27 Haziran 2018 Çarşamba

Turunç Kokulu Sevilla Günlüğü

Hem ufak Flamenko geçmişim, hem İspanya'ya daha önce gitmemiş olmam, hem de içimdeki Hollanda'ya bir mola vererek Akdeniz semalarında nefes alma arzusu yolumuzu Sevilla'ya çevirdi. Burası büyülü Endülüs'ün, turunç kokan başkenti... Son zamanlarda görüp favori şehirlerim arasına giren nadir yerlerden.

Bol bol lokal tavsiyeler peşinde koştuğumuz, mis kokulu, evde hissettiğim, dört bir yandan flamenko ezgileriyle sarılı bu ferah şehirdeki günlerimiz için fotoğraflı bir günlük hazırladım; öğrendiklerimi, karşılaştıklarımı, tavsiyelerimi yazdım. Haydi şöyle bir uzanalım Akdeniz içlerine doğru... 

Sevilla'ya Hollanda'nın Eindhoven kentindeki havalimanından uçacağız. Sıcacık bir kahve, alınacak birkaç not ve adeta bir 'eve dönüş huzuru' ile başlıyor gün.


26 Haziran 2018 Salı

Karanlık Çöktüyse İçine, Bir Diyeceğim Var.

Çoğu zaman geçtiğimiz zor dönemler veya yaşadığımız bir anlık şeyler yüzünden, dünyayı olduğundan çok daha karanlık görüveririz. Bilir misin o hissi? Daha dün "Olur, mis gibi de olur!" dediğimiz şey, imkansız görünür aniden.

Hayaller gerçekleşemez, sabah olmaz, aydınlık artık hiç gelmez sanar ruhumuz. İşte böylesi anlar için hatırlamanı istediğim bir şey var arkadaşım...


Bunlar benim domatesler. :) 

Ufacık bir bahçem var, orada kendi kendilerine büyüyüp, aniden serpildiler. Bak, yaprakların altlarında kalanlar dahi güneşten nasibini alıp kızarmaya koyulmuş; bilsen yapraklar nasıl mis kokuyor... Bazen aklının içinde her yer karanlık olduğunda, benim domatesleri hatırla.

Her yerin aniden kapkara kesilmesi, güneşin yok olduğu anlamına gelmiyor arkadaş. 

Güneş hala eski yerinde, başkalarını, dünyayı, domatesleri ısıtmaya devam ediyor. Sadece senin şu anda ayaklarınla bastığın yere bir bulut isabet edivermiş... O karanlık ondan. O sabahlar yine olacak, o güneşler yine doğacak, o hayaller sen çabaladıkça yine kendilerine bir yol bulup gerçek olacak. İhtimaller, tüm ışıltı ve heyecanlarıyla evrende uçuşmaya devam ediyor!
Güneş ise hala orada, onu en son bıraktığın yerde. Aradan çekilince bulutlar, göreceksin o zaman... Kimi zaman yaşamdaki aynı şeyleri, umutlu veya umutsuz olarak değerlendirmemizin sebebi bu bulutlardan fazlası değil. 

Ondandır dedikleri,
"Düşündüğün her şeye inanma."

Unutma; güneş hala orada, hayat sokakta, dışarıda, hareket ettir ayaklarını ha gayret, adım at, çıkıver o bulutun altından... Sonrası yine güllük, yine gülistanlık. Unutma, en karanlık hissettiğinde anda dahi, güneş hep oracıkta! Yaşamdan söz sana. :) 

*


18 Haziran 2018 Pazartesi

Selanik'te Lokal Mekan, Leziz Souvlaki: Nterlikatesen

Melerence'niiin iyi yemek, lokal mekan seven değerli yolcularıı!

Selanik'e yolu düşecek olanlara, ne zamandır yazmak istediğim bir mekan önereceğim hazırsanız. :) 

Nterlikatesen (derlikatesen okunuyor), Selanik'in meşhur caddesi Tsimiski (çimiski okunur) civarında olan, ufacık, turist görmenin çok zor olduğu, şahane şiş souvlaki'ler yapan bir mekan. Tam böyle buralı insanların çat bam gidip karnını doyurduktan sonra, akşamlarına devam etmek üzere şehre karıştığı bir yer diyeyim siz anlayın.

17 Haziran 2018 Pazar

Hollanda Günlükleri - 17

Bloğu, yazmayı o kadaaar çok özledim ki! Ama hakikaten elimde değildi, mümkün olduğunca sık yazmaya gayret edeceğim bugünden sonra. Zira içim dolu dolu. :)

Yeni bir Hollanda günlüğü yapalım, olanı olmayanı bir toparlayalım. Aldığım mail ve mesajlardan anlıyorum ki bu serinin seveni çok; bana da devam etmek için güç ve ilham oluyor bu durum elbet. Haydi başlayalım, ne var ne yok bu aralar...

 Hollanda herhalde son yılların en sıcak bahar aylarını yaşadı bu sene. Hele Mayıs; yazdan beterdi! Arada nispeten soğukça veya yağmurlu günler de vardı ama çoğu zaman 26 - 30 dereceler arasındaydı ki, hissedilen çok daha fazla oluyor bu iklimde. Derken efendim, her fırsatta piknikçiliğe devam ettik.