4 Ocak 2016 Pazartesi

"Müzik"

Kokular gibi, müzik de, şarkılar da zamanda yolculuğu mümkün kılan şeylerden.

Özellikle benim gibi ev-iş arasında uzun yol gidenler için olmazsa olmaz kulaklıktaki şarkılar... Lakin bundan ötesini hissediyorum son zamanlarda. Yani, öyle şarkılar, öyle sesler, öyle melodiler ve en çok da öylesine şarkı sözleri tanıdım ki bu aralar, insanın gözünü dolduran cinsten. Bir şarkının sözlerini dinledikten sonra pause'a basıp sesli olarak "Lan, ohaa..." dediğim olmadı değil.

Müzik ne güzel şey be! 

Şarkılar ne güzel şeyler! İnsanın hissettiremediğini hissettiriyor çok zaman... Kırık dökük bir yolda yürürken, aniden Artvin'in dağlarında hissettirebiliyor seni. Metrobüs beklerken Paris'e gidip geliyorsun hızlıca misal, ve bunun gibi nicesi.

Yunanca'dan Farsça'ya, İngilizce'den Hemşince'ye çok sevdiğim, başka dillerde şarkılar var, her gün mutlaka dinlediğim hani. Fakat şu bir gerçek ki, insanın büyüdüğü - rüyalarını gördüğü lisandaki şarkılar, sözler, bir başka dokunuyor ruha. Veya kendi şivesinden, aksanından şarkılar, bir başka his veriyor... Ruhun dans etmesi olayını gerçek kılıyor, "yok yere" mutluluk veriyor, veya tam aksi, derdin yokken dert veriyor ezgisiyle-sözleriyle. Yani toptan, tümden sihir gibi bir şey bu müzik. Bu aralar birkaç şarkı var ki öyle, OF! diyeceğim sadece. Beni tutup yakamdan Borçka'ya bırakıyor... 

İşin özü sayın creator, müzik olayı için çok teşekkürler.

*


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder