15 Aralık 2016 Perşembe

Sıcak çikolata kokulu, soğuk bir Hollanda akşamından...

Bu akşam Hollanda'da yaşadığımızın nispeten ufak şehrin merkezine, çarşıya gittim. Uzun zamandır yalnız bir şeyler yapmıyordum, baya iyi geldi ruhuma. Bir de şu aralar Christmas dönemi olduğu için buralar pek şenlikli, her yer ışıl ışıl. 

Geçenlerde tesadüfen okuduğum, Deventer Charles Dickens Festivali bu Pazar olacakmış, onu öğrendim gezinirken. Yazmadan önce daha iyi araştırmak istiyorum ama, insanlar alttaki afiştekine benzer eski tarz kıyafetler giyip sokaklarda dolaşıyor. Üstelik Christmas market de olacak hafta sonu. Merakla bekliyorum.


Şehrin güzel sokaklarında biraz yürüyüp, hafif üşüdükten sonra Boreel Meydanı'na geldim. Burada belediyenin etkinliklerle dolu kütüphanesi, büyük bir kilise ve bazı müzeler var. Neredeyse yol boyunca olan tüm ağaçları ışıklandırmışlar; iki yandaki ufak kafeleri ışıklandırdıkları gibi. Öyle güzeldi ki, değişik hisler.


Normalde birçok kafe akşam 6 dedi mi kapanır buralarda ama, bar tarzı geç saatlere kadar açık kalanlar da var elbette. Buralarda, ister ısıtıcılarla biraz daha oturulur hale getirilen dış kısımda, ister içeride kahvenizi veya biranızı yudumlayıp sesli Dutch sohbetlerine kulak kabartabilirsiniz. Neşeli insanlar bu Dutch'lar.


Biraz gezindikten sonra bir kafeye oturuyorum. İçeride hem çok gürültü içinde kalmayayım, hem de bu ışıl ışıl sokağı izlerken azıcık üşüyeyim diye dışarıda bir masa seçiyorum kendime. Üstelik biraz üşürken sıcak bir şey içmek kadar güzel olan az şey var.


Slagroom'lu sıcak çikolata söylüyorum, hızlıca getiriyor cana yakın garson bey. Bir de tenekeden bir kutu koyuyor masaya, br an "Bu ne?" diyesim geliyor ama gerek kalmadan açıklıyor, kurabiyeymiş. Garipsiyorum bir an, gülümsetiyor havadaki garip-samimi hava. Sonra hafif hafif üşüyen ellerimi sıcak çikolatam ve masadaki mum ile ısıtıyorum. 

Diğer yandan da, az önce HEMA'dan aldığım yılbaşı kartlarını yazmaya koyuluyorum.  
 Dün gibi hatırlıyorum, iki yıl önce Eminönü'nden simli yılbaşı kartları alıp eski bir Osmanlı tatlıcısında oturup, çayımı içerek yazmıştım kartları. Yazma işi bitince de kalkıp Sirkeci'den postalamıştım dört bir yana. Bu yıl ise Hollanda'da, Noel ışıkları içerisinde yazdım... Yazdığım her bir kartta biraz daha iç döküyorum; her dostun "iyi anladığı alan" ayrı, hepsine ayrı gönül yanı açıyorum yazdıkça. Ama dileklerim ortak, 2017 hayallerimize daha çok yaklaştırsın bizleri. Güzel haberlerle dolu günler olsun bu sene hayatımızda, bir de hep iyi insanlar tanıyalım.


Bu yıl siz de yeni yıl için sevdiklerinize kart göndermeye ne dersiniz çocuklar? Hem gönderen hem alan için öyle güzel bir mutluluk ki, yıllarca saklanıp hatırlanacak bir anı oluyor. 

Aayrıca yıl bitmeden şöyle bir şapkayı masaya koyup düşüneceğimiz bir yazı gelir zannımca. :)

Şimdiden herkese çiçek gibi bir yıl diliyorum...

 Melis


3 yorum:

  1. Kart göndermeye çalışıyorum ben de. Bazen ulaşmadığı oluyor, gözünü sevdiğim PTT:)

    YanıtlaSil
  2. Geçen sene ben İstanbul'dan İzmit'e gönderdim, 2 günde gitti. İstanbul'un başka bir semtine yolladığım 9 günde gitti. PTT'yi anlayan yok bugüne dek :))

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar, bende 2 sene önce deventer'e gelmiştim. Eğer bir aksilik olmazsa önümüzde ki mayıs ayının ilk haftası tamamen oraya yerleşeceğim. Bu yazınızda paylaştığınız resimleri de görünce heyecanlandım bir an önce gelmek için.. :)

    YanıtlaSil