12 Nisan 2016 Salı

Olağanüstü Bir Hollanda Köyü: Giethoorn

Yıllar önce tesadüfen görmüştüm Giethoorn fotoğraflarını. Şirinler Köyü'nün daha yeşil ve kanallarla çevrili hali mi desem, cennetten bir köşe diye mi betimlesem bilmiyorum. Gerçekten güzel bir masaldan çıkıp dünyaya düşmüş gibi bu güzel Hollanda köyü.


Bir Melerence klasiği olarak, harita ile başlayalım. :)
Sol altta bulunan Amsterdam'a bakarak daha iyi çıkarabilirsiniz Giethoorn'un yerini. Bildiğim kadarıyla aktarmalı bir yolculuk ile tren kullanarak da ulaşabiliyorsunuz buraya; lakin kişisel aracınızla gelirseniz çok daha rahat ve güzel olur, zira yol boyunca göreceğiniz manzara cennetten farksız.

Özellikle hava güzel, pencereden görünen manzara böyle huzurlu ise, yapmayı en sevdiğim bu rüzgarda el yüzdürmece. :) Küçük, gösterişsiz, huzur dolu anlar içinde kayboluyor, manolyalarla çevrili yollardan geçerek Giethoorn'a uzanıyoruz.



Canımcığım Giethoorn'a yakın bir bölgede yaşadığı için 40 dakika gibi bir sürede görüyoruz tabelaları. İçimde müthiş bir heyecan var, "Öylesi masal fotoğraflar hakikaten gerçek olabilir mi?" sorusu var aklımda.


Vee... 
Giethoorn ile ilk tanışmamız böyle oluyor. 
Kalp!


Burayı dünya güzeli müstakil evlerle donatılmış, evler arasında sadece yürüyüş/bisiklet yolu ve kanallar bulunan yemyeşil bir kasaba olarak tanımlayabiliriz. Evler, ağaçlar sakin suların üzerine yansıyor. Her yere dokunmak, bu güzelliğin gerçek olduğuna inanmak istiyor insan.



İster köy ister şehir olsun, Hollanda'nın dört bir yanında görüyorsunuz bu güzel ördekleri. Klasik bir mahalledeki ufak gölde, kanallarda, hatta parklarda; oldukça normal bir görüntü bu Hollanda için.


İnsanın hayatında nadirdir "gözlerine inanamadığı" anlar, bu da onlardan biri sanırım.



Biraz etrafa bakınıp her şeyin gerçek olduğuna inandıktan sonra, bu tahta köprüden geçerek kasabanın içine dalıyoruz. Dar, yemyeşil, rüya evlerle çevrili yollar bizi bekliyor.


Tamam, biraz gerildim geçerken ne olmuş. :)



Önceki yazılarda da bahsettiğim gibi manolyaları çok seviyorum, ki bu çiçekle beni tanıştıran da Hollanda'dır. Yine güzel bir bahar, dört bir yan mis kokulu manolyalarla çevrili, bu esnada Melerence mutluluktan uçmuş durumda. :)



En çok bu evi beğendik, talibiz. :)


Biz Giethoorn'a hafta içi bir günde gittiğimiz için klasik ıssız Hollanda kasabası vardı karşımızda. Arada bir evlerinden bahçeye çıkan, göle doğru yürüyüş yapan birkaç kişi dışında çok insan görmedik köyün içinde. Ama özellikle hafta sonu ve köy merkezinde daha sosyal alanlar bulmak da mümkün.


Bizim ağzı açık gezdiğimiz bir yerde "yaşayan" ailenin oraya buraya koşturan pek sevimli köpeği...


Hollanda'nın yemyeşil bir köyünde görülebilecek en güzel görüntü, pencere önüne konulmuş kırmızı laleler olurdu herhalde. Bu arada Hollanda'da çoğu markette (marketlerde çiçek satılıyor) 2 demet lale 5 Euro gibi güzel bir fiyata alınabiliyor. Buyurun ülkeyi sevmek için bir sebep daha.


Keyif konusunu abartan bir Dutch hanesi. :)


Hiç beklenmedik anda, hiç beklenmedik hayvanlar görebilirsiniz Hollanda'da. Nasıl desem, "halktan" olup ve bununla gurur duyup, aynı zamanda psikolojik "üst" yaşıyor çoğu insan burada.


Tüm köy boyunca evler böyle ufak köprülerle birbirine bağlı. Ama dilerseniz merkeze doğru göreceğiniz yerlerde bot kiralama platformları da var. Böylece kanalları kendi botunuzla da gezebiliyorsunuz; fakat yürümesi de ayrı bir tat doğrusu. Çiçeklere, köprülere dokunabilmek çok güzel.


Melerence akşam güneşini pek sever; lakin buraya ayrı bir yakışıyor.


Hollanda sokaklarında sahipsiz kedi görmek imkansız. Sokaklarda kedi-köpek yok başıboş gezen. Bu zarif şahsiyet bir evin bahçesinden miyavlıyor bize, az sonra yanımıza gelip kendini sevdiriyor, ayrı bir huzur verip gidiyor.


Bu güzellik ise biraz daha ileride çıkıyor karşımıza, yine bir evin kedisi büyük ihtimalle. Zaten "kaçan kedi" görmeniz de zor bu yüzden burada.



Belli ana bölgelerde asfalt yollar var; köyleri keşfetmek için buralarda arabanızdan kurtulmanız gerekiyor. :) Köyün doğu-batı kısımlarını keşfetmeyi de unutmayın.


İlk turu atıp rahatladıktan sonra, Hollandalı bir kadına 'nereye gidelim ne yapalım' diye sorduk. Hemen hemen tüm Hollandalılar gibi çok tatlı ve ilgiliydi; kafe-restoranların olduğu kısma gitmemizi önerdi en çok.



Sudaki ördeklere dikkat, her yerdeler. :)


Yağlı boya tablo gibi. Bir de yakından gördüğünüzü düşünün; tam anlamıyla "inanılmaz kareler" sizi bekliyor Giethoorn'da.


Çekmekte geciktim biraz ama bu gördüğünüz kuğu, aslında bir kayık. Bir evin bahçesindeki kanala "park edilmiş" halde çok hoş bir görüntü veriyordu etrafa. :)


En güzeli de gündelik bir yoldan geçerken gördüğün bembeyaz kuzular.


Derken güneş batmaya başlıyor. Hollanda'da güneş çok güzel batar, bir de yağmur çok yakışır buralara; alışılandan bir başkadır hani.


Mesela...


Pek seviyorum gönlümüzün estiği yerde durup zaman geçirmeyi. Güneşin o güzel batışını izliyoruz Giethoorn çıkışı.



Son olarak, özgürlük!
Hollanda özellikle doğaseverleri özgür ve huzurlu hissettirecek olağanüstü güzellikleriyle, bambaşka bir tecrübe olan "yeni hisler yumağı" Giethoorn ile bize "iyi ki" dedirten bir yer olarak, "en sevdiğimiz yerler" listemize giriyor.


Derken sayın okur, Giethoorn için sözlerimi toparlasam "Cennet ile ilgili kafamdaki çıtayı arttırdı." derim. Böyle bir huzur yok! Mükemmel bir yerdi. Ha bu arada şunu da belirtelim; ben bunu sessizlik, doğa, huzur seven biri olarak söylüyorum. Elbette köyde çeşitli restoranlar ve yakınlarda oteller de var; biraz sakinleşip huzur depolamak isteyen herkese... Yaşamanız dileğiyle.

Görüşmek üzere,
Melis


6 yorum:

  1. Fotoğraflardan sükunet akıyor.
    Öylesine kusursuz bir tablo ki bahçedeki trambolin göze battı.

    YanıtlaSil
  2. Fotoğraf karelerinin içine girip kaybolmak istedim.
    Bu nasıl bir güzelliktir

    YanıtlaSil
  3. Oradaki teknelerin fiyatı nedir ? Acilm cevap yarin gitmeyi planlıyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sol altta.

      http://www.rondvaartbedrijf.nl/en.whisperboats.html

      Sil