28 Ekim 2014 Salı

Yunanistan marketlerinde ne - ne kadar?

Merhaba sevgili okur,

Sizlere, özellikle Yunanistan'ı seven, orada yaşamayı veya seyahat etmeyi hedefleyen kimselere, Yunanistan marketlerinde ne - ne kadardır, ufak bir yazı hazırladım. En son Selanik'e gidişimde bildiğimiz Carrefour'dan alışveriş yaptık, geçen sefer Lidl'a gittiğimizden bahsetmiştim; her iki market de oldukça tercih ediliyor Yunanistan'da. Bunların yanında Masoutis de en meşhur market zincirlerinden... 

Broşürdeki temel ürünleri Türk Lirası'na çevirip-yuvarlayıp yazacağım ama, diğer ürünlerin TL fiyatları için 2,80 ile çarpabilirsiniz malum. İndirim olan fiyatları da hesaba katabilirsiniz ayrıca. Şimdi, şöyle bir bakalım fiyatlara ne - ne kadarmış Yunan piyasasında...

Sol altta, 500 gr makarna paketi: 1,60 TL
Sol üstte, 400 gr pane tavuk paketi: 8 TL


Patlıcanın kilosu: 2,20 TL
Kırmızı taze biberin kilosu: 3,60 TL


Domatesin kilosu: 2,95 TL
Marulun tanesi: 1 TL


Feta peynirinin kilosu: 23,30 TL


340 gr tavuk salamı: 2,70 TL


2 litre ayçiçek yağı: 12,80 TL


250 gr tuz: 1,80 TL


1,5 litre Pepsi:  1,95 TL
355 ml Red Bull: 4,95 TL
1,5 litre Nestea: 3,90 TL


500 ml Yunan içkisi Tsipouro: 20,25 TL
700 ml Ballantine's Viski: 43,55 TL


700 ml Yunan içkisi Ouzo: 21,35 TL
500 ml x 4 Heineken Bira: 11,80 TL


5 litre çamaşır yumuşatıcısı: 14,25 TL


*

Dilerim, Yunanistan'da süpermarket fiyatlarını merak edenler için güzel bir kaynak olmuştur bu ufak post.

Görüşmek üzere,

Melis


25 Ekim 2014 Cumartesi

Bugün

İnce ince yağan, güzel bir yağmur var dışarıda.

Pencereyi açtım ki yağmurun sesi dolsun odaya biraz, bol aromalı - güzel kokulu çayımı da aldım dev bardağımla, şimdi şu mini mini tezimi bitireceğim. Ardından da Yunanca ders hazırlamalıyım yarınki öğrencim için. Yine çabucak geçti gün...


Bu arada IELTS için iki ay falan kaldı, gaza basmak lazım. Bir de sınav ücretinin 400 liracık olduğunu düşününce, insanın daha bir çalışası geliyor, değil mi?

Görüşürüz canımlar,

Melinka


24 Ekim 2014 Cuma

"Lale Domatesler"

Merhaba sevgili okur,

Ben yine çok cici bir fikir buldum, paylaşayım dedim. 

Yemekleri "ekşınsız" servis etmemeye gayret ederim veya sırf ekşınlı diye bir tarifi denediğim çok olur ki, bana da anneannemden geçtiğini tahmin ediyorum. İşte bu postta göreceğiniz, tam da onlardan biri. Sofrada her görenin "aaaaaa" diyeceği garantili, şahane laleler; Melerence'den tam puan. :)



*


22 Ekim 2014 Çarşamba

Caprese Ekmeği

İnternette gezinirken şahane bir tarif buldum.

Aslında bloğa yazmaya karar vermeme görüntüsü sebep oldu, üstelik müthiş kolay. Şu an yalnızca bulduğum bir adım adım tarif fotoğrafını koyacağım ama, en kısa zamanda yapacağım bu güzel pizza-ekmeği.

Caprese'e ait bu tarifte, sarımsak, peynir, mozarella ve zeytinyağı, en olmazsa olmazlardan. Fotoğraftan adım adım görebilirsiniz, yapınca da yazacağım mutlaka. Molto bene diimi. :)


*


17 Ekim 2014 Cuma

Hayat-ım,

Üniversite son sınıfa gelmiş öğrenciler, mümkün olduğunca kötü bir ortalamaya sahip olsun diye kasıla kasıla verilmiş bir mini tez yazıyorum şu an.

Çay, bir kova Merenda, BBC'de insanlığın yaratılışına dair bir belgesel açtım, ona kayıyor gözüm arada. Bilgisayarımın kablosu yine temassızlık yapıyor; ödevi bitirebilmek için babamın uyumasını bekledim ki onun şarjını alayım. Bu da hafif temassızlık yapıyor ama benim kablodanmış herhalde. Göz ucuzla söndü mü şarj lambası diye bakmaktan sabah fırıl fırıl olacak gözlerim. 

Olsun, böyle güzel güzel araştırayım, ödevler yapayım falan seviyorum da, bağzı eğitmenler biraz şey... Neyse ney.

Şu intihar eden adamı gördünüz mü? Hani video bırakan... Ben hepsini izleyemedim. Başına ve sonuna baktım biraz. İnsan psikolojisi bir garip ama, nispeten bilinçili olduğu görülen bir insanın kendini "mantıklı" açıklamalarla öldürmesine, delirip de kendini asan birinden daha çok eriyor kalbim. Keşke o geceden birkaç zaman önce karşılaşsaydık bir yerde, hayata dair konuşsaydık, öyle süslemeden ama, neyse o. Allah'a inanmadığını söylemiş sanırım videoda, birkaç gerizekalı da saldırmış. Allah'ın nasıl olmadığını anlatsaydı bana güzel güzel, ben kafamı sallasaydım, o hayata karşı kaybettiğini söylediği motivasyonu bulsaydı azıcık, yaşasaydı. Ne bileyim be oğlum, biraz daha belki. Her ne şekilde, her nereye gittiysen, mutlu olasın. Dilerim değmiştir hayal ettiğin her şeye, Allah'tan bahseden çoğu kalpsiz gerzekten çok daha güzel yüreklisin, gördüm gördüğümce. Beklediğini bulasın, huzurlu uyuyasın.

Eh, madem hala hayattayız, "gerekenleri" bitirip yolumuza bakalım biz de, artık şans eseri şans yeterse... Balıkçılık aklımda ama, neyse.

Ben gerzek ödeve döneyim, uyumak zaman kaybı gibi geliyor zaten... 

*


15 Ekim 2014 Çarşamba

Kolay - Kalp Şeklinde Pasta

Doğrusu böyle "tilki fikirleri" çok seviyorum ve rastladıkça arşivime atıyorum. Şimdi o zaman diyorum ki, ara ara blog içinde de paylaşayım bunları, deneyeyim mümkünse, deneyenler de haber etsin nasıl gidiyor. :)

İlk tilki fikrimiz gelsin bugün.

Pasta yapmayı, yaratıcı işler çıkarmayı, süslemeyi çok seviyorum. Alt kısımda göreceğiniz bu pek tatlı fikir ise kalp şeklinde pasta yapmanın en kolay yolu sanırım, çok zekice ve basit. Fotoğrafa tıklayarak daha ayrıntılı görebilirsiniz; en kısa zamanda denemek üzere.

Sevgiler,

Melis



*


13 Ekim 2014 Pazartesi

Sürpriz! İyi ki doğdum. :)

Ben bir 9 Ekim sabahı doğmuşum.

Küçükken hep öğlen 2'de başlayan doğum günlerim olurdu ama, bir süre sonra bıraktım "çok arkadaşlı" doğum günü kutlamayı; büyüdükçe "çok arkadaşım" kalmadığı için herhalde.

Bu sene ise bu tatlı, "az-öz arkadaşlarım" bana bir sürpriz yaptılar; çok mutlu oldum! Her ne kadar kapıdan pastayla geldiklerinde ağzımdan çıkan ilk şey "Yaa çok salaksınız!" da olsa, aslında içimde daha tatlı duygular vardı, hehe. :)

Teşekkür ederim tekrar tekrar, iyi ki doğdum bence de. :) 

Sevgi, selam, umut,

Melis

8 Ekim 2014 Çarşamba

Vosporos, Selanik


Ilık rüzgara, denize sırtınızı verip Aristotelous Meydanı'ndan yukarı çıktığınızda; beyaz, saray sütunlu - güzel kokulu yolu takip eder, bir de yol sonunda sağa dönerseniz, kolayca bulacaksınız Vosporos'u.

Vosporos, İstanbul Boğazı'na verilen isim Yunanca'da. Anadolu, Boğaz, o eski derin tınılı kültüre selam ediyor bu mekan; hem yemekleri, hem şarkıları, hem kendisini pek sevdim. Bakalım neler yapmışız...

7 Ekim 2014 Salı

20 Yıl Sonra, Aynı Yerde: Bir Erken Doğum Günü

Selamlar,

Bayramda anneme doğum günü hediyem olan sürpriz biletler ile, anneannemi ve dedemi görmeye gittik. İstanbul'a yaklaşık 5 saat uzaklıkta, çocukluğumun bir kısmına ev sahipliği yapmış küçük bir şehirde yaşıyor Orhan Bey ile Nermin HanımKendilerine dair bir devam hikayesi olacak kısa zaman sonra; fakat bu yazıda bahsedeceklerim benimle ilgili daha çok.

Benim çok yakında doğum günüm var. Son 3 yıldır garip bir melankoli geliyor üstüme bu günde. Üstelik sosyal ağlarda pek paylaşmıyorum bu bilgiyi, dolayısıyla gerçekten doğum günümü hatırlayan - önemseyen insanlar ulaşıyor bana, ki ilgilendiklerim onlar. Evet efendim, önem veriyorum ben doğum günlerine, gerçek bir mazeret olmadığı sürece unutmasınlar.

Derken, anneannem ile dedemin uzun yıllardır yaşadığı evde, benim de birçok anım var çocukluğuma dair. Bunlardan -en güzellerinden- biri, yıllardır değişmeyen ve hala çok hoşuma giden salon takımı önünde kutlanan - fotoğraflanan doğum günleri. Hem benim, hem ağabeyimin bir sürü fotoğrafı var o masa önünde... Ben de son yıllarda kıymetini daha iyi anladığım bu eve madem doğum günüme bu kadar az kala gidiyoruz, o zaman hep birlikte kutlayalım dedim. Anneannem ve dedem o kadar naif ruhlu, düşüncelidirler ki, yaptıkları her işte bir tutam sanat vardır. Bu yüzden onlar da çok özendi, mutlu oldu; fotoğraflar çektirirken, mumları üflerken bol bol gülümsedik hep birlikte... Küçük kuzenim Kıvanç, dayım ve eşi de oradaydı elbette; Kıvanç'ın pasta mumuma düzenlediği saldırılar da hemen her fotoğrafta kayıt altına alındı. :)

Doğum günü pastasını anneannem - annem ve ben, birlikte yaptık. Aslında pasta çok güzel oldu zaten; ama hani, böyle "profesyonel" bir şey olmaması beni ayrıca mutlu etti. 


Pasta kremamıza puding karıştırdık, tadı çok daha güzel oldu. Süsleme için basit, eğlenceli çikolata tatları kullandık.

Selanik, Ben, Biz


Yeni bir Yunanistan hikayesi ile herkese geia!

100 Mutlu Gün projemizin son bulması ile birlikte, geçtiğimiz günlerde üzerimde zeytin kokusuyla döndüğüm Yunanistan'dan bahsetme zamanı gelmiştir sevgili okur.

Ayrı ayrı bahsedeceğim çok güzel mutluluklar, tavsiyeler, anılar da olacak elbet; fakat bu yazıda, "Bir Yunanistan Hikayesi" anlatayım sizlere diyorum... Şöyle özetle, rengarenk, özlemle... 

2 Ekim 2014 Perşembe

#Gün100... Ben'im!

Bugün, 100. gün. 


"100 Mutlu Gün" projesinin ilk gününü, güzel bir Haziran gününde, Hollanda'da yaşadım - yazdım. Dünden bir gün önce gibi.

Elbette mutluluklar devam edecek yine, güzel günleri - acaba?ları yine paylaşacağım Melerence'de... Fakat bu projenin sonudur bugün sayın okuyucu. Takipte olanlar, yorumda bulunanlar ve uzaktan bakıp çıkanlar; hepinize kucak dolusu teşekkür!

İlk günümde, 100 güne kadar gelebilecek miyim, nerede - ne halde olacağım acaba, diye düşündüğümü iyi hatırlıyorum ve işte bugün buradayım. Dolu dolu, mutlulukla 100 gün su gibi geçti ve Gün100... Ben'im!

*






1 Ekim 2014 Çarşamba

#Gün99 : Arkadaşlık

Gün 99... Çok sözüm yok söyleyecek, yarın 100. mutlu günüm ile burada olacağım.

Bugün, çok uzun zaman sonra sayılı - değerli arkadaşlarımla vakit geçirdim. Son zamanlarda Cihangir'e sık gider olduk, Taksim'in karmaşasından sonra oldukça iyi geliyor insana. Ayrıca yazacak olsam da, gittiğimiz mekanlardan biri OTTO Cihangir oldu; sevdim, bahsedeceğim dediğim gibi. İki hoş kare ile...




*


#Gün98 : Yunanca seviye sınav sonuçları çok VOHO!

Offff! O nasıl mutluluk sayın okuyucu!

#Gün95 'te, Yunanistan Konsolosluğu'nun Yunanca tespit ve kabul sınavına girdiğimi yazmıştım. 98. günde sonuçlarımı aldım ve VOHO! :)

Hay Allah, nasıl mutlu oluyorum ben bu işe... Babam "Sonuçları alınca annesini görmüş buzağılar gibi tepindiğine eminim." dedi, ne doğru söyledi! Tam öyle oldu vallahi. :) 

Şimdi, Yunanca'da dil bilgisinde en alt düzey A1: A2, B1, B2, G1, G2 diye yükselerek gidiyor bu. Geçen yıl da bu sınava girmiştim ve seviyem B2 çıkmıştı o zaman, ki Yunanca'ya dair yaptığım ilk profesyonel seviye tespitiydi bu sınav. Neyse efendim, yaklaşık bir yıl aradan sonra bu sınava tekrar girdim; öncelikle eğitime kabul edildim ve seviyemin G1'e çıktığını öğrendim ki, G2 artık Yunansınız gibi bir şey... VOHO! VOOOHO!

Şimdi tekrar başlıyorum eğitime ki G2'ye geçip uzmanlık sınıfını tamamlayayım. Asıl hedefim ise, Yunanistan'ın TÖMER'i gibi bir kurumun sınavları oluyor her yıl, işte buradan seviye gösteren bir diploma almak... Melerence çok mutlu ve daha gideceği çok yol olsa da, eh, azmin zaferini yaşıyor...

Sevgiler!