15 Mayıs 2016 Pazar

Fotoğrafçı kapatmak? #Yunanca

Günlük hayatımda her gün, yoğun biçimde Yunanca konuşuyorum. Elbette ana dilin verdiği o tanıdık his, o "düşünmeme" hali bir başka ama, Yunanca konuşurken düşünmeyeli de uzun zaman oluyor sanırım. Durumlar, hisler, seçilecek kelimeler, hangi durumda hangi kelimeler daha uygun vesaire derken, tüm bu hisler oturduğu zaman kısmen bir Yunan gibi düşünmeye başlıyor beynin bir yarısı. Böylece Yunanca -veya herhangi başka bir lisanda- bir şey dinlerken "Ne dedi şimdi?" diye kelimeleri birleştirmenize gerek kalmadan, beyin duyduklarını hızlıca süzüp size sonucu iletiyor. Elbette native olmayan biri için bu raddeye gelmek uzunca bir süreçten geçmeyi gerektiriyor.

Bu girişi yapmak istedim, çünkü şu an İstanbul'da yaşadığım halde Türkçe'mde bazı komik hatalar ve zaman zaman zorlanmalar farkediyorum. Bu elbette "Siz Türkler nasıl diyor?" tadında bir zorlanma değil, o hale gelebilmek için Türkçe'den baya uzak kalmak gerek sanırım. Ama misal, yaşadığım en klasik şey Yunanca deyimleri farketmeden direkt olarak Türkçe'ye çevirme halim

İlk örnek yazıya verdiğim başlıkla ilgili zaten; Yunanca'da bir fotoğrafçıyla anlaşacaksınız mesela yani "book" edeceksiniz, o gününü ayırmasını isteyeceksiniz, bu durumda "kapatmak" fiili kullanılıyor. O gününü kapatıyorsunuz fotoğrafçının gibi. Geçen gün bir arkadaşıma "fotoğrafçıyı kapatmışlar" dedim ve işin ilginci söyledikten sonra bunu hiç garipsemedim, "Nasıl yani kapatmışlar?" deyince neyi sorduğunu hemen anlayamadım. Elbette bunun öncesindeki 8-10 gün Yunanca'da çok fazla "fotoğrafçıyı kapatmakla" ilgili şey konuşmamın da etkisi vardır ama, beyin adına oldukça matrak bir durum ve bunu gözlemliyor olmak da çok komik geliyor bana. 

Benzer şekilde Yunanca'yı latin harfiyle yazarken "u" sesleri "ou" olarak yazıldığı için, Türkçe'de bir defa geliyor mu yazacakken geliyor mou? yazıp çok gülmüştüm. Ama en bombası ve az buçuk utandıranı ani bir şey olduğunda hemen her zaman Yunanca ünlemler kullanmam ve özellikle "evet, hayır" derken Yunanca çıkışlar yapmam veya bir cümleye çoğu zaman "Re..." diye başlamam oluyor. Bir defa iş yerinde Yunanca "evet" demiştim bir soruya ve bunu "NEE" diyerek söylüyorsunuz, o yüzden anlamsız bakışların hedefi olmak kaçınılmaz oluyor. :) Bir de insana, böyle şeyler kendisine olmaz gibi geliyor, tam da o yüzden o gözlem hali ile beynin zorlanışını izlemek enteresan geliyor bana.

Şimdi Hollandaca'ya iyiden iyiye sardım ve fiil-kelime eksiğim hariç şu meşhur "anlıyorum da konuşamıyorum" noktası etrafında gezinip, native'lerle kısa diyaloglar kurabiliyorum. Yakın zamanda fluent olma takıntım var bu dil için, bakalım o zamanları görürsem bu kafa ne hale gelecek. 

Yabancı lisan öğrenmek güzel şey. 

*

2 yorum:

  1. Sen öğren bana da öğret 😀 Gönül çok istiyor da hala çalışacak zaman bulamıyorum bakalım ne zaman? Bu kadar iyi seviyeye gelmene (her iki dilde de) çok sevindim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Anlaştık. :)) Aslında en güzel kaynak Dila ama o da evde Türkçe konuşuyordur çoğunlukla sanırım, o dilin konuşulduğu ülkede yaşıyor olmak süreci çoook hızlandırıyor, o yüzden en kısa zamanda uygun zaman diliyorum. :)

      Sil