24 Eylül 2017 Pazar

Annemin Bandoya Yazılma Hikayesi

Anneannemi, ve onunla beraber aklımın bir kısmını da kaybettiğimden beri, birkaç ay, bazen birkaç hafta arayla tekrar tekrar anlattığı anıları düşünüyorum ara ara. 

Onun çocukluğundan, annemin çocukluğundan, bazen benim çocukluğumdan... Öyle naif kadındır ki o; insan onu hiç kıramaz, aynı hikayeleri heyecanlı, kibar kibar anlatışını sonuna kadar dinlerdi hep. 70'ine gelmiş bir kadının belleğinde yer etmiş değerli hikayeler seçmesine aitti o anılar ne de olsa, ne anlatacaktı ya başka? Hemen hepsini ezbere bildiğim o anıları, anneannem gittikten sonra daha çok düşünür, unuttuğum veya bir bilmediğim bir ayrıntısı çıktıkça kendime kızar oldum. Daha iyi dinlemeliydim onu, kaç defa anlattı ya! Arada anlattığı bir anı aklıma geldikçe yokluyorum o yüzden kendimi, "Dur, nasıldı, her şeyi hatırlıyor muyum? Sonuna kadar kendime bir anlatayım bakayım..." diyorum. Annemin bandoya yazılma hikayesi de bu anıların en meşhurlarından biri. Üstelik benim de favorilerimden... 


Fotoğrafta, önceki uzun saçlı kız annem. 

Ortaokul civarı, anneannemlerin durumunun pek de parlak olmadığı bir dönem. Okulda bando takımı kurulacağı haberi yayılıyor, öğretmen "Ailenize danışın, izin verirlerse bando takımına katılabilirsiniz." diyor. Annem pek heyecanlanıyor, evi bekleyemeden okuldan müsaade isteyip anneannemi arıyor izin almak için. Biliyor ki çok paraları yok; bir sürü kıyafet lazım şimdi bandoya, şapkası ayrı, ayakkabısı ayrı... Ama bir şansımı deneyeyim diyor yine.

Arıyor annesini, böyle böyle, katılabilir miyim bandoya diyor? Anneannem "Tabii ki katıl kızım, elbette izin veririm!" diyor, annem şaşkın! Bu kadar kolay olacağını hiç düşünmemiş oysa ki, bir dakikada anneannemden izni koparıyor.

Gün bitiyor, akşam eve gidip anneannemin boynuna sarılıp teşekkür etmeye başlıyor. Anneannem şaşkın, "Ne oldu kızım? Ne araması, ne bandosu? Sen beni aramadın ki hiç bugün."

Meğer annem evin numarasını karıştırıp başka bir kadını aramış. :) Kadın da kendi çocuğu sanıp izin vermiş. Sonra da vazgeçememişler, anneannem çok iyi bir terziydi benim, bütün kıyafetleri o dikmiş bando için. Hep şey derdi: "Gittik beyaz kumaş aldık, o beyaz pileli eteğin pilelerini tek tek dikene kadar neler çektim ben bilsen." :) Zorlukların peşinden güzellik gelmiş yine böylece, en güzel anılardan birine dönüşmüş sonra. Bugün beni hala mutlu edebilen bir anıya.

Çocukluğumu güzelleştiren kadın, mükafatın bol olsun.

*

19 Eylül 2017 Salı

"Meşhur" Mantar Çorbam :)

Selamlar,

Aile arasında nereye gitsem herkes bana çorba yaptırıyor. :) Birkaç çorba tarifi var ki hem pek severim, hem yiyenler pek sever. Bunlardan biri de bu "meşhur" mantar çorbası... Esasen çorbalara aşina olanlar için pek ekstrem bir tarifi yok ama özellikle bilmeyenler için mutlaka denemenizi öneriyorum, zira nefis oluyor.

Malzemeler
400-450 gram mantar
1 büyük soğan
2 kupa süt
2 çorba kaşığı un
2-3 kupa sıcak su
Sıvı yağ, tereyağı
Tuz, karabiber, kırmızıbiber

16 Eylül 2017 Cumartesi

En Sevdiğim Smoothie Tarifi

Meyve yemeyi sevsem de sanırım alışkanlık haline getirmediğim için çoğu zaman gerçekten 'unutuyorum'. Bu anlamda bana en çok yardımcı olan şey smoothieler. Öyle çok geniş bir tarif yelpazem yok ama birkaç tane çok sevdiğim versiyon var. Birini sizlerle paylaşmak istedim bugün. Malzemelerin türevleriyle yer değiştirebileceğiniz tarif ise şöyle;

15 Eylül 2017 Cuma

Kaş ve Kirpik Uzatan Reçetem

Tam olarak sonuç aldıktan sonra yazmak istediğim bir 'reçetem' var sizlere bugün. Uzun bir araştırmadan sonra bu iki yağı karıştırarak kaş ve kirpik uzatılabileceği, gürleştirebileceği sonucuna vardım okuduklarımdan; lakin elbette önce deneyip bir sonuç görmek istedim. Özellikle kaş konusunda oldukça başarılı olduğunu görünce de mutlaka yazmak, paylaşmak istedim.

İki malzemeye ihtiyacımız var bu karışım için:

Hindistan cevizi yağı, ki deva olmadığı dert yok desek yeri. :)
Badem yağı, ki saç dökülmelerinde bile kullanılan bir yağ.


14 Eylül 2017 Perşembe

Ispanaklı Yumurta ve Yunanca'da Türk Yemekleri

Merhabalar,

Bir süredir üzerinde kafa yorduğum ve hakkında ziyadesiyle heyecanlı olduğum bir projeye başladım. Yunanistan'daki çoğu kişinin Türkiye'ye ve Türk yemeklerine olan düşkünlüğünden yola çıkarak, "Anadolu Mutfağım" isminde bir blog açtım ve Türk yemeklerini Yunanca dilinde tariflerle, püf noktalarıyla ve Türk mutfağından/lisanından çeşitli bilgilerle okuyucularla buluşturmaya gayret ediyorum.

Çoğu kişin içi basit bir tarif olan lakin benim çok sevdiğim, hem pek sağlıklı hem lezzetli "ıspanaklı yumurta" tarifini bu blog için hazırlamışken, hem bu haberi belirtmek hem de okumak isteyenler için Melerence'de de paylaşmak istedim.

Tam buraya tıklayarak bu bloğa da göz atabilir ve dilerseniz bizim mutfağa meraklı Yunan dostlarınızla paylaşabilirsiniz.

Haydi gelin şimdi bu pek basit ama pek lezzetli yemeği kendimce anlatayım sizlere.  

İhtiyacımız olan, bir büyük soğan ki bu yemeğe bol soğan çok yakışıyor. 200 gram ıspanak (1-2 kişi için), iki yumurta, karabiber, kırmızı pul biber ve tuz.


10 Eylül 2017 Pazar

Midilli Adası: Melinta, Palaioxori ve Stavros Köyleri, Vatera

Geia sas!

Bir süre önce sizlerle paylaşmaya başladığım masmavi, ayrıntılı ve günlük yaşamdan hikayelerle dolu Midilli Adası (Lesvos) günlüğüne; harita üzerinden adanın hemen her bir köşesini keşfederek, turistik olmayan Lesvos köylerine uğrayarak, leziz ada mezelerini tadarak geçecek ve yine masmavi fotoğraflar eşliğinde devam edelim.

Son yazıyı anımsayanların bildiği üzere, yeni günümüzde adanın güneyinde bulunun Plomari'den, kuzeybatı köşesindeki Petra şehrine uzanacağız. Lakin bundan önce, Plomari'den çıkıp adanın kuzeyindeki birkaç Midilli köyüne uğrayacağız; geze keşfede gidiyoruz kısacası. :) Aşağıdaki haritada göreceğiniz gibi, sağda bir önceki yazıda bahsettiğim Ada'nın en güzel plajlarından Tarti, bulunduğumuz Plomari var. Buradan önce Melinta Plajı'na geçeceğiz, Ardından Akrasi üzerinden Palaixori ve Stavros köylerine uğrayarak diğer bir ünlü plaj olan Vatera'ya geçeceğiz. Bu köyler arasında birçok ufak köyden geçtik fakat bahsedeceklerim temel olanlar. Öyleyse kısa kısa, yaşamdan-günlerimizden hikayelerle, Midilli keşfimize devam edelim.

9 Eylül 2017 Cumartesi

Hollanda'dan Alınacak 10 Farklı Hediyelik Eşya

Hollandalıların dediği üzere, hoi!

Efendim, bir zamandır aklımda olan projeye nihayetinde başlamak istiyorum. Düşündüm ki madem bir süredir Hollanda'da yaşıyor, olayları bu taraftan görüp tecrübe ediyorum, sizlerle bu ülkeye ve yaşama dair tecrübeleri daha sık ve farklı açılardan paylaşma niyetindeyim.

Bu yazılardan ilki Hollanda'ya gelenlerin "Ne almalıyım?" sorusuna yanıt olmak üzerine olacak. Bu önerileri size Hollanda'da yaşayan ve alınacak şeyleri klasik - turistik ürünler arasından seçmektense, ülkedeki farklı ve güzel ürünleri az çok bilen biri olarak yazmak istiyorum. Bu sayede bloglarda kolay kolay rastlamayacağınız, ama Hollanda'ya gelip de almadan gitmemeniz gereken birkaç şey not ettim. Haydi başlayalım!

1. Aloe Vera Suyu

Hemen hemen tüm marketlerde bulabileceğiniz bu ürün bir nevi bir meyve suyu, lakin aloe veralı. İçerisinde bitkinin parçacıkları var ve Türkiye'ye her gidişimde aile götürdüğüm ürünlerden biri. Çok hoş, hafif bir tadı var, mutlaka tavsiye ediyorum. Hem sadece tadabilir, hem hediye alabilirsiniz.


7 Eylül 2017 Perşembe

Toprakta Patates Aramak

Birçok meyve-sebzede var olan tohumdan ürün, üründen tohum döngüsünü hayranlıkla karşılıyorum... En az bunun kadar etkileyici bulduğum bir diğer doğa armağanı da, filizlenmiş patatesleri gömüverdiğinizde size güzel bir sürpriz ile geri dönmesi... Toprak ne kutsal şey.

 Bir süre önce birkaç patates attık toprağa. Filizlendi, yapraklandı, kocaman oldu. Sonra haydi dedik, bakalım toprağın altında neler saklı?