27 Kasım 2015 Cuma

Cenazeler, Ahmaklar, Ahmaklıklar

Belki bir çeşit güçsüzlük, acizlik, belki sadece kişisel bir tercih, belki de kendimi -bu açıdan- iyi tanıdığım için geliştirdiğim bir korunma güdüsü deyin... Kendimi bildim bileli kaçtım cenazelerden. Hatta "sesli" yapılacak başsağlığı sohbetlerinden bile kaçtım. Bu yüzden bana kırılan tanıdığım çoktur misal. Yok kardeşim, yapamıyorum. Yani daha doğrusu bana çok gerzekçe geliyor, "Üzülme, sabret!" demek. Çok yalan geliyor. Eğer bir şekilde birinin yanında olacaksam bir kayıp sebebiyle, tek yapmak istediğim gidip sıkı sıkı sarılmak olur ona. Bir şeyler söylemek çok 'boşu boşuna' zira... Allah gecinden versin diyeyim, ama çok yakınımı kaybetmedim hayatta, belki insanın ihtiyacı da oluyordur bilmiyorum. Ama özellikle samimi olmadığım insanların "Allah rahmet eylesin canım, üzülme. :((" demesi yerine sadece susmasını tercih ederim.

24 Kasım 2015 Salı

Limonlu Bahçe, Taksim

Taksim'i bilen hemen herkes Limonlu Bahçe'yi de bilir, en azından duymuştur.
Ben de o "duyanlardan" idim, ta ki sevgili acans ekibimiz ile kahvaltıya gidene kadar. Burası mevsiminde hakikaten limon ağaçlarında meyvelerin olduğu, İstiklal'in curcunasından sizi kurtaracak güzellik ve doğallıkta, bahçeli bir mekan.


21 Kasım 2015 Cumartesi

Mums Cafe, Karaköy

Çocukluk yıllarını İsveç'te geçiren sahibi ile yine İsveç kafelerinden yola çıkarak hazırlanan, Karaköy'de Fransız Geçidi Sokak'ta yer alan sıcacık bir mekan Mums Cafe.

Kelime anlamı "lezzet" olan bu mekanı keşfetmek üzere, Evreka'nın İsveç temsilcisi Busem'den çıkan fikir ile serin bir cumartesi günü kendimizi Karaköy'e attık. Tatlılar, salata ve sandviçlerin yanında, geniş de bir kahve yelpazesi sunuyor Mums Cafe. Fakat bizim aklımızda İsveç'in meşhur tadı "kanelbulle" yemek vardı. Kanelbulle, tarçın aromasını buram buram aldığınız bir çeşit tatlı; fakat tadına baktığınızda bu tanımın fazla naif kaldığını anlayacaksınız. 

16 Kasım 2015 Pazartesi

15 Kasım 2015 Pazar

Limon Kokulu Çöp Poşeti

Hoi,

Nasılsınız? Ben iyi ve yoğunum, bu aralar pek yazamadım değil mi... Günler fazla koşturmalı geçse de, aklım Melerence'de bir yandan, elimden geldiğince yazmaya gayret ediyorum ve sizlerden yazanları okuyorum sıkça.

Başlığa gelirsek, bugün eve alınan çöp torbasından bir tane çıkardım, önce üstündeki desenler çok hoşuma gitti klasik siyah değil diye. Ardından etraftaki hoş kokuyu anlamaya çalışırken, poşetin buram buram limon koktuğunu farkettim. Büyük ihtimalle yeni çıkan bir ürün değildir veya aranızda bileni çoktur; fakat gide gele poşeti koklayınca ben bunu bir yazayım dedim. :) Fikir olarak da çok hoşuma gitti, klasikleşmiş şeylere başka açılardan bakmak ne güzel...

13 Kasım 2015 Cuma

Jadore Çikolata, Taksim

Sırtınızı Taksim Meydanı'na verip İstiklal Caddesi'nden aşağı doğru yürüyorsunuz, Galatasaray Lisesi'ni de geçtiniz, işte biraz daha aşağıda-sağ taraftaki küçük bir sokağın sonunda Jadore Çikolata.

Yıllar önce "Fransız stilini yaşatan, Fransızca şarkılarla, çikolata kokusuyla dolu bir mekan varmış!" diye heyecanla gitmiştik Jadore'a. Bu defa uzun zamandır aklımda olan fondü rüyasıı gerçeğe dönüştürmek için, işten çıkıp bir öğle arası yapıverdim kaçamağımı. 

12 Kasım 2015 Perşembe

1977 - Yunanistan TV'sinden: Atatürk ile tanışmış adam anlatıyor...

Alt kısımda izleyeceğiniz program, 1977 yılında Yunanistan'da çekilmiş. O tarihte oldukça yaşlı olan bir Rum, Atatürk ile nasıl tanıştığını ve aralarında geçen sohbeti anlatıyor. Türkçe çeviri de yapıldığı için, bana çok enteresan gelen bu programı sizinle de paylaşmak istedim. Karşı taraftan sorular, tepkiler, renkler nasıl görünüyor bir fikir olsun istedim. Ayrıca videonun sonunda göz yaşartan bir sürpriz de var.


Gözünüzü kırpmadan izleyeceğiniz bir video olacağına eminim.


*

Videoyu paylaşmamın tek sebebi "enteresan, değerli bir kaynak" olmasıdır. Videoda söylenen şeylere katılmam, inanmam, hoşlanmam veya hoşlanmamam paylaşımdan çıkarılmasın size zahmet. :)