2 Ağustos 2014 Cumartesi

AMS-IST Seyahat Hikayesi ve Hediyelik Eşyalar

Merhabalar...

Bir ayı biraz geçti Hollanda'dan dönüşüm. Her ne kadar hayırlısı ile yakında tekrar git(-debil)mek için hazırlık yapsam da, şimdiden her şeyi çok özlüyorum gerçekten. En çok da çok kuvvetli ve sık yağan yağmuru, kararsız havayı, penceremin önünde hışırdayan devasa ağaçları ve sarı bisikleti... Bir de, akşamları pencereden bakınca etrafta koşturan yabani tavşanları görmeyi.

Derken, döndüm ve üç gün sonra işe başladım. Hollanda'da iken Keti ile çay yapıp, mutfakta saatlerce iş ilanları sitelerine bakıp, arada bir yorum yaparak başımızı tekrar bilgisayara gömdüğümüz anlardan anlaşıldığı gibi, zaten dönünce çalışmayı çok istiyordum. Ama yine de her şey çok hızlı oldu; devamlı söylediğim şey şuydu: "Hayat çok hızlı değişiyor, tepetaklak oluvermek çok kolay ve ani."

Fakat bu metinde bunların dışında, dönüş hikayemden ve Hollanda seyahatinizden alacağınız "olmazsa olmaz hediyelerden" bahsetmek istiyorum. 

Uçuş saatine çok çok yakın açılan kapıların ardından, yine bir THY yolculuğu başladı benim için. Yerleşme bitince Türk lokumu faslı oldu.



Yeşil, sulak, güzel Hollanda'ya son bir bakış.


Daha önceki hikayede bahsettiğim gibi, bu defa da "sebze ve meyvelerle hazırlanan yemek" seçimi sonucu karşımıza bu hafif, güzel öğün geldi.


Derken, geçmeyen dakikaları iki film izleyerek kandırdık ve Boğaz'ın üzerinde, ucu bucağı görünmez, güneşin pırıl pırıl ettiği deniz üzerinde yan yatarak havalimanına yanaşmaya başladık.



Bu arada, uçaktaki dergide Tiflis'e dair bir yazı vardı; aklıma Keti ve ne zaman Gürcistan'a gideceğim düştü.


Öyle böyle, geldik yine. İstanbul'dan kaçmanın yollarını hesaplayarak okuldaki son yılıma başlayıp, bir an önce bitirmeyi bekliyorum bakalım.

Hollanda'dan aldıklarıma gelirsek, aslında çook şey getirdim ama, burada en temelleri, "almazsanız ayıp olacakları" yazdım. Bakalım neler varmış...

Peynir: Hollanda'nın en meşhur olduğu başlıklardan biri. Gerçekten çok güzel, farklı tattalar. Hollanda'nın bir şehri olan Gouda, aynı zamanda önemli bir peynir cinsinin adı.


Stroopwafels: Çok lezzetli ama, bir o kadar da yoğun bir tadı var. Açıkçası bunu almanın diğer bir nedeni de güzel kutusuydu. :) İçinde ise karamel ile doldurulmuş stroopwafellar vardı. Bu arada bir ipucu olarak, BİM marketlerinde Hollanda'dan getirilen stroopwafellardan satılıyor. 


Değirmen & Öpüşen Çocuklar: Bir diğer olmazsa olmaz ise, mavi beyaz klasik süslemeleriyle değirmen ve öpüşen bebeler. :) Bunlar da yine Hollanda'nın dört bir yanında görebileceğiniz, klasik hediyelik eşyalardan.


*
Dolayısıyla Top 3 hediyelik eşyaları sıralamış olduk. En kısa zamanda diğer aldığım şeylere, marketlere, fiyatlara dair bir yazı Melerence'de olacak. Bunun dışında vakit buldukça Amsterdam, Utrecht, Arnhem ve nicelerine dair yazılarla da burada olacağım.

Çok da bencil olmadan, kendi hayalleriniz için yaşayınız. Sizi gerçekten sevenler, zaten sizi destekleyecektir.

Görüşmek üzere,

Melis



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder