16 Şubat 2014 Pazar

Yeni Bir Lisan Öğrenmek

Hoi!

Az çok takip edenlerin bildiği gibi, Yunanca'yı küçük yaşlardan beri okuyarak, bugün kendimce iyi şekilde konuşabiliyorum. Ayrıca şu blog aracılığıyla da bazı Yunanca dersler yazıyorum, ilginiz varsa göz atabilirsiniz. Ne diyordum, Yunanca'da genelde gözü korkutan ilk öge harflerin farklı olması. Fakat inanın, bu sizi en az zorlayacak şey olacak. Bana göre en önemli konu, bir lisanın aksanı düzgün yapabilmek. Aksi takdirde onca vakit verdiğiniz lisanda daima "turist" olmaya mahkumsunuz. 

Ben Yunanca'yı çok sever fakat henüz anlamazken de, devamlı radyo ve televizyon dinliyordum. Böylece, aksanın adeta zihne işlediğine inanıyorum biz farketmeden. Yunan bir öğretmen, Yunanca'mda hiç aksan farkı olmadığını söylemişti, yararını da gördüm hani. :)



Ben Yunanca'ya o kadar küçük yaşta "sardım ki", lisan hiç bitmeyen bir şey da olsa, lisedeyken konuşabiliyordum artık. Hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biriydi bu, 18-20 yaşında hali hazırda bir lisan daha vardı cebimde. Bu dönemde Danca'dan Fransızca'ya birçok lisan kitabı aldım, başladım; fakat "hepsinden az az"dan öteye gitmedi. Çünkü, bence, bir lisanı iyi seviyeye getirebilmek için çok sevmek şart; yani, gerçekten çok sevmek. 


Daha önce yazdığım gibi, son dönemlerde Hollandaca öğreniyorum. Yaşım küçük; fakat hayat etrafımızda hızla akıp giderken, hani artık "iş-güç" başlamışken, koca bir lisanı karşımıza almak ayrı bir güç istiyor. Ne mutlu ki ben bu lisanı her gün biraz daha seviyorum. Daha iyi bir iş bulabilmek için biraz da "sevmem gerek"; ama gönülsel olarak da seviyorum. :) Velhasıl, bu süreçte neler yaptığımdan, bu lisana nasıl çalıştığımdan bahsetmek istedim.

Öncelikle, Hollandaca sert bir dil. Özellikle -g seslerinde öyle bir gırtlak var ki! Dolayısıyla bu "acayip" sesleri iyi çıkarabilmek için devamlı online radio ve şarkılar dinliyorum. Ayrıca Hollandaca tam bir İngilizce, Almanca, Fransızca harmanı. Bazen çok "döö", bazen çok "maakın", bazen bildiğimiz "sorry". Aksanı anlamanız için ufak bir video ekledim; ilk konuşan hanımefendiden korkup kapatmayın, çok ghh ile başlamış.


Gördüğünüz gibi Türkçe'den oldukça farklı sesler. Bu nedenle dinlemeye devam ediyorum -ki henüz net anlayamıyorum. Onun dışında bir defterim var, internetten ve aldığım kitaptan, örnek cümle ve kurallar yazıyorum, vakit buldukça dönüp tekrar okuyorum. Bir de kelime kartlarım var, uzun İstanbul yolculuklarında bir sayfa seçip, gideceğim yere varana dek aynı yeri sürekli tekrar ediyorum. Bunun dışında ne mutlu ki müthiş bir dönemde yaşıyoruz; internette hemen her lisandan insan kendi dillerini anlatıp öğretiyor dünyaya. Bu tarz, Hollandaca anadili olan insanların eğitim videolarını da izliyorum devamlı. Elinizdeyse şayet, öğrendiğiniz lisanın konuşulduğu ülkede veya ortamda bulunmanız çook büyük bir artı olur. Bunu da hesaba katarsak, şöyle bir iki ay sonra güzel bir seviyede Hollandaca konuşuyor olmayı planlıyorum. Buraya not düşmüş olalım, son durumu yazacağım iki ay sonra. :)

Aklınızca sadece bu ghlerle kalmasın bu lisan, aşağıdaki şarkıyı en sevdiğim şarkı ilan edebilirim şimdilik; Nick & Simon ikilisi de pek ünlü Hollanda'da. Tot ziens!





*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder