6 Şubat 2014 Perşembe

"Ekşınlı" Hollanda Konsolosluğu

Sabah 10:00'daki randevumdan yarım saat önce, İstiklal Caddesi üzerinde bulunan Hollanda Konsolosluğu'na vardım.

O gösterişli, zarif binanın demir kapıları, vize, pasaport, oturum gibi konular için açılmıyor. Binanın sol tarafında kalan eski bir ara sokakta, bu konulara bakan bir "ofiscikleri" var; içerisi oldukça küçük.

Yokuştan inerken ilk dikkatinizi çeken, lale ve TR & NL dostluğu üzerine boyanmış taş duvarlar oluyor. 

Kapının yanında, dış kısma asılı duyuru panosuna göz attıktan sonra içeri girmek üzere sol tarafa yöneliyorum. Garip bir "tehlike kokusu" var içerde. Sanki herkes çok gergin, herkes çok mutsuz. Duyguların kokusu alınmaz derler; ama o ufacık salonun "gerginlik koktuğuna" yemin edebilir insan. Ortam, insanı adeta "Belki de kötü bir niyetim var benim ama ben bilmiyorum, mülteci falan mıyım ben acaba?" diye düşünmeye sürüklüyor.

Kapıdan adım atar atmaz, "Randevunuz var mı?" sorusu geliyor; şayet yoksa, bir şey soracağım, birine bakıp çıkacağım, iki dakika yahu? vb. konularla oradakileri hiiç yormayın, oldukça net ve katılar.

*

İçeri girerken, önce telefonunuzu kapatmanızı istiyorlar ve çantanızı güvenlik cihazına tarattıktan sonra içeri geçiyorsunuz. Hollanda'nın biyometrik fotoğraf kriterleri problemli bir konu, o yüzden büyük ihtimalle klasik biyometrik fotoğraf işinize yaramayacak. Bu konuyu da hemen konsolosluğun yanında yer alan fotoğrafçı yardımı ile (6 adet - 20 lira) çözebilirsiniz. Derken, numaranız okunuyor ve dar-dönemeçli bir merdiven ile daha da küçük olan üst kata geçiyorsunuz.

En ekşınlı kısma geldik!

Görevli ile aranızda bir cam var ve hiçbir direkt bağlantınız bulunmuyor. Camın altı-masanın üstünde, şu döviz ofislerinde olduğu gibi bir girinti var ve o girintide tekerlekli bir çekmece bulunuyor. Görevli çekmeceyi sizin tarafınıza itiyor, belgelerinizi bıraktıktan sonra da, siz geri itiyorsunuz.

Bu arada görevli bir şeyler söylüyor, e cam var arada, duyamıyor insan. Ona da çözüm var! Filmlerdeki hapishane görüşme sahneleri gibi, sol tarafınızdaki siyah ahizeyi kaldırarak, karşınızdaki adamla telefonda konuşuyorsunuz.


Kutsal Kağıt
IND, Hollanda'daki MVV - oturma izni vb. ile ilgilenen kurum. Benim oturma izni başvurumu, Hollanda'daki üniversite benim adıma yaptığı için, zaten IND'den onayım gelmişti ve yalnızca pasaportuma işlenmesi için konsolosluğa gittim, dolayısıyla zor geçmedi süreç. Fakat özellikle turistik vize alanların adeta üstüne gidiyorlar, bir nevi mülakat. 

Elbette orası bir vize merkezi değil, önemli bir ülkenin konsolosluk binası. Dolayısıyla anlıyorum bu önlemleri. Yalnızca hem komik, hem rahatsız edici, hem de oldukça ilginçti benim için.

Bu arada, yan tarafta, arkadaşları ile Amsterdam'a gidecek olan "cool gencin" görevlinin sorularına vermeye çalıştığı "şirin mi şirin cevaplardan" bir gülme tuttu ki beni. Koskoca çocuksun, coolsun moolsun, görevli atıyorum "Doğru tabii." diyor, çocuk "evet ya hihihi" gibi tepkiler veriyor. Sonra lafı futbola getirdi, adamı da biraz güldürdü, kesin kapmıştır vizeyi.

*

Normalde oturum iznine Türkiye'den başvurursanız, "bir cevap almanız" yaklaşık üç ayı buluyor diye okumuştum. Okul benim adıma başvurduğu için, genelde iki hafta ama bir ayı da bulabilir, diyorlardı. Fakat ilahi bir şekilde 10 gün sonunda IND onay verdi, bu dönemin "çetrefilliliği" hakkında da bir başka postta görüşebiliriz. 

Bu arada, içimden bir ses, yakında Hollanda temalı çok post göreceğiz, diyor.


Haydi tot ziens şimdilik

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder