5 Mayıs 2014 Pazartesi

Emin olduğum tek şey...

Zamanın geçtiği.

İstediğim kadar anı yaşayayım, istediğim kadar gözümü dikeyim yaşadığım o güzel güne, içten içe bağırayım, "Bak! Farkındayım! Güzelsin gün, kıymetlisin; her adımımda seni yaşadığımın farkındayım!", yine de emin olduğum tek şey, zamanın geçmesini engelleyemediğim. Yaşadığım her anı, onun kıymetini bilerek yoğursam da, içimde "Bu an da bir anı olacak." der demez, anı oluveriyor anlarım.

Hayatımın son iki haftasında, çok mutlu günler geçirdim. Sevdiğim yerlerde, sevdiğim insanların yanındaydım. 12 gün içinde üç ülkeden geçti ruhum, aklım karışık; nereye gitsem, daha önce hiç ayrılmamışım gibi.

Şu an Hollanda'dan yazıyorum. Dakikası dakikasına tutmasa da, bu sabah güzel bir güneş var. Çayımı aldım, penceremin önüne kuruldum. Çıplak, dallardan ibaret ağaçlar, adeta iki hafta içinde gökyüzünü örtecek kadar yapraklandı. Kuş sesleri, tek duyduğum yine; iddialı bir laf ama, huzur var içimde.



Bugün, Hollanda, Nazi Almanyası'ndan sonra kavuştuğu özgürlüğü kutluyor; okul da tatil bu nedenle. Ben de Paskalya döneminin uzunca tatilinden sonra bir liste yaptım, Melerence'ye neler yazacağımı toparladım. Ne çok şey var elimde... Adeta gece gündüz yazacağım; Selanik'ten tutun, Heybeliada'ya kadar. Kısacası kemerleri bağlayalım derim. :)

*


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder