30 Haziran 2014 Pazartesi

100 Mutlu Gün #Gün7

Ben maviyi çok farklı severim. 

Ruhuma eklenmiş bir tutam kişiliktir mavi... Başımı döndüren, gülümseten, delirtecek kadar çok mutlu eden bir histir mavi bende. Baht gülse de keşke, Ege'nin bir köşesinde mavi, huzurlu, ışıltısız bir hayatım oluverse... Kim bilir! Bugünün mutluluğu, benim için çok derin bu nedenle.

Gün 7 : Yeni bir kitaba başla.

Halikarnas Balıkçısı - Mavi Sürgün

Sürgün olacaksa, mavisi olsun! Malum, Halikarnas Balıkçısı olarak bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın Bodrum'a sürgün edilişinin öyküsü bu. Ne müthiş bir aşk hikayesi; bir adam ile mavinin aşkı. Ben bir yolculuğa çıkıyorum şimdi, 219 sayfalık bir yolculuk...



*

100 Mutlu Gün #Gün6

Farklı bir kültür, dört farklı lisan arasında geçen günler, yeni dünyalar, yeni insanlar, yepyeni bakış açıları... Yakında tekrar ve daha uzun (çok uzun) süreli gitme ihtimalim var Hollanda'ya. Tabii bu durum kuvvetli ve istikrarlı bir çalışma gerektiriyor, bu nedenle altıncı güne toparlanma ve değişim ile başladım.

Gün 6 : Yaşam alanını yeniden yorumla.

Ben işe, en çok vakit geçirdiğim alan olan odamdan başladım. En önemli olan ise eşya sayısını azaltmaktı. Ben ki, "ıvır zıvır insanı" Melis, yeni bir düzenleme ve sadelik getirdim odama. Fakat dört bir yanda gittiğim ülkelerden anılar, kartpostallar ve bana mutluluk veren renkler varlığını sürdürmeye devam ediyor. İşin özü, yenilenme süreci başlamıştır. :)

Anılar demişken, bu da buzdolabının hali. 

Ne diyeyim; mutluluk. :)


*


100 Mutlu Gün #Gün5

Selamlar!

Gün 5 ve 6'yı bugün yazmam gerekti; iki gün önce Türkiye'ye döndüm. Yolculuk, toparlanma derken ancak oturabildim bilgisayar başına. Her ne kadar kolay günler olmasa da, mutlu olacak bir şeyler daima vardı etrafta.

Gün 5 : Armağan ver!

Eh, aylar sonra Hollanda'dan kalıp geldik, bir kucak dolusu hediye ile! :) Dünyanın en güzel hislerinden biri olsa gerek armağan vermek... İşte birkaç fotoğraf hediyelerimden, devamı ayrı bir post ile bugün sizlerle olacak.



Hollanda'ya gidip peynir almadan olmaz; en meşhurlardan, Gouda Peyniri.


Yine bir "mutlaka"; stroopwafel. Kutusunun etkisi çok büyüktü almamda tabii. :)



Klasik mavi-beyaz boyama ile, Hollanda'nın meşhur yel değirmenlerinden...


*

27 Haziran 2014 Cuma

100 Mutlu Gün #Gün4

Başımıza güzel şeyler geldiğinde, dileklerimiz gerçekleştiğinde, en azından inananlar olarak Tanrı'ya bir adım daha yaklaşıyoruz. Fakat, genelde bu durum o büyük mutluluğa alışana dek sürüyor. Bazen Tanrı'nın yerinde olsaydım insanları çok nankör göreceğimi, onlara çok kızacağımı düşünürüm. O hayallerini kurduğumuz mutlulukları elde edince, her şey buhar olup uçuyor sanki... Edilen onca dua, gözyaşı, endişe, keşkeler, o tüm tatlı zorluklar, sahip olma ile birlikte yok oluyor, unutuluyor.


Bugünkü mutluluğum, bence çok mühim. Bırakın yüz günü, bir ömür insanın yüreğini güldürmeye yetecek bir şey.

Gün 4 : Şükret.

Bazı önemli, büyük konular insanlarca o kadar çok "tüketiliyor" ki, sakızlaşmaya başlıyor zamanla. O kadar çok dile getirilip gerçekleştirilmiyor ki, önemini kaybediyor ne yazık ki. Bugün kendime tekrar hatırlatmak istiyorum ki, şükredeyim. 

Yakında, çok yakında, hayatımda yine büyük bir değişiklik olacak. Gönlümdekileri gerçekleştirmek için katlanmam gereken; fakat ağrıtan bir değişim. Bugün kendimi içten içe bu duruma şikayet ederken bulduğumda, nerede olduğumu, buraya ne şartlarda geldiğimi, çektiğim "çileyi" ve kazandığım zaferi hesaba katmadığımı farkettim. Bunun üzerine tam anlamıyla "yaşanana sevinmeyi" seçerek şükür içine girdi kalbim. Ne mutlu ki buraya geldim, ne mutlu ki tüm bu güzel, hayal gibi günleri yaşadım ve ne mutlu ki hepsi gerçek. Şükürler olsun Tanrım. Bunu unutup, negatif şeylere odaklandığım zamanlar için affediver, beni ve tüm insanlığı.

Her şey insanlar için ve her şeyin bir nedeni var.

Sevgi ile,

Melis



26 Haziran 2014 Perşembe

100 Mutlu Gün #Gün3

Ve her gün daha çok sevdiğim bir mutluluk projesi... Bugün üçüncü günüm!

Bugün benim için oldukça özel bir mutluluk ile geçti. Her ne kadar çok küçük bir katkı olsa da, bir şekilde birilerinin yüzünü güldürebilme fikri içini ısıttı hepimizin...

Gün 3: İnsanlara yardım et.

Keti ile kıyafet, ayakkabı gibi ihtiyacımız olmayan - temiz eşyalarımızı toplayarak, durumu olmayan kimselere yardım eden bir depoya götürdük bugün. Dediğim gibi, her ne kadar küçük bir katkı da olsa, dilerim sağladığı mutluluk büyük olur.


Ben birkaç bluz; Keti ise ayakkabı, kıyafet ve küçük bir valiz götürdü. 



Tertemiz paketledik eşyaları, yola koyulduk.


Kledingbank'ın içinde iş başında, kibar hanımefendiler ve bir sürü kıyafet - ayakkabı vb. vardı. Buraya bırakılan tüm eşyalar sahiplerince hediye ediliyor.


Depo girişinden ve içeriden birer kare ile...


*

100 Mutlu Gün'ün üçüncü günü de böyle geçti, yarını sabırsızlıkla bekliyorum. 

Tavsiye ve sevgi ile,

Melis

25 Haziran 2014 Çarşamba

100 Mutlu Gün #Gün2

Selamlar!

Takip edenlerin bildiği üzere, dün 100 Mutlu Gün projesinin ilk günüydü benim için. :) Doğrusu, gerçekten işe yarıyor! Bugün ikinci günüm olduğu aklıma geldiğinde garip bir mutluluk kapladı içimi. Hollanda'da adeta İzmir sıcağı vardı bugün, ikinci gündeki mutluluk etkinliği pek yakıştı bu yüzden bugüne.

Gün 2: Piknik yap!

Yemeklerimizi hazırladık Keti ile, güneşin altında güzel bir rüzgarla oturduk yedik sohbetlerle. Sonra yattık, gökyüzüne bakarak hayat için konuştuk. Ruhsal bir bakımdı adeta, ikinci gün de pek mutlu geçti işin özü. :)






*

İkinci gün de böyle güzel, güneşli geçti... Ben bu işi pek sevdim, #Gün3 için sabırsızlanıyorum! Sevgiler ve bol mutlu günler. :)

Melis


24 Haziran 2014 Salı

100 Mutlu Günüm Başlıyor! #Gün1

Selamlar!

Nihayet sınavlarım bitti, birkaç belge koşuşturması kaldı yalnızca. Bugünden sonra Melerence'ye daha güzel vakit ayırabileceğim için ayrıca mutluyum; fakat daha da güzeli, ilk hedef olarak 100 gün boyunca küçük mutluluklar ile ruhumu büyüteceğim bir tatlı projeye başlıyorum bugün: 100 Mutlu Gün!

Bugünden itibaren 100 gün boyunca, her gün bir başka küçük mutluluk armağan edeceğim kendime. Elbette mutluluk 100 gün ile sınırlı kalmayacak; fakat bu ilk adım, bundan sonrası istikrar ve bol sevgi ile daha da güzel olacak. :) Bakalım mutluluk projemizin ilk gününde neler var...

Gün 1: Pizza yap!

Evet, ilk güne pizza yaparak başladım! Yemek yapmayı, farklı şeyler deneyip yaratmayı pek seven ve bunların mutluluk kaynağı olduğuna inanan biri olarak, birinci günde pizza hazırlamak, yemek ve paylaşmak çok güzeldi. İşte birinci mutluluk günümden notlar ve muusmutlu fotoğraflar...


Önce malzemeler bir bir hazırlandı, son anda aklıma gelen mantarlar da daha sonra eklendi tabağa. :)



İşte benim pizzamın ve hatta tüm yemeklerimin prensesi. :P Olympos dağından toplanmış kekik, Yunanistan'dan getirdiğim en güzel şey! Öyle güzel bir kokusu var ki sormayın gitsin...


Hollanda'da iki tanesini 99 cent'e alabileceğiniz pizza altlıkları satılıyor. Siz hamur da hazırlayabilirsiniz; ama benim için asıl mutluluk, malzemeleri hazırlayıp, özenle bir bir dizmekte. :) Burada salça ve baharatlarla tatlandırdığım pizza tabanı var, şahane kokuyor!

  
Malzemelerimi hazırlarken fırını açmıştım, şimdi hazırız, hop fırına!



Ve sonuç... Pek güzel oldu doğrusu, fiziksel & duygusal. :) 


*

İşte #Gün1 böyle geçti. Yarın için sabırsızlanıyorum! #Gün2 'de ne olacağı ise sürpriz olsun, takipte kalın! :)

Mutlu günlerime katılarak Melerence'de yer almak ister misiniz? Öyleyse önce kendinize söz verin, sonra bana yazın: melerenceblog@hotmail.com

Her gününüz mutlu olsun, görüşmek üzere!

Melis




23 Haziran 2014 Pazartesi

Hollandalılar ile Hollanda - Şili Maçı

Bugün Hollanda-Şili futbol maçını çarşıda izledik, her yer turuncu rengine bürünmüştü elbette. Hollanda'nın bayrağında turuncu yokken, bu renk neden bu kadar önemli derseniz, cevap bugünkü kraliyet ailesinin tohumlarından ünlü kral William of Orange'nin adında saklı.

Ede Merkez'de her yer turuncu, kafelerin bulunduğu sokakta heyecanlı bir kalabalık var. Biz de en turuncu halimize büründük, bisikletleri park ettik, Heineken'imizi aldık ve maç başladı. :) İlk yarı 0-0 bitse de, ikinci yarı çok heyecanlı geçti ve maç 2-0'lık Hollanda üstünlüğüyle sona erdi.


Genelde her yerde bu afişleri görmek mümkün: "Burada canlı yayın futbol izle!"


Kafenin üst katındaki bu arkadaşlar devre arasında tepeye çıkıp davullarla kalabalığı havaya sokmakla görevli. Havada öyle güzeldi ki, biraz yandılar üst tarafta. Ama kesinlikle zaman zaman sokaklarda hunharca gülen, eğlenceli insanlar Hollandalılar.



Heineken oldukça revaçta, bardağı 2.20 Euro.


İkinci yarıda herkes gol istiyor...


Adeta "Türksel bir böğürmeyle" birlikte herkes ayakta, ilk gol!


Gol olsa da fotoğraf çeksem, diyen Melerence'nin duaları accepted.


Hoparlör sistemi sayesinde maç çok iyi duyuluyor bu arada, beklediğimden daha iyiydi sistem. 

Burada bir diğer Heineken hikayesi ve oranje.


Maçın son dakikaları...


Ve neredeyse son dakikada gelen ikinci gol!



Özellikle ikinci golde o kadar çok sevindiler ki, gol atıldığında üzerimize Heineken yağdı. Eline koluna sahip olamayan Dutchlardan mütevellit, Keti'nin Heineken ile imtihanı böyle. :)


Derken maç sona eriyor ve düdük ile birlikte mutlu kalabalık tekrar birbirine sarılmaya, kutlamaya başlıyor.


Ve son bir bakış ile bize müsade... Bisikletinin zinciri kopan Yade'yi Kazerne'ye kadar taşımam lazım. :) Ronaldo bacaklar merhaba...


*

18 Haziran 2014 Çarşamba

Louloudadika: Selanik Çiçek Pazarı

Aristotelous Meydanı'na pek yakın, "kimse sorsanız gösterirlik" bir konumda yer alan Louloudadika (Λουλουδάδικα), "çiçekçiler" anlamına gelen ismiyle; rengarenk, mis kokulu bir sokak.

Bin bir çeşit fide, çiçek, kekik, nane... 1951 yılından bu yana çiçekçilere ev sahipliği yapan Louloudadika'ya gittiğimizde, Sofia mama için güzel bir gül fidanı aldık, bir yandan da bu güzel mekanı keşfe daldık. İnsanlar kibar, İzmir tınısı çalıyor derinde bir yerde... Hisler, kokular, yüzler çok tanıdık; tek fark, bin bir kardeş kelime barındıran, bir başka lisan.

"Louloudi", Yunanca'da "çiçek" anlamına geliyor.
Louloudadika dükkanlarından... 



Mutluluk dolu bu sokak, şurada da bir misafir var. :)


Fiyatlar genel olarak oldukça uygun, Türkiye'den çok farklı değil.





Pazarda, çiçeklerden başka, fideler ve mis gibi kokan kekik, nane gibi yemeklerinizde kullanabileceğiniz otlar, bitkiler de satılıyor.


Bu güzel çiçek pazarının hemen yanında, tarihi bir bina göreceksiniz ki, kendisi Yahudi Hamamı olur. :) Hamama bu ismin verilmesinin sebebi, yapıldığı dönemde bölgenin bir Yahudi mahallesi olmasıymış ve tahminlere göre, yapı 1500'lü yıllarından başından beri ayakta, görülmeye değer.


*

16 Haziran 2014 Pazartesi

Selanik Günlüğü

 
Geçen ayın başında döndüm Selanik'ten. Yine çok güzel günler geçirdim sevdiklerimle, bir de yağmur vardı ki sormayın... Çok seviyorum "ünlü" şehirleri yağmur-telaş altında görmeyi. Önce Hollanda'dan Türkiye'ye, sonra da oradan Yunanistan'a geçtim. Birkaç gün sonra tekrar Amsterdam'a tabii; fakat yine de derin bir nefes almama yetti tüm bunlar. Bugün güzel bir Selanik günlüğü hazırladım. Daha aklımda Selanik çiçek pazarından, sahiline; Selanik akşamlarından ünlü kafelerine kadar birçok yazı hazırlama planı var. Özellikle, perşembe günkü son sınavımdan sonra biraz daha hız vereceğim bakalım. Buyurun şimdi Selanik'e uzanalım tekrar. :)

13 Haziran 2014 Cuma

Belçika: Brüksel'de Birinci Gün


Merhabalaar...

Uzun süren fotoğraf seçme seansından sonra, üç günlük Brüksel serüveninden bahsetmeye başlayabilirim. Doğrusu, önümüzdeki hafta sınav haftam ve istediğim gibi vakit ayıramıyorum Melerence'ye. Fakat bu demek oluyor ki, bir hafta sonra buralar çok renklenecek, stay tuned. :)

Özetlersek, burada eğitim gördüğüm okul üç günlük bir Brüksel gezisi planladı. Bu geziye birkaç şirketin iletişim departmanlarından kimseler ile görüşmek, konferanslar, toplantılar ve en güzeli, Avrupa Parlamentosu keşfi dahildi ki, ayrıca yazacağım, fotoğraf makinemi bir an olsun elimden bırakmadım. Şimdi gelin, Brüksel'deki birinci güne, şehre, kültüre, yemeklere, hislere dair konuşalım.

11 Haziran 2014 Çarşamba

Brüksel'den günaydın!

Bugün Brüksel'de üçüncü gün; hava şahane, tarihi sokaklar Fransızca'ya doyuyor...

Her ne kadar vakit bulmak için çok çabalasam da bulamadım, Avrupa Birliği'nden NGOlara kadar birçok etkinlik vardı programda, hemen hepsinden bahsedeceğim. Fakat bunun dışında şehrin de altını üstüne getirdim; Brüksel'de ne yapılır, ne alınır, ne görülmeli derledim topladım. Hollanda'ya dönünce yazmaya koyulacağım bakalım.

Bir selam edip kaçayım şimdilik, bol fotoğraf ve tavsiye ile görüşmek üzere!

Melis

8 Haziran 2014 Pazar

Hollanda Oturma İzni ve Utrecht Şehri

Hollanda'da üç aydan fazla kalmak istiyorsanız, oturma iznine sahip olmanız gerekiyor. Doğrusu, ben eğitim sebebiyle burada bulunduğum için benim oturma izni işlemlerimi Hollanda'daki okulum halletti; bana yalnızca belgeleri toparlamak ve Utrecht'e gidip oturum kartımı teslim almak kaldı.

Ede-Wageningen İstasyonu'nda, akşam dört civarına dek açık olan bilet gişesinden biletimi aldıktan sonra, ekrandan hangi spoor'da beklemem gerektiğine baktım. Tren "Schiphol" treni, bu bilgiden emin olmak için yine internetten kontrol ederek gittim istasyona. Yaklaşık 25 dakika sonra Utrecht'te olacağım; ve bana hala büyük bir şehrin ilçeleri gibi geliyor buralar. Utrecht "aslında" farklı bir şehir!


1 Haziran 2014 Pazar

Yemyeşil Bir Parkta, Yazın İlk Günü

Bugün 1 Haziran; yaz mevsiminin ilk günü.

Çok güzel bir güneşle uyandım sabah, tarih aklıma gelince daha da bir mutlu hissettim. "Haziran" kelimesi bile iyi hissettiriyor insanı.

Bu güzel havayı getiren güzel günü fırsat bilip, kahvaltımızı hazırlayıp yakınlardaki bir parka gittik. Hollanda'da hemen her şehirde, içinden kanalların, göllerin geçtiği yemyeşil parklar var. Göllerin içinde ise ördekler, bembeyaz kuğular... Hava hafif esiyor üşütmeden, kuş seslerinden başka bir ses yok etrafta, tepede güneş parlıyor... Zaman dursun istedim bir an için.

Proosdijpark'tan kareler ile...