23 Ağustos 2016 Salı

Bride mı to be?!

Efendiiim... Günlerden Cumartesi.

Sabah çok önemli bir iş için Balat'a gitmem gerekiyor. Bana üniversiteden kalan en güzel şey olan 5 kişilik malum "kızlar grubundan" bir arkadaşım illa akşam Taksim'e gel diyor. Yok diyorum sen gel bizim tarafa, sabah Balat'ta olmam lazım; ne o saate kadar beklesem oluyor ne gidip tekrar gelsem. Neyse öyle çok ısrar etti, şöyle kötüyüm - böyle gelmen lazım, e tamam dedim. Önce eve, sonra akşam tekrar Taksim'e geri gittim.


Taksim'de bir diğer arkadaşımızla buluşacağız, hop bir telefon. Kız ağlıyor! Ben Pera'da bir oteldeyim, gelin hemen diye. Benim iyice beynim döndü ne oluyor arkadaş bugün böyle diye, derin nefesler - koşar adımlar derken az sonra oteldeyiz.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Son Zamanların En Güzel Hareketi

Yaşantımda son zamanların en güzel değişikliği, artık kendime daha iyi bakmam sanırım. 

Üstelik bundan büyük keyif almam ve değişimi her geçen gün biraz daha hissediyor olmam da var... Temelde yoğun iş dönemi yüzünden kendimi biraz unutmuştum uzun süredir; aklım, ruhum, bedenim karambolde yuvarlanıp gidiyordu kısacası. Lakin ilk başta kendimi biraz zorlayıp telkin ederek, ardından alışkanlığa dönüştürdüğüm birkaç güzel değişiklik, yaşamımdaki enerjimi ve mutluluğumu katladı diyebilirim. Tabii sağlığımı da!

Ve şayet, "Neleri değiştirdin yaşamında?" derseniz misal...

4 Ağustos 2016 Perşembe

Gogol'un Palto'su


"Hepimiz onun Palto'sundan çıktık." diyor Dostoyevski, Gogol'un Palto isimli eseri için. 
Palto, 1842 yılında yayımlanan bir kısa hikayesidir Nikolay Vasilyeviç Gogol'un. Rusya Edebiyatı'nda 'Gerçekçilik' kavramının başlangıcı kabul ediliyor. Eser, yazıldığı dönemde 'Rus insanını aşağıladığı' gerekçesiyle derin eleştirilere maruz kalmış ve Çarlık Rusyası'ndan büyük tepki almış; lakin bana kalırsa bu durum, içerisindeki tespitlerin yerindeliğine ve evrenselliğine gölge düşüremiyor.
Hikayemizin baş kahramanı Akakiy Akakiyeviç; kendisi işine aşık ve pek "silik" bir karaktere sahip, kendi halinde bir adamcağız. Genelde -hiç umrunda olmasa da- insanlar tarafından aşağılanan ama buna rağmen onu üzenlere kafasını kaldıracak kadar bile takılmayan biri; onun tek düşündüğü şey mektupları güzelce temize çekmek. Soğuk Rusya günlerinden birinde kendisi bunu çok zor kabullense de, yeni bir paltoya ihtiyaç duyuyor. Birçok olay ve keyifle okunan satırdan sonra yepyeni paltosuna kavuşan Akakiyeviç'in hikayesi ile asıl bundan sonra başlıyor... Hikayede insan ilişkilerinden, zalimlikten, şefkatten, güçlü-güçsüz ilişkisinden psikolojik betimlemelere kadar birçok hoş kısım okuyacaksınız diyebilirim.
Bu kitapta ben en çok betimlemelerin sade fakat aynı zamanda derin oluşlarını, pek yerinde eleştirilerini ve olayları kendi ülkemde yaşananlarla karşılaştırmanın-sıkça eşleştirebilmenin verdiği hissi sevdim.
Keyifle okunan bu pek mühim eseri kütüphanenizin 'okunanlar' kısmına katmanız tavsiyesiyle.

2 Ağustos 2016 Salı

Hollanda: Zwolle IKEA'da Yemek

IKEA'yı seviyoruz.

Her ne kadar 10 kişiden 7'sinin evinde aynı parçalara rastlasak da, IKEA'yı özellikle yemekleri için sevmeye devam ediyoruz. :) Şaka bir yana, güzel bir ruh yakalamayı başaran nadir isimler bu İsveç markası. Öyle ki hiçbir şey almayacak olsanız bile girip gezmesi dahi mutlu ediyor; nispeten uygun fiyatları ve leziz yemekleri ise bir diğer sebep ziyaret etmek için. Biz de kalktık, Hollanda'nın Zwolle şehrindeki IKEA'da meşhur İsveç köftesini tattık, biraz da etrafa baktık, farklılıkları inceledik. 

Bakalım ne var ne yok buralarda...