19 Mayıs 2014 Pazartesi

Belçika: Brugge'a Gidiş

Yıllardır adeta 'hayalim' olan ve beklentilerimin çok çok üstünde bir güzelliğe sahip masal şehri, Brugge... Hayatımda gördüğüm en güzel yerlerden biri olarak yerini aldı kalbimde.

Esasen yazıyı bölmemeyi tercih ederdim; fakat Brugge'a varana dek, elediğim halde, fotoğraf sayısı yirmiyi geçince bir "gidiş" yazısı hazırlamak istedim. Biz kendi arabamızla gittik, bu nedenle Brugge'da park yeri konusuna dair de birçok yararlı öneri bulacaksınız. Fakat bunlar bir yana, tam anlamıyla büyülenmeye hazır olun...

*

İstikamet böyle; yaklaşık üç saate Brugge'a, bir masalın içine düşeceğiz.


Hollanda'da hemen herkesin arabasında bu cihazlardan var ve inanılmaz yararlı; kültürün bir parçası haline gelmiş desek yeridir.



Son ayların en güzel havalarından biri var Hollanda'da; usul usul ülkeden çıkıyoruz şimdi.


Yol ile kıyaslayıp anlayabilirsiniz; dev bir kuş yuvası.


Bir Belçika şehri olan Antwerpen tabelalarda görünmeye başladı.


Sooon biir kilometree.. :)


Neredeyse 1,5 - 2 saate başka bir ülkeye geçmek çok güzel ve bir o kadar da garip. Otomobil plakaları değişmeye başladı, artık Belçika'dayız. Pasaport kontrol? No! Avrupa büyük bir ülke gibi, şehirden şehre geçmek adeta.

Rüzgar gülleri her yerde,
Aklımda Çeşme.


Brugge artık tabelalarda...


Mutluluk kokar mı fotoğraf?


Şimdi 'resmi' olarak giriş yapıyoruz.


Otomobil için fiyat 6 Euro.


Bu da fişi.


Hollanda'da da, Belçika'da da bu tarz ülke-şehir armaları ve hatta bayrakları var.


Ülkeye giriş kısmı bittiğine göre, kısa sürede Brugge'da olacağımızı anlıyoruz. Yalnız, navigasyon cihazı bizi ana yoldan çıkarıp dar bir köy yoluna yönlendiriyor. Önce biraz tereddüt etsek de güveniyoruz. Köy derken, hakiki köy yani. Hatta bir arabaya bir tezek aroması yayıldı. "Oh ne güzel köy yaa..." falan derken, aromanın dozu bir arttı ki öksürmekten önümü göremedim, adeta bölgedeki oksijen bitti. 

Derken, güzel köy evleri, atlar inekler; az sonra Brugge...


"Brugge'a bu kapıdan girilir." :)


İlk görüşte aşka inanır mısınız?


Ben inanırım!


Taş evlerin, eski sokakların arasından ağzı açık geçtik; arabayı bırakmak için daha önce internetten araştırdığımız Centrum Station'a yöneldik. Dört bir yanda mutluluk...


Hollanda'nın acımasız park ücretlerinden sonra burası gerçekten mükemmeldi. Bir alt fotoğrafta göreceğiniz gibi tam bir gün 3,5 Euro. İçerisi kalabalık; fakat yer bulmak mümkün. İnternete göre Brugge bulacağınız park yerlerinde, bir gün için maksimum 8.70 Euro ödüyorsunuz, ki gerçekten iyi bir fiyat.



Centrum Station'ın en güzel yanlarından birine geldik! İstasyonun hemen yanındaki bu otobüsler ile, parking fişinizi vererek ücretsiz olarak merkeze otobüs ile gidip gelebiliyorsunuz. Aşağı yukarı 10 dakikalık bir yolculuk sizi bekliyor.



Otobüsten; parking fişleri ve otobüs bileti.



Merkeze doğru yöneldiğimizde, çok büyük bir Luna Park gördük. Rengarenk standlar, bin bir çeşit oyuncak, eğlence parkları... Aşağıdaki fotoğrafta parkın başındaki korku tüneli var. Fotoğraftaki Azrailimsi arkadaşın siyah sivri ağzı açılıp kapanıyor; dışardan bile ürkütücü. :) Erken gidip, bu parkta mutlaka inmenizi tavsiye ederim.


 Ve tüm gerçekliğini koruyan bir Orta Çağ kenti; Brugge masalı başlıyor...


*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder