgili hedefim, her şey iyi giderse yüksek lisansa kadar -ki bu bir yılımız var demek- çok çok akıcı olmasa da, hemen her işim için güzelce konuşacak şekilde konuşabilmek. Sürekli radyo dinliyorum ve internet üzerinden, gramer kitabından, sitelerden çalışıyorum. Bir de Nicole ile arada Hollandaca-Türkçe ders yapıyoruz, o da çok yararlı oluyor. İnternet o kadar mükemmel bir şey ki, "bulamadım, öğrenemedim" rafa kalktı artık.

Hollandaca öğrenmek isteyenlere tavsiyem ise şu site;

http://www.learndutch.org/

Çeşitli sosyal ağlarda hesapları var ve önce video dersi izleyip, sonra testini çözebiliyorsunuz. Çok sevdim!

Görüşmek üzere diyelim,

Doei!

22 Ağustos 2014 Cuma

Gün 58 : Bişenk geliyor!

Lise 3'teydim galiba. Sınıfa yeni bir kız gelecekti; adı listede var da, kendi yok. İki hafta sonra falan gelmişti. Ama gelmeden adı olay yarattı: "Bişenk". O ne ola ki? Japonca mı, nedir?

Yok canımlar, Japonca değildi, Şırnakça. :) Kürtçe "Salkım Söğüt Ağacı" demek olan bu güzel isim, şimdi bana çok tanıdık. Üniversiteyi kazanınca başka şehirlere gittik, bazen uzun süre konuşamadık; ama beş ay sonra karşıma çıksa, hiç zaman geçmemiş gibi devam eder dostluğumuz. Yanında sıkılıp ne konuşacağımı düşünmediğim, bazen sadece sustuğumuz, bazen çocuklaşıp, bazen dev yürekli çocuklar olduğumuz, nadir bir güzel insan. Hayatta onun arkadaşlığı sayesinde çok şey öğrendim. Üstelik Kürt Kültürü'nün tam ortasına düşüverdim, Bişkek'in yeğeni bana da teyze diyor ki kendi yeğenimden azıcık ayırıyorsam gözüm çıksın'lık hisler besliyorum. 

İşte efendim, bu zipidik az sonra bize geliyor, pek mutluyum. Her zamanki gibi dediği saatten ortalama iki saat sonra geliyor ama, ona da alıştırdı eşek, olsun. :) 

Bu arada Ekim sonunda tatile gidiyorum, Şırnak'a! Rota Diyarbakır, Mardin, Şırnak olacak; gerçekten hayatımda bu kadar heyecanlandığım çok az şey oldu, günleri sayıyorum! Artık bizlerden gizlenen, Şırnak'ın güzel yüzünden bahsetme vakti geldi; bu iş bana düştüğü için ise gururdan ölebilirim. 

Haydi geçsin günler; önce Selanik, sonra Şırnak. :)

Görüşürüz, şew baş baş!

*

Gün 57 : Flamenco'ya Dönüş

Gün 57 : Flamenco'ya Dönüş

İlk izleri 2-3 yaşından bende dansın. Çocukluğumu düşündüğümde, hep bir 'yarışmalara katılma, gösteriye çıkma, dans eden diğerleriyle grup kurma' çabaları içinde bir Melis geliyor gözüme. 

Maalesef üniversite ile birlikte uzaklaştım ruhuma çok çok derinden ulaşan bu işten. Üniversite 1'de Flamenco yapan erkek dansçı ilanları hazırladım okula asmak için; sonra önce bir derslerini gör bak bakalım ikisini yürütebiliyor musun, talepleri üstüne tamam dedim, bekleyeyim. Sonra bu bekleme hiç bitmedi, aldı götürdü hayat.

Fakat şimdi, gerçekten ruhuma ekilmiş bir tohum olduğunu düşündüğüm bu dansa, müziğe geri dönüyorum. Özgürlük gibi bir şey bu, herkesin tatması gereken... 


Son Flamenco gösterisi bu idi bende... 

Sevgili gibi özledim; kavuştuk. :)


*


20 Ağustos 2014 Çarşamba

Gün 56 : Sonunda bitti! Galiba.

Gün 56 : Sonunda bitti! Galiba.

Efendim, Erasmus süreci başladığında, "başıma geleceklerden" habersizdim. Tamam, bir iki söylediler ama, bu kadarını beklemiyordum. Kağıtlar, belgeler, olmamalar, tekrar getirler; bugün deyim olarak değil, gerçekten koştum İletişim Fakültesi-Akademik İlişkiler arasında.


Bunlar bugün Akademik İlişkiler'e verdiğim belgeler. Bundan sonra bir de bizim fakülteye verdim bir tomar... Dilerim her şeyi kabul ederler, zira artık işten izin alacak halim kalmadı Tanrıcığım, duy sesimi.



Tüm bu koşturma bitip, kadına on beş kere "Tamam, daha benim yapacağım bir şey yok, dimi? Dimi ya? Dimi??!" diye sorduktan sonra, kendimi adeta sekiz yıllık hazırlıktan sonra ÖSS'den çıkmış, ilk tercihime kabul edilmiş gibi hissettim. Şu an geriye kalan tek şey (öyle sanıyorum ki) kendi fakültemce ders eşleştirmelerimin kabul edilmesi ve sisteme işlenmesi. Haydi canlarım, son bir gayret!

Dualarınızı "Melerence" başlığı altında beklerim. VOHO!

*


#Gün55 : Yunanistan'dan ne alayım?

Gün 55 : Yunanistan'dan ne alayım?

Yorucu bir iş günü, sorgulanmaya devam edilen bir hayat, kurcalanan düşünceler... HOP! Oğlum Eylül'de Yunanistan'a gidiyorum! Püüf, tuzla buz sıkıntı potansiyeli olan her şey!

Voho! Sanırım insan böyle mutlulukların peşinden gitmeli, bu da benimki işte. Oturdum, ağzım kulaklarımda güzel bir liste hazırladım. Bir dahaki sefere kadar depolamam gerekiyor bazı şeyleri, bu henüz taslak da olsa, "Yunanistan'dan ne alayım?" listem şöyle;


  • Lacta; paket paket Lacta!
  • Frappe kahvesi.
  • Kesin yeni magnet çeşitleri çıkmıştır!
  • Yeni kupalar da çıkmıştır?!
  • Dev bir zeytinyağı.
  • Feta.
  • Zeytin depola, of course!
  • Top 3 Yunan içkilerinden: Ouzo, tsipouro, retsina.
  • Daha çok, daha çok kartpostal.
  • Bulursam, Dakos yapmak için Girit peksimeti.
Şu an aklımdakiler bunlar, Yunanistan'a gidecekler için de bir öneri listesi oldu aynı zamanda. Haydii, günler geçsin, Melerence'ye Selanikli yeni yazılar gelsin. :)

Görüşürüz gençler!

Melis



19 Ağustos 2014 Salı

#Gün54 : Çalışırsın ve yollar bir bir açılır...

#Gün54 : Çalışırsın ve yollar bir bir açılır...

Selam, ben artık Hollandaca konuşan bir insanım! :) 

Tamam, bir günde olmadı tabii bu; ama çok beğendiğim gramer kitabından sonra baya diyaloglar kurmaya başladım, telefonda da konuştum bir kere, voho! :) Her ne kadar gidecek çok yolum olsa da, artık o "ilk kilit" açılmış gibi hissediyorum. Hangi kelime sıfattır, nerede ne olmalı, neden başa gelmiş vesaire anlamaya başladım. 

54. günümün mutluluğu ise, konuyla bağlantılı olarak, 30 soruluk alıştırmamı full doğru yapmam oldu. :) Baya baya mutlu etti beni sonuç, kendine kendime şöyle dedim: "Çalışırsın ve yollar bir bir açılır." 




Çalışmaz, sadece isteyip-şikayet edip durursan, kadere sataşıp durursun bir ömür...

Denildiği gibi; hayal edebiliyorsanız, gerçektir...

Oturun bir sohbet edin kendinizle; ne istiyorsunuz bu hayattan? Ne olmayı, nasıl olmayı, nerede olmayı hayal ediyorsunuz? Ardından bu hedefe ulaşmak için ne adımlar atılmalı, onu düşünün. Sonra da... Atın, olsun.

*



17 Ağustos 2014 Pazar

#Gün53 : Anneanne Etkisi

Gün 53 : Anneanne Etkisi

Çok mutluyum bugün. Öğlen anneannem geldi. :) Görseniz, öyle şekerdir ki! Öyle kibarcık, açık mavi gözleriyle, hala inanılmaz güzel... 

Kolay olduğunu sandığım bir sağlık problemine dair burada ama, hayırlısı ile güzel güzel halledeceğiz bakalım. Daha önce bir tedavide vücuduna taktıkları ufak bir parça çıkarılacak sadece, dilerim çabucak bitip geçecek.

Daha önce anneannem ve dedemin hikayesini yazmıştım sizlere. Burada bahsettiğim gibi, yemyeşil, sebze-meyvelerin büyüdüğü bir bahçeleri var evin arka kısmında. Bizde anneannenin gelmesi; taze köy biberi, bahçeden domates ve büyük incir ağacından doğmuş taze incirlerin de gelmesi demek. Öyle garip, tatlı bir hava doldu evin içi... Dedemi araba tuttuğu için gelemedi ama, ben hala dedemi de buraya alıp geri dönmemeleri konusunda ısrarcıyım. Gerçi... Bencillik olurdu insanları güzel doğadan koparıp, İstanbul batağına getirmek. Ama olsun, özlemek de tatlı; biberler de...






*


16 Ağustos 2014 Cumartesi

Belçika: Brüksel'de Üçüncü Gün


Selamlar,

Daha önce Brüksel'de Birinci Gün ve Brüksel'de İkinci Gün 'ü yazmıştım; şimdi bu serinin son yazısında sıra. Fransızca'nın sokaklarda gezindiği bu güzel, binlerce kültürün bir arada yaşadığı şehirdeki üçüncü günümüz, hostelde yaptığımız kahvaltı yaparak, güneşli bir biçimde başladı. Çok beğendiğimiz otel tadındaki hostele dair, serinin diğer yazılarından bilgi alabilirsiniz.

#Gün52 : Dostluk

Gün 52 : Dostluk

Bugün sabah 7 gibi eve geldim. Gianna'yı Selanik uçağından alıp aktarması için bekledik, planlar, hayaller, sohbetler yarattık. Çok sevdiği simitten yedik, illa ince belli istediği bardakta çay içtik. Yorgunluk güldürmeye başladı en son, biraz sızıverdik oracığa, sonra ben o meşhur kapıdan yolladım kızımı.

Ntiana'nın düğününden fotoğraflarımızı da getirmiş ki, düğünü yazacağım vakit bulunca. Bir de Liana bir milyonuncu magnetimi göndermiş yine, yerlerini buldu onlar da; öyle karşılıklı magnetleşiyoruz biz, onların bütün buzdolabını ben kapladım, hehe. :)

Derken, bu günün mutluluğu geceden, sabaha, akşama doğru yayılarak devam ediyor; hayat güzel sanırım!

*

Bir de şu dış hatlar gelişe karşı bir hassasiyetim var ki sormayın... O kadar güzel mutluluklar yaşanıyor ki, oturup izleyesim geliyor sabaha kadar.

Güzel insanlar, güzel olaylar, bazen ise tam tersi... 

Güç veriyor hayallere olan yolda, vaktimiz olduğunca, hakkımız olan neyse, onu yaşamak dileğiyle.

*


15 Ağustos 2014 Cuma

#Gün51 : Deniz Kokan Misafirler

Gün 51 : Deniz Kokan Misafirler

45 dakika sonra havalimanına gidip Gianna'cığımı alacağım, Selanik kokusu, deniz kokusu, tatlı kızım, kardeşim geliyor! Boşuna kardeşim demiyorum, garip bir şekilde de benziyoruz kendisiyle, birlikte görüp de söylemeyen kalmıyor. :) Bugün sabaha kadar havalimanındayız bakalım, mutluyum ben, mutluyum!

Derken, yarıladık da, +1 geçtik mutlu günlerimizi. Yapın bunu sayın okur, gerçekten "aslında" sandığınızdan daha mutlu biri olduğunuzu gösteriyor size bu mutluluk projesi. 

Haydi, ben çıktım, geiaa!

*

#Gün50

Gün 50 : Kaç kere dinledim ben bu şarkıyı?!

Üç gündür beni anlamsızca çok mutlu eden bir şarkı var. Bu aralar Yunanistan'da baya ünlü oldu, birkaç yerde rastlamıştım. Ardından Derti Fm'i dinlerken yine karşıma çıktı ve evde de dinlemeye başladım, az önce telefonuma indirdim, aaa... Sözleri de çok eğlenceli. :) "O adamın evinin önünde dikileceğim ve seni kaçıracağım ondan; benim gibi sevmiyor seni, umrumda değil ne olacağı, söyle ona bırakmıyorum seni, hiçbir yere gitmiyorum!" falan diyor, çok şebelek. :) 

Buyurun dinleyin, enerjilenin, neşelenin. Ben birkaç günü daha bu şarkı ile geçireceğim gibi duruyor.





13 Ağustos 2014 Çarşamba

#Gün49 : Aşk ve Selanik

Gün 49 : Aşk ve Selanik

Karnıma garip bir ağrı giriyor düşününce, başka bir gezegene, alışmış olduğumun dışına çıkmak, başka bir ülkede olmanın verdiği garip, her insanın bir kez de olsa tatması gereken hissin iç gıdıklayışı, sahilin ta başından sonuna büyüsü hissedilen Beyaz Kule'nin silüeti, alacağım lezzetlerin, yeni hatıraların heyecanı... Aşk değil de nedir bu?

Birkaç gün önce Thassos'a gideceğimi yazmıştım. Planları biraz genişlettim...

Selanik'e gidiyorum.

Bugün çoğuna saçma gelecek bir şeye çok mutlu oldum. Düşünüp taşınıp Selanik'e gitmeye karar verince, daha önce kaç kez bu şehre gittiğimi düşünüp hesaplayamadım bir türlü. O kadar çoktu... Bu, içime anlamsız, derin bir mutluluk saldı. Gerçekten bazı şeyler, bazı hisler çok "anlatılmaz". Tutku, buna denir sanırım. Gülüşlerim bambaşka orada, basit bir yolda yürüyüşüm bambaşka, hisler bambaşka... Ben bir başkayım Selanik'te.



Selanik'te uçan bir Melis...
Selanik'in kendisi aşk, benim için aşk Selanik'te aynı zamanda... Güzel kardeşlerim beni bekliyor akşam yürüyüşleri, yepyeni anılar, belki bir de Xalkidiki ziyareti için... Bol gülmeli, aşk dolu, mutluluk ibremin gökyüzünü aştığı bir ziyaret olsun yine. Bekleyin beni Per'ler. :)

Bırakın amaları, ruhunuz neredeyse, hayatınızı oraya doğru götürmek için elinizden geleni yapın. Robin Williams'a çok üzüldüm ama, bir yandan teşekkür de ettim. Ölümün gerçek, garip doğasını tekrar hatırlattıği için. 

Bu hayat kısacık ve sizin...  Artık geç olmadan, yola çıkma vakti.

Ben bugün gerçekten mutluyum...

*

#Gün48

Gün 48 : Karşılıklı yardımlaşmanın güzelliği.

Elbette bu demek değil ki iyilikleri karşılık bekleyerek yapın. Fakat size öğretecek bir şeyleri olan birine öğreteceğiniz bir şeyler varsa, o zaman dünyanın en mutlu edici duygularından biri ziyaretinize gelecek demektir. :)

Hollandalı arkadaşım Nicole Türkçe öğreniyor ve ben Hollandaca öğreniyorum. Daha önce Hollanda'da bir kafeye gidip yaklaşık 3-4 saat Türkçe-Hollandaca çalışmıştık ki, inanılmaz yararlı bir yöntem. Bugün de online olarak birbirimize lisanlarımızı öğretmeye devam ettik. Bu sayede hem yaptığınız yanlışları anında düzelten biri oluyor, hem de çok yerel olan, sağlam deyişleri öğrenebiliyorsunuz. Yorgun bir iş gününden sonra çok mutlu etti beni bu mutual yardımlaşma.

Bu arada, sanırım artık Türkçe'yi de daha iyi biliyorum. Mesela Nicole soruyor dün: "Yine ve tekrar kelimelerinin farkı ne? Yeniden de aynı şey mi? "Uyumaya gidiyorum." diyoruz ama neden "Elbise almaya istiyorum." demiyoruz?"

Adeta Türkçe'nin şifresini çözdüm.

*

#Gün47 : Sinirler altında.

Gün 47 : Sinirler kontrol altında.

Mı? 

Bugün başkalarının saçmalıkları için kendime zarar verip sinirlenme üzerinde düşündüm. Aslında ne kadar aptalca değil mi? Ama insanın kendini kontrol altına alması, dünyadaki en zor şeylerden biri sanırım. Evet, henüz tamamen başaramadım ama, en azından bu konuya özel ilgi göstermeye başladım bugün. Sıkma canını. Ölüm var, vaktini saçmalıklara harcama.

*

11 Ağustos 2014 Pazartesi

#Gün46

Gün 46 : Duvarları yıkacak bir şey yap.

Çoğu hiçbir şey bilmeden, sadece "biliyor" gibi. Duvarlar, -malı'lar... Ne güzel laftır; doğru veya yanlış yok, toplumun kabul edip etmedikleri var. Yık duvarları, sadece kalbini dinle.

Veee... Ben de uzun zamandır istediğim bir seyahatı planladım, tatile gidiyorum gençler! Nereye mi? Şırnak'a! :)

Yıllarca bizlere televizyondan gösterilen safsatayı yıkıp geçmeye gidiyorum. O kadar heyecanlıyım ki; Melerence'de yazacağım her şeyi. Ekim sonu gibi planlıyorum bakalım! Tabii öylece çantamı alıp gitmiyorum... Benim kardeşim diyeceğim arkadaşım Bişenk Şırnaklı, şimdi Diyarbakır'da okuyor. Önce Diyarbakır'a, sonra hayallerin hayali Mardin'e ve oradan Şırnak'a. Her şey iyi giderse plan budur; uzun zamandır bu kadar heyecanlanmamıştım bir şeye. Takipte kalın, Melerence yollarda!.. :)


10 Ağustos 2014 Pazar

Erasmus'a Dair Notlar

Uzun zamandır yazmak istediğim bir yazıya başlıyorum sonunda...

Bu yazıyı okuduğunuza göre, büyük ihtimalle ya Erasmus'a gitmeye hazırlanıyorsunuz, ya da gidebilme hayali kuruyorsunuz. Geçtiğimiz dönem Hollanda'da Erasmus yapmış biri olarak, bildiğim hemen her şeyi sizinle paylaşmak istiyorum.

Dil Sınavı: Yapabilir miyim?

Brugge: Belçika'da Waffle


Fransızca'da bal peteği anlamına gelen "wafla, wafel" kelimeleriyle isimlendirilmiş, Belçika asıllı bir hamur tatlısı waffle, hemen hepimizin aşina olduğu üzere. Belçika waffle'ı ise artık efsane olmuş bir tat; biz Brugge'a gittiğimizde de aklımızda bu vardı, bakalım onca övülen tat nasılmış diye.

9 Ağustos 2014 Cumartesi

#Gün45 : Hayaline doğru büyük bir adım at.

Gün 45 : Hayaline doğru büyük bir adım at.

Ne çok hayal taşıyoruz içimizde... Tanrı gücenmezse, ben onlara "plan" demek istiyorum. 

Liseden beri, üniversiteyi kazanıp Erasmus'a gitmeyi hayal ederdim. Üniversiteyi kazandım, 2,5 yıl geçti, ben hep bu hayale koştum... Allah herkese bu histen bol bol versin ki, bir hayaliniz için çok uzun zaman uğraşıp, sonunda olduğunu görmek, o hayali yaşamak çok güzel, motive edici bir his. Bu da böyle oldu benim için; ama gerçekten çok ve aşkla çalıştım.

Her ne kadar bazen devreye "şans" faktörü de girse, son zamanlardaki en büyük hayallerimden biri gözüme kestirdiğim master bursunu almak Hollanda'da. Takip edenler bilir, zaten bir süredir Hollandaca çalışıyorum ve o zamana dek nispeten akıcı konuşmayı planlıyorum bakalım. Nazar değmesin ama, günlerdir IELTS için de güzel adımlar attım, listening biraz "haydi bakalım" ama, olacak bu iş kısmet ise. :)

Bugün bu hayalime, planıma yardım edecek bir adım atıp, hiçbir yerde bulamadığım kitabı Taksim'de buldum ve hemen çalışmaya başladım.



Lisan öğreniminde elinizde bir program olması çok önemli gerçekten, ne zaman, hangi konuyu öğreneceğinizi bilmek çok yardımcı oluyor. Bu yüzden var olan birikimimle bu kitaptan bir bir bitire bitire gideceğim üniteleri. Dilerim seneye bugün valiz topluyor olurum... 

Haydi, hayalinize doğru büyük bir adım atın!

*



8 Ağustos 2014 Cuma

#Gün44 : Paylaş.

Gün 44 : Paylaş.

Bugün sevdiğim bir şarkıyı sizinle paylaşarak mutlu olmak istiyorum. 

Açıkçası, Yunanca şarkı birikimim oldukça geniştir hani; özellikle eski şarkıları iyi bilirim. Fakat bu daha modern, yenilerden, çok sevdiğim bir şarkı ve yine sevdiğim bir sanatçı Melina Aslanidou seslendiriyor. Buzikinin şahane tınıları garip bir şekilde ruhuna giriyor insanın, lisanı anlamasanız da hissedeceksiniz, emin olun...

Melina Aslanidou - To Lathos (Hata)


*

#Gün43 : Yağmur!

Gün 43 : Yağmur!

Ama o kadar çok mutlu etti ki beni! Önceden yaz olsun, güneş olsun iken şimdi çok hoşuma gidiyor yağmur. Hollanda'da en güzeline alıştım, belki özlemdir... Fakat her ne kadar bir an eve gidemeyeceğim diye korksam da, sesi yeter, kokusu yeter. Yüzde garip bir gülümseme bırakan yağmura sevgiler. :)


Burada da şirketin yağmur gören masum köylüleri var.




*

#Gün42

Gün 42 : İş yerinde mutluluk, mümkün müdür haala dırı dırı dım...

Mümkündür! Küçük görünen güzel değişimlerle, gayet mümkündür. Masanızı veya odanızı seçme şansınız olmaz sanıyorum; fakat kendi alanınızı istediğiniz gibi kullanıp, size güzel günleri hatırlatan anıları yerleştirebilirsiniz bu alana. Ne mutlu ki bizim ofis odamız da değişti ve tam bir değişim tazeliği geldi üstüme. Huzurlu, yeni masamdan bir kare ile...


6 Ağustos 2014 Çarşamba

Utrecht'te Bir Gün


Hollanda'da en çok sevdiğim şehirlerden biri, Utrecht. Turistik olduğu kadar tarihi anlamda da çok değerli; Hollanda'nın en eski şehirlerinden biri. Kanalları, güzel evleri, yemyeşil ağaçlarıyla, "Burada yaşanır..." dedirtiyor insana.

İnternetten yapacağınız küçük bir araştırma, size Utrecht'te kolayca yolunuzu bulduracak; toplu taşıma araçları hemen her yerine gidiyor şehrin. Bu arada, Hollandaca'da "Ütreht" olarak okunuyor ismi. 

5 Ağustos 2014 Salı

#Gün41

Gün 41 : Go for IELTS!

Lisanlarla aram iyidir. İlkokuldan üniversiteye, en iyi derslerimden biri hep İngilizce olmuştur; üstüne bir de Hollanda'da yaşayıp çok yoğun bir ders programını İngilizce olarak atlatınca, pratik konusunu da nispeten çözmüş oldum. 

Bu yıl okulum bitiyor ve master için Hollanda'ya gitmek istiyorum; gitmek istediğim üniversite, bölüm, şehrim belli. Sadece burs almalıyım ve burs & üniversite başvurularındaki en öneli kriterlerden biri IELTS sonucunuz. Ne mutlu ki, internette örnek sorulardan ipuçlarına, kendini test edebileceğiniz birçok kaynak bulunuyor. Aylardır başlayayım çalışmaya diyordum, bugün başladım bakalım. Şubat - Mart düşünüyorum sınavı, o zamana kadar iyice asılacağım... 

Sınava girmiş-girecek olanlardan tavsiyeler çok güzel olur.

Diğer IELTS adaylarına da çok çok başarılar.

#GoHard :)

*

#Gün40

Gün 40 : Kemer sıkma politikasına başla... Tasarruf!

Ben ve tasarruf... Ayrı dünyaların varlıklarıyız. "-dık" yani.

Babam der ki: "Herkes para kazanır, para kazanmak zor değil. Önemli olan nasıl harcayacağını bilmek, yoksa geldiği gibi gidiverir, hiçbir şey anlamazsın."

Açıkçası özellikle kendi paranızı kazanmaya başlayınca, biraz daha iyi anlıyorsunuz bu değersiz şeyin değerini. Benim kıyafet, takı toka hastalığım yoktur; ama canım bir şey istiyorsa da kaçınmam doğrusu. Fakat  hayal-planlarım arasında biraz "büyük" istekler olduğu için böyle bir altyapı da hazırlamak istedim kendime. Elbette hayatta her şey olabilir, her zaman hazırlıklı olmak lazım diğer yandan... Çarçura son işin özü, toparlanma vakti.


3 Ağustos 2014 Pazar

#Gün39 : Ik wil een poes!

Gün 39 : Verdiğin emeğin meyvelerini topla.

O ne güzel histir... 

Bugün, Hollandaca öğrenimine verdiğim emeğin küçük meyveleri düştü kucağıma. Çok lezzetliydiler... :) Hollanda'dan, bir ikinci el dükkanından aldığım çok temiz çocuk kitapları var elimde, gerçekten lisan öğrenimine çok yardım ediyorlar. Bir de ENG-NL ve NL-ENG sözlükler almıştım 1,6 Euro'dan ki, sayfalarını ilk ben açtım sanırım, o kadar tertemizdi. Derkeen, bugün önceleri hiçbir şey anlamadığım "Bir kedi istiyorum." adlı kitabımı okudum ve hemen her şeyi anladım. Böyle olunca insan daha keyifle çalışıyor, "Ben bu lisanı çözerim arkadaş!" diyor. :) 


Şimdii daha da lezzetli meyveler toplamak için emek vermeye devam...



*


2 Ağustos 2014 Cumartesi

AMS-IST Seyahat Hikayesi ve Hediyelik Eşyalar

Merhabalar...

Bir ayı biraz geçti Hollanda'dan dönüşüm. Her ne kadar hayırlısı ile yakında tekrar git(-debil)mek için hazırlık yapsam da, şimdiden her şeyi çok özlüyorum gerçekten. En çok da çok kuvvetli ve sık yağan yağmuru, kararsız havayı, penceremin önünde hışırdayan devasa ağaçları ve sarı bisikleti... Bir de, akşamları pencereden bakınca etrafta koşturan yabani tavşanları görmeyi.

Derken, döndüm ve üç gün sonra işe başladım. Hollanda'da iken Keti ile çay yapıp, mutfakta saatlerce iş ilanları sitelerine bakıp, arada bir yorum yaparak başımızı tekrar bilgisayara gömdüğümüz anlardan anlaşıldığı gibi, zaten dönünce çalışmayı çok istiyordum. Ama yine de her şey çok hızlı oldu; devamlı söylediğim şey şuydu: "Hayat çok hızlı değişiyor, tepetaklak oluvermek çok kolay ve ani."

Fakat bu metinde bunların dışında, dönüş hikayemden ve Hollanda seyahatinizden alacağınız "olmazsa olmaz hediyelerden" bahsetmek istiyorum. 

Uçuş saatine çok çok yakın açılan kapıların ardından, yine bir THY yolculuğu başladı benim için. Yerleşme bitince Türk lokumu faslı oldu.


#Gün38 : Ege mutfağını keşfet!

Gün 38 : Ege mutfağını keşfet!

Yemek yapmayı çok çok çok seviyorum. Ama en çok da böyle enteresan şeyler deneyeyim, güzel olsun, herkes çok şaşırsın, onu seviyorum. :) Ege mutfağı ise hazırlamayı ve yemeyi en çok sevdiğim yemeklerden oluşuyor. Bugün hem elimdek Yunan Mutfağı isimli kitaptan, hem de orijinal Yunanca sitelerden tarifler topladım ve bunları ortak bir tarife dökerek Yunan usulü deniz börülcesi salatası yaptım. Klasik, sadece sarımsak ve limonla da yapan var; ama sirke, sarımsak, limon, nane gibi vazgeçilmezler olduğu sürece bu çerçevede oynayabilirsiniz tatlarla. Bu tarifin içinde küçük renkli biberler ve soğan da vardı ve oldukça yakıştı salataya.


Ve burada bir de bonus lezzet var. :) Çok kolay ve çok taze bir içecek; soğuk su, nane yaprakları ve kabuğu soyulmuş şeftali parçalarını karıştırmanız yeterli. Bu arada evet, Ağustos'un 3'ü geldi bile...


*


#Gün37

Gün 37 : Ruhunu görünebilir kıl.

Doğrusu, hiç "fashion, style" vs. insanı değilimdir. Giydiklerimde mümkünse bolca mavi, deniz tonları bulunsun yeter... Fakat böyle şa-ha-ne, adeta benim için üretilmiş şeyler bulduğumda da, ruhumu görünüşümde yansıtmayı çok seviyorum. 


Bugün, feeling like a Greek goddess!
*

#Gün36

Gün 36 : Kendi gelirinle, uzun zamandır istediğin bir şeyi kendine armağan et.

Evet, dolayısıyla bir an önce kendi ayaklarınız üzerinde durma vakti. İnanın daha tatlı bir şey yok... 36. günde uzun zamandır istediğim bir şeyi, yeni işimin ilk maaşı sayesinde kendime armağan ettim. Ne maaş, ne istediğim fani bir şey; bu işin en güzel yani, o şahane his. Özellikle kızlar, bir an önce kendi ayaklarınızın üzerinde durmaya başlayın, var olmak ancak böyle öğreniliyor.