17 Temmuz 2018 Salı

Sadece 2 Malzemeyle Yapılan Nefis "Tirokroketes"

Yine kendi kendime çok heyecanlanarak yazacağım bir tarifle geldim. :)

Efendim, vakti zamanında Sakız Adası'nın Karfas bölgesinde yediğim ve aşık olduğum tirokroketes veya diğer adıyla tirokeftedes, Yunanistan'a gidince muhakkak masaya istediğim, favori mezelerimden biri. Eh, hem yapımı böyle kolay, hem de lezzeti gerçek anlamda baş döndüren bir şey olunca, hemen yapıp yazmak istedim.

Dışı çıtır çıtır, içi sıcacık peynirli tirokroketes; tarife uyarsanız tavernalarda yiyeceğiniz lezzette olacağına benden garanti.


Üstelik bu tarif ünlü bir Yunan şefe ait ve sadece 2 malzemeye ihtiyacınız var: kaşar peynir yapısında 100 gram peynir ve bir yumurtanın beyazı. Miktarı katlayarak arttırabilirsiniz elbette. 

100 gram peynir (kaşar, eski kaşar, cheddar, gouda...) rendelenir ve içerisini bir yumurtanın beyazı eklenerek eze eze elle yoğurulur. Ardından kurabiye yapar gibi ufak toplar hazırlanır ve kızgın, derin ayçiçek yağında altın rengi alana dek kızartılır. İşte hepsi bu kadar; peynir sevenlerin bayılacağı, sevmeyenlere de peyniri sevdirecek bir tarif.


 *

14 Temmuz 2018 Cumartesi

Sofia Mama'dan Yunan Usulü Fırında Biber Dolması

Merhaba sayın okur,

Youtube'daki, yine "Melerence" isimli ufak kanalıma Yunan usulü biber dolması tarifi videosu ekledim. Oraya ekleyip buraya yazmamak olmazdı; üstelik bu tarif Sofia Mama'nın ellerinden. Seslendirmesi ve yazması ise benden, haydi başlayalım...


Öncelikle Yunanların dolması %95 oranla fırında yapılır ve klasik bir görüntü olarak bu üstü hafif yanık resim vardır hep. Etli veya etsiz olabilir; etsiz ise "yalanci" dolma derler, yani hakikatn Türkçe "yalanci" kelimesini kullanırlar tabir ederken. :) Dolayısıyla bu da bol yeşillikli, "yalanci" biber dolma...
 


27 Haziran 2018 Çarşamba

Turunç Kokulu Sevilla Günlüğü

Hem ufak Flamenko geçmişim, hem İspanya'ya daha önce gitmemiş olmam, hem de içimdeki Hollanda'ya bir mola vererek Akdeniz semalarında nefes alma arzusu yolumuzu Sevilla'ya çevirdi. Burası büyülü Endülüs'ün, turunç kokan başkenti... Son zamanlarda görüp favori şehirlerim arasına giren nadir yerlerden.

Bol bol lokal tavsiyeler peşinde koştuğumuz, mis kokulu, evde hissettiğim, dört bir yandan flamenko ezgileriyle sarılı bu ferah şehirdeki günlerimiz için fotoğraflı bir günlük hazırladım; öğrendiklerimi, karşılaştıklarımı, tavsiyelerimi yazdım. Haydi şöyle bir uzanalım Akdeniz içlerine doğru... 

Sevilla'ya Hollanda'nın Eindhoven kentindeki havalimanından uçacağız. Sıcacık bir kahve, alınacak birkaç not ve adeta bir 'eve dönüş huzuru' ile başlıyor gün.


26 Haziran 2018 Salı

Karanlık Çöktüyse İçine, Bir Diyeceğim Var.

Çoğu zaman geçtiğimiz zor dönemler veya yaşadığımız bir anlık şeyler yüzünden, dünyayı olduğundan çok daha karanlık görüveririz. Bilir misin o hissi? Daha dün "Olur, mis gibi de olur!" dediğimiz şey, imkansız görünür aniden.

Hayaller gerçekleşemez, sabah olmaz, aydınlık artık hiç gelmez sanar ruhumuz. İşte böylesi anlar için hatırlamanı istediğim bir şey var arkadaşım...


Bunlar benim domatesler. :) 

Ufacık bir bahçem var, orada kendi kendilerine büyüyüp, aniden serpildiler. Bak, yaprakların altlarında kalanlar dahi güneşten nasibini alıp kızarmaya koyulmuş; bilsen yapraklar nasıl mis kokuyor... Bazen aklının içinde her yer karanlık olduğunda, benim domatesleri hatırla.

Her yerin aniden kapkara kesilmesi, güneşin yok olduğu anlamına gelmiyor arkadaş. 

Güneş hala eski yerinde, başkalarını, dünyayı, domatesleri ısıtmaya devam ediyor. Sadece senin şu anda ayaklarınla bastığın yere bir bulut isabet edivermiş... O karanlık ondan. O sabahlar yine olacak, o güneşler yine doğacak, o hayaller sen çabaladıkça yine kendilerine bir yol bulup gerçek olacak. İhtimaller, tüm ışıltı ve heyecanlarıyla evrende uçuşmaya devam ediyor!
Güneş ise hala orada, onu en son bıraktığın yerde. Aradan çekilince bulutlar, göreceksin o zaman... Kimi zaman yaşamdaki aynı şeyleri, umutlu veya umutsuz olarak değerlendirmemizin sebebi bu bulutlardan fazlası değil. 

Ondandır dedikleri,
"Düşündüğün her şeye inanma."

Unutma; güneş hala orada, hayat sokakta, dışarıda, hareket ettir ayaklarını ha gayret, adım at, çıkıver o bulutun altından... Sonrası yine güllük, yine gülistanlık. Unutma, en karanlık hissettiğinde anda dahi, güneş hep oracıkta! Yaşamdan söz sana. :) 

*