7 Nisan 2016 Perşembe

Pasaportlar, Biletler, Valizler...

Hayat çok acayip şey sayın okur.

Bugün işten eve geldiğimde saat 11 idi. Gerçi işten çıkıp ders verdiğim 1 numaralı çekirge ile Yunanca ders yaptık, sonra çıktım eve geldim, en nihayetinde kapıdan girdiğimde saat 11'i bulmuştu. Bu saatlerde eve gelmeye alışalı çok oldu, herhangi bir şikayet duymayacaksınız o yüzden.

Sabahtan beri aklımda 'eve gideyim de Giethoorn'u yazayım bloğa' düşüncesi vardı. Hakikaten geldikten sonra kısa bir seansla insana benzeyip hemen bilgisayarın başına geçtim; insan der ki kızım zaten 06:30'da kalkacaksın, yat uyu bir saat daha, yok. Neyse efendim, tam oturdum bilgisayar başına, aaaa! Ben yarın akşam yola gidiyorum işten doğru! Ne çantam hazır, ne planım, saat olmuş 23:30. Şu an 00:30 oluyor bu arada ve hala hiçbir şeyim hazır değil. Neyse, 10 gün önceden de bilsem son anda daima koşuyorum zaten, nasıl oluyor bu ben de anlamış değilim.

Sonra düşündüm, bu aralar ne çok seyahatle kesişti yolum. Biletleri, pasaportları, valiz hazırlamaları ne çok seviyorum dedim. Bu da dünyaya geliş sebeplerimden biri olsa gerek. Gerçi son zamanlarda çok sıkılıyorum uçakta otobüste ama Hollanda'dan dönerken çok sakin geçti, saate takılmadım pek. 

Şimdi yarın gece İzmir'e gideceğim, kitap ve yolculuk playlist'i ilk yardım kiti yapmam lazım yatmadan önce. Bu arada İzmir'in yeri bende çok ayrıdır, bir yarım ve çocukluğumun en güzel yılları oralıdır zira. Öyle bir mutlu oldum durup dururken işte. 

Haydi hava güzel olur dilerim; yeni blog yazıları da gelir İzmir'den, daha ne olsun. :) Pek sevdiğim bir adamın pek sevdiğim şarkısı ile...


*


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder