5 Ocak 2017 Perşembe

Hollanda'da nasıl iş bulunur?

Uzun zamandır aldığım maillerin ortak konusu: Hollanda'da yaşam ve çalışma hayatı

Her ne kadar bugüne dek bu iki başlığı bildiğimce anlatmaya çalıştığım birkaç yazı yazmış olsam da, daha ayrıntılı bir 'iş bulma süreci' metni hazırlamak istedim bugün. Henüz benim de bilmediğim başlıklar olabilir bu alanda ama, bu yazıyı 2 aylık süre sonucunda birçok görüşmeye gitmiş ve Amsterdam'daki güzel bir firmadan kabul almış biri olarak yazacağım. Ders verecek bir yazıdan ziyade, benim yaşadıklarım - öğrendiklerim, görüşmelerde başımdan geçenler ve Dutch piyasasında fark ettiklerim olacak bu yazının ana konusu.

Öncelikle ben iletişim fakültesi mezunu, reklam ajanslarında çalışmış, işi "iletişim" olan biriyim. Bu yazıyı da daha çok kurumsal firmalarda iş arayanlara yönelik yazacağım, dolayısıyla özellikle bu ve benzeri alanlara spesifik öneri verebilirim. Misal doktorluk, IT, bankacılık gibi sektörleri, görüşmelerin nasıl geçtiğini, ne beklediklerini bilemem haliyle. Ama yine de, genel başvuru sürecine ve Hollanda'da iş arama sürecine dair bir şeyler bulacağınızı düşünüyorum. Haydi başlayalım sohbetimize...

Öncelikle Hollandacanız yoksa, Hollanda'daki azımsanmayacak sayıda var olan ve sadece İngilizce isteyen iş ilanlarına başvuracaksınız demektir. Öyleyse...
Güzel, "doğru" bir CV ile başlayalım.

İster açık başvuru yapın, ister belli bir ilana başvurun, işverenin size dair ilk fikri CV'niz ile oluyor malum. Bu yüzden sade, şık ve en önemlisi "doğru" bir İngilizce CV hazırlayarak işe başlayın derim. Bu ne demek, mesela yerli - yabancı siteler üzerinden İngilizce CV örneklerine bakabilir, ücretsiz basic dizayn yapan öz geçmiş düzenleyicileri kullanabilirsiniz. Creative ve nispeten "daha çılgın" bir sektördeyseniz, öz geçmiş iddianızı arttırıp azaltabilirsiniz tasarımı ile elbette.
  • Benim öz geçmişim kısa zamana kadar apaçık "hata" sayılacak kadar uzundu. Oradan kıs, buradan kırp bir türlü 2 sayfaya indiremiyordum. Hem farkındaydım, hem neyi söylemeyeyim karar veremeyip öyle yolluyordum her yere. Mümkünse tek sayfa, en fazla 2 sayfa olsun derler ya, en son gittiğim bir görüşme sohbet havasında ilerlerken bunun lafını açıp "farkındayım aslında" falan dedim, hani çok dostça bir ortam vardı. Adam o ana kadar bir şey dememişti ama, "gerçekten vaktim olmaz bunu okumaya" dedi sonra, diğer gün öyle böyle 2 sayfaya indirdim CV'yi. Şimdi cidden daha sade ve aklı başında geliyor bakınca.
  • O adamdan öğrendiğim bir diğer şey de, iş deneyimini eğitimden önce koymak oldu. Normalde ben kronolojik gitsin diye education - experience olarak düzenlemiştim yıllar önce ama, aynı kişi "Senin nerede okuduğunla pek ilgilenmiyorum, bana nerede ne iş yaptığın, ne bildiğin lazım." dediği anda ampül yandı bende.
  • Bir diğer öğrenip yeni yeni uyguladığım şey ise, CV'nin en başına, fotoğrafın altına profilinizi özetleyen bir cümle yazmanız. Misal "25 years old, driven and experienced designer who adores puppies" gibi. Hem "HR çalışanlarına bu güzelliği yaptığınız için" bir tık öne çıkıyor öz geçmişiniz, hem de en kısa biçimde profilinizi özetlemiş oluyorsunuz. Ayrıca başvurduğunuz ilana göre işinize gelen özelliğinizi o tek cümlede öne çıkarıp dikkat çekebilirsiniz.
  • Biliyorum uzun iş ama, hemen her ilana beklentilerine göre ayrı CV hazırlayın derim. Daha doğrusu "ayrı"dan ziyade, üzerinde oynayın öz geçmişinizin mutlaka. Bir ilanda illa sales de sales diyorsa, iş tecrübenizi sales açısından nazikçe şişirip yollayın misal. 
  • Eğer henüz pek fazla bir iş tecrübeniz yoksa, abartıp bunaltmadan isteğinizi, öğrenme tutkunuzu vurgulayan bir şeyler de sıkıştırın derim bir yere.
  • Türkiye'ye göre Hollanda iş piyasasında motivasyon mektubu yazmak pek revaçta. Kendinize kısa ve öz, enerjinizi yansıtan, istekli, kararlı bir ses tonuyla konuşan, sağlam bir motivation letter yazmanız size artı olarak dönebilir.
Başvuru süreci, Hollandaca - İngilizce, dil yeteneği mevzusu...

Bir defa yeri gelmişken hemen söyleyeyim, eğer illa Hollanda'da çalışacağım diyor ve bunu uzun vadeli bir hedef olarak görüyorsanız, mutlaka Hollandaca öğrenin. Hatta size "Yea bırak Hollandaca falan, burada herkes İngilizce konuşuyor yeaa." diyen arkadaşlarınızla görüşmeyi direkt kesin. Doğru, hemen herkes İngilizce konuşuyor, doğru siz zaten international bir firmaya başvuracaksınız ve 20 yıldır 10 kelimeden fazla Hollandaca öğrenmemiş bir sürü insan olacka orada, ama siz siz olun bu tuzağa düşmeyin. Hollanda'da çok iyi firmaların iyi pozisyonlarında bir sürü Türk de var, ama sizin başvuracağınız yere başvuran onlarca yüzlerce native English speaker da var. Hollandaca olmadan 20 yere başvurabiliyorsanız, Hollandaca ile 2000 yere başvuracaksınız. Bunu göz ardı etmeyin, dediğim gibi uzun vadeli düşünen herkes direkt lisanı öğrenmeli. Daha bir sürü "yararı" var dili konuşabilmenin sosyal olarak ama, onlar da başka yazıya.

Nerede bu işler?

Uluslararası şirketler, Amsterdam başta olmak üzere Rotterdam, Den Haag, Hilversum, Utrecht, Enschede gibi hareketli şehirlerde bulunur. Ama bence, siz iş araması yaparken location eklemeyin ki, Hollanda'nın herhangi bir bölgesindeki international bir pozisyon açığını da kaçırmayın. Zaten 3 saatte ülkeyi bir uçtan bir uca geçebilirsiniz, çok da fark etmeyecektir başlangıçta.


Hollanda'da iş başvurusu yapmak...

Öncelikle Hollanda'da bir işçi ofisleri var, işçi derken marketing bıdı bıdısı da işçi yani. Firma ile beraber çalışıp arada köprü oluyorlar, o işin ayrıntısını süper bilmiyorum ama firmalar bu ofislerden kişi almaktansa direkt başvuruları daha mutlu kabul ediyor. 

Bir iş ofisi beni görüşmeye çağırdığında, sohbet havasında geçmişti konuşma. Kadının amacı "benim o işe uygun olup olmadığımı görüp, o firmaya benim öz geçmişi sunup sunmamaya karar vermesi" idi esasen. Beğenir, firmanın beklentisini karşıladığımı düşünürse firmaya beni tanıtıyor, firma yok olmaz veya tamam görüşelim diyor. Gibi.

Siz her şeyden önce internet üzerindeki belli başlı iş ilanı sitelerinden aramalar yapabilirsiniz. Bu ilanların bazılarını direkt firma vermiş olacak, bazılarını bu bahsettiğim iş ofisleri. Burada bilmeniz gereken önemli bir nokta var ki, bazı iş ilanlarının alt kısmında mutlaka "Hollanda'da çalışma izni bulunan adaylar başvurmalıdır." yazar. Bunun dışındaki bazı ilanlar - firmalar veya ofisler izinlerinizi almaya gönüllü olabilir. Burada çaba ve iyi araştırma devreye giriyor.

Benim sürekli baktığım iş ilanı sitesi: indeed.nl mesela. Burada farklı sitelerden düşen tüm ilanları bir arada görebiliyorsunuz. Daha birçok site var ama bazı firmaların kendi sitelerinde bulunan ilanları buraya düşmüyor bazen. O nedenle hangi international firmalarda çalışmayı arzuluyorsanız, firmanın kendi kariyer sayfasını da düzenli biçimde takip edin derim. Örneğin, Hilversum şehri Hollanda'nın medya şehri olarak biliniyor, birçok televizyon kanalı burada yer alıyor, bu da adaylara birçok iş alanı sunuyor. Buradaki firmaları bulup kariyer sayfalarını takip etmek, mail adreslerine CV ulaştırmak iyi bir fikir olabilir bu nedenle.

Bunun dışında Linkedin'de yine iş ilanları oluyor sıkça, ayrıca belli kişilerle iletişime geçip öz geçmişinizi iletmek istediğinizi de söyleyebilirsiniz. Devamlı göz kulak açık olması kısaca, koşturmalı ama nispeten keyifli bir dönem. 

Gelelim İngilizce'ye. 

İş alanınıza bağlı olarak iş görüşmelerinde çılgın akademik bir dil olmuyor genelde. Ama oldukça iyi İngilizce bilmeli ve en önemlisi akıcı konuşabilmelisiniz. Sizinle görüşenler bazen direkt Amerikalı veya İngiliz oluyor mesela, bu Erasmus değil ki yetersiz dil bilginizi mazur görmekle uğraşsınlar. Bu yüzden ben görüştüğüm kişi native değilse çoook daha rahat oluyorum hep. Ama native de olsa benim duyduğumu algılayıp akıcı ve akıllı cevap verme zorunluluğum malum.

Bir görüşme öncesi beklemede iken
Görüşmeler...

Genellikle önce telefonla aranırsınız. Hollanda'da telefonunuzu açınca adınızı söylemek neredeyse olmazsa olmaz bir olay, direkt alo! demek ayıp yani burada. İster İngilizce "Merhaba, ben X." diyerek açın, ister Hollandaca "Hallo, met X" diyerek. Ama mutlaka isim söylemeli. Klasik kurallar zaten malum, gürültü olmayan bir alana geçip enerjisi yüksek bir sesle konuşmak önemli.
  • Bazen direkt görüşmeye çağırırlar, bazen önce telefonda birkaç soru sorarlar. Genelde "Önümüzdeki şu kadar ay planladığınız tatil var mı?" sorusunu çok duyuyorum. Bazen önce tecrübeyle ilgili bir şey sorup, ha tamam o zaman görüşmek istiyoruz diyorlar mesela. Sonra yine Türkiye'deki gibi o zaman ben görüşme detayını, adresi - ulaşımı mail ile ileteceğim şimdi derler çoğu kez, demezse mutlaka isteyin zaten.
  • Görüştüğüm bir firmada baya "Kendini 10 yıl sonra nerede görüyorsun, stres anlarıyla nasıl başa çıkarsın?" falan gibi sorular sormuşlardı. Aşırı ekstrem bir şey de yok yani, Türkiye'deki kurumsal dünya gibi az çok. Başka bir mailde "Telefonla mı ulaşalım maille mi?" demişti adam, normalde hep direkt ararlar mesela, türlü türlü efendim. 

  • Görüşmeye saatinde, hatta 5-10 dakikayı geçmeden erken gitmeye özen gösterin, burada dakiklik ön planda. Ama bir görüşmede gayet bekletmişlerdi yani, sonradan sorry morry Türkiye'deki gibi. Yine de siz her açıdan özenli ve hazırlıklı olursanız, elbette yararınıza olacaktır.
  • Bazen süper adı olan firmalarda acayip acemi şeyler olduğu oluyor mesela. Ben de gelmeden gözümde çok büyütüyordum, hem bu piyasayı hem de burada iş hayatındaki insanları. Sadece daha güzel "oynuyorlar" burada, bir de garip bir psikolojik nokta bence, adamlar o kadar çok bizim "filmlerde gördüğümüz gibi" ki, bazen algı kayıyor böyle. Ama alışıyorsun, abartmışım diyor insan sonra. Hatta "çoğu salakmış bunların" falan da diyebilirsiniz. Ne de olsa her şey alışana dek ilk anki kadar seksi olacak. Bir defasında telefon görüşmesinde mesela o konuda tecrübem var zaten falan dedim, İngiliz aksanlı adam tok sesiyle öyle bir "Excellent, exxxcellent!" diyordu ki olaydan soyutlandım bir anda gülesim geldi zor tuttum ağzımı. İşte bunlara alışmak, İngilizce'yi ve İngilizce ile ilgili her şeyi hayatımıza almak yardımcı olacaktır sanıyorum. "Alışmak" fark yaratmanıza yardım edecektir. İngilizce kullanmaya, en önemlisi duymaya alışın ki algınız açılsın; gündemden haberdar olun, İngilizce yorumlayabilin, abartmadan deyim ve deyişlere hakim olup kullanın. Bunların daima yararını gördüm, sizin de göreceğinize inanıyorum sayın okur.
Neden seni işe alsınlar ki?

Bu sorunun cevabını siz veremiyorsanız, firmanın insan kaynaklarından vermesini beklemek biraz çıkmaz sokak olabilir. Bence önce kendinize, hatta direkt CV'nize, "Beni neden işe alsınlar?" sorusunu sorun. Örneğin tecrübeniz henüz kayda değer değilse, ilgi alanlarından dikkat çekmeye çalışın ve en önemlisi bu işi çok istediğinizi abartıya kaçmadan anlatın. Genelde buradaki insanlar fake bir abartıyı direkt anlıyor ve hiç hoşlanmıyor, o yüzden şişirmemeye dikkat edin konuşmalarınızı.

Sloterdijk iş binalarından biri
 Bana hobini söyle, seni işe alayım!

Yine sektörüne bağlı olarak, Hollanda'da farklı hobi ve ilgi alanlarının adayları işi kazanmaya yaklaştırdığını görüyorum. Bir görüşmede uzun yıllardır ilgilendiğim Flamenco dansından bahsettiğimde, kadının gözleri NASA'da part time çalışıyorum gibi açılmış ve üzerime tebrikler yağdırmıştı. Ama şunu da bilin, her şeyi soruyorlar. Test etmekten ziyade meraklarından bence; yani doğru söylemeye özen gösterin derim.
Ulaşım konuları...

Almere'de oturuyorsunuz ve Amsterdam'da çalışacaksınız. Hollanda'da ulaşım aşırı pahalı olduğu için, firmalar genelde ulaşım paketi de verir. Bazıları "ayda en çok 200 Euro ulaşım parası" verir, bazıları "sen gel yeter tüm yolu ben ödüyorum" der. Zaten bu tarz durumlarda, atmayayım, aylık 330 Euro falan gibi bir fiyatı olan, akbil misali OV-Chipkaart alırsanız ekonomik krize girmeden yolu da halledebilirsiniz. Bunun dışında emeklilik, yemek, sosyal haklar gibi konularda -genelde- birçok güzellik yapıyor firmalar. Mesela benim kabul aldığım firma fitness indirimi falan sağlıyor, gibi. Ama değişir tabii sektörüne, firmasına göre. Genelde böyle bir ortam var diyebiliriz.
  • Hollanda'da bir yabancı olarak yaşamak ve çalışmak konularına dair her şeyi öğrenmek isteyenler, mutlaka ind.nl sayfasını didik didik okusun derim son olarak.
Evet sayın okur, sanırım şimdilik bu kadar. Aslında kurumsal dünyayı Türkiye'de tanıyanlar için çok ekstrem bir durum olmayacaktır tahmin ediyorum, bu nedenle içinizi ferah tutun. Çalıştığınız yerlerde kısaca neler yaptığınızı, kendinizi tanıtın denince - hedefleriniz sorulunca neler söyleyeceğinizi hazırlamış olarak görüşmelere gidin. Daima yüksek enerjiniz ve güleç tavrınızı karşınızdakine hissettirin ve "doğru zamanda doğru yerde olduğunuzu" umun, bazen bu da önemli bir etken oluyor zira.

Konuya dair yeni tecrübeler edindikçe yazıyı editlerim sanıyorum, şimdilik bol başarılar diyor ve her geçen bir günde dününüzden daha iyi olmanızı diliyorum. 

Selamlar,
Melis

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder