21 Mayıs 2014 Çarşamba

Belçika: Brugge Masalı

Orta Çağ'dan kalma bir masal kenti, Brugge... Melerence'de yazmakta, fotoğraf seçmekte en çok zorlandığım şehir aynı zamanda. Taş binalarla, kanallarla, sanatla çevrili eski bir hikaye burası.

Brugge, Belçika'nın kuzeyinde kısmında yer alan, İkinci Dünya Savaşı'nda zarar görmediği için Orta Çağ kimliğini tamamıyla koruyabilmiş, şehir olarak Unesco Dünya Mirası listesinde yerini almış, adeta büyülü bir kent. Taş sokaklarında yankılanan at arabası tıkırtıları, sokaklarını dolduran çikolata kokusuyla aşık olunacak bir şehir.

*

Sizlere bol fotoğraf, kısa yorumlardan oluşan, dolu dolu bir Brugge hikayesi hazırladım. Fotoğraf seçmek gerçekten zor oldu; fakat en güzellerini derledim, kenarlarına notlar iliştirdim. Bu yazıdan önce Brugge'a Gidiş yazısını okuyabileceğiniz gibi, bu yazının ardından Brugge'da yemek, alışveriş ve kanal turuna dair ayrıntılı bilgiye ulaşabilceğiniz metinleri okuyabilirsiniz. Haydi başlayalım...




Brugge'un meşhur meydanı Markt Square'da kurulmuş sahneden, şehrin güzelliğini ikiye katlayan bir melodi ile başladı sabah...


Bir de meşhur Belçika çikolatasıyla tabii... Fakat fotoğraftan sonra farkettim, paketin üzerindeki ve arka plandaki evin aynı olduğunu. 


Güzel bir tadı var; ama çok abartmayalım. :)


Dört bir yanda el yapımı Brugge tabloları, takılar, otantik el işleri...


Aylardan Mayıs, şehir yine de kalabalık. Buna rağmen garip bir huzur, sessizlik var taş sokaklarda. Bu şehir için tek kelime yeter: Asil.


Kanal turuna başlamadan önce; sıra gözünüzü korkutmasın, gerçekten değiyor.


Daha sonra ayrıntılı şekilde yazacağım kanal turundan bir kare.


Bir silindir halinde sarılmış, kiloyla satılan el yapımı Belçika çikolataları.


Masal...


Brugge'un meşhur dantelleri; en özgün hediye seçeneklerinden.




Brugge'da, Amsterdam'a göre hediyelik eşyalar daha pahalı. Bunun dışında yiyecek-çikolata vb. ürünler bir nebze daha uygun.


Şehri bisiklet kiralayarak veya at arabaları ile gezmek de mümkün. Dakikada bir geçip gidiyor bu faytonlar, yollarda at trafiği var. :)


Kanal kıyısında ikinci el eşyaların satıldığı bir pazar da vardı. Özellikle vintage eşyalara düşkün olanlar için tam bir cennet!




Birkaç klasik Brugge karesi...





Leonidas ünlü çikolatacılardan; Yunan imiş kendisi.



Bir hediyelik eşya mağazasında rastladım bunlara. Bardak altlığı biriktirenler için bir diğer cennet de burası.



Şehirde Hristiyan izleri eski, sıcak bir tarih ile yoğrulmuş halde, her yerde. Devasa kiliseler, heykeller, ikonalar...

Mesih İsa'nın çarmıh betimlemesi.


Hollanda'da olduğu gibi, Belçika'da da her şehrin bir bayrağı var. Kırmızı-beyazlı bayrak ise Brugge'un bayrağı.





The best chocolate oscar gooes toooo...


Brugge'un ünlü Markt Meydanı'nda yer alan bu devasa yapının ismi Belfry Kulesi. İlk kez 1240 yılında inşa edilmiş; fakat başından geçen birkaç yangının ardından aslına uygun şekilde yeniden restore edilmiş. Yüksekliği ise 84 metre. Hakikaten Markt Meydanı'na çıktığınızda, bu kuleye bakarken insanın başı dönüyor, büyüleyici bir yapı.



Markt Meydanı'ndaki diğer yapılardan.



İl mahkeme binası.








*

Tüm güzelliği, tüm büyüsü ile Brugge masalı da böyle biter. Her bir sokağı, her bir yapısı, kokusu, hissi, gezmeye-hissetmeye değer. Brugge, hayatımda en çok beğendiğim ve kalbimin kaldığı şehirlerden biri olarak yerini aldı ruhumda. Gidilmesi, hissedilmesi tavsiyelerimle...

Melis


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder