6 Aralık 2015 Pazar

Geriye gittikçe şaşırıyorum...

Küçükken şehirler arası yolculuk yaptığımda hep şunu düşünürdüm: "Bu tarihte, bu saatteki otobüs içindeki 50 kişi, tesadüfen bir araya gelmiş olmamalı."

Bambaşka şehirlerde yaşayan, bambaşka korkuları, zayıflıkları, mutlulukları olan 50 bambaşka insan, ayın bilmem kaçının şu saatinde şans eseri aynı otobüste bulunamaz! Hele ki yanımda oturan kişi; mümkün değil...

Yaşamda başımıza gelen şeylere baktığımızda öylesi bir domino etkisi var ki, bir şeylerin sadece "tesadüf" olma ihtimali bana pek zayıf, bundan da öte "kalp kırıcı" geliyor. Birkaç gündür bunu düşünüyorum, mesela, sizin için çok önemli olan, hayatınızı, "sizi" değiştirmeyi başarmış birini tanıdınız. Bu hikayenin adım adım başına gidin şimdi, sonuç "o gün menemen istemiş olmanız fakat evde domates olmaması sebebiyle markete çıkmış, ilk gittiğiniz marketteki domatesler çok ezik olduğu için ikinci markete yürümekten üşenmeyip sonunda bu markette gördüğünüz bir şeyin aklınızda çaktığı şimşek sonucu size bu önemli kişiye götüren sürecin başlamış bulunması" çıkabiliyor. Bu çok basic bir örnek, oturun düşünün, gidin geri biraz... Adım adım. Hemen her başımıza gelen olay için ne kadar tüyler ürpertici küçük ayrıntılar olduğuna şahit olacaksınız kolayca.

İşte o küçük ayrıntıların sadece biri sıradan çekilse, bugün bunların hiçbirini yaşamıyor olacaktınız. 

Böylesi bir düzen varken, insan nasıl inanır tesadüf denen şeye? Veya bazı insanlar, bazı olaylar, öyle bir zamanlamayla gelir ki, "sınama" kelimesinden başkası yakışmaz duruma. O kadar "olacak" veya o kadar "olmayacak" zamanlarda çarpar ki yüzünüze bazı şeyler... Ben gerçekten inanmıyorum, zaten inanmak da istemiyorum bu tesadüf denen arkadaşa. Bu kadar derin süreçleri, bu kadar sığ bir kelimeyle anlatmak olmuyor zira.

Geçenlerde mükemmel bir söz okudum. Diyor ki, "Şundan emin olabilirsin: şu anda olduğun yerde tesadüfen bulunmuyorsun. Yaşam şenin için zor olmuş olabilir. Birçok sınavdan ve denemeden geçmiş olabilirsin. Hatta ateşin içine düşmüş olabilirsin. Emin ol, tümünün bir nedeni var; tüm maden tortusu yanıp gitsin ve sadece saf altın -içindeki ben - kalsın diye ateşe düşersin."

İşte, tam da bu yüzden sayın okur; başınıza ne geliyorsa, küçücük, önemsiz gibi görünen ayrıntılarla bezeli birer mucize hepsi. Bulunduğunuz yerde, birlikte olduğunuz insanlarla, iyi veya kötü, mutlu veya hüzünlü anlarda, tesadüf eseri bulunmuyorsunuz. Yaşadığınız her bir şey, ettiğiniz her sohbet, tanıdığınız her insan, sizi yaşamda "bir üst level'a" çıkarmakla görevli. Bu nedenle o ince ayrıntılara arada bir dikkat edip, her şeyin ne mucizevi ve size özel olduğunu görmekte, zor anlarda olabildiğince düşmemek için sabretmekte ve bu dünyada sizden sadece bir tane olduğunu hatırlamakta fayda var.

Yaşam çılgınlığında karşınıza ne çıkarsa çıksın; dik durun, gülümseyin, baş edin. Zira, "şeyler" siz anlam yükledikçe var. 

Bol şans,
Melis



2 yorum:

  1. Okuduğun söze ben de denk geldim sevgili Melis,nasıl aradığım bir şeyse artık okuyunca 2 dk. falan ağzım açık ekrana baktım,sonra sözü not aldım hala defterde duruyor.Tesadüf yoktur tevafuk (uygun gelme) vardır derler ya, o hesap.Tesadüf demişken, aynı insanla farklı yıllarda ve ülkelerde 3 kez sokakta karşılaşmaya ne dersin? :) Günün güzel geçsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak işte, ne diyeyim şimdi? Tesadüf demek "ayıp" olmaz mı buna? İnsan dikkat verdikçe öyle "basit" şeylerde, öyle derin ayrıntılar yakalıyor ki ürpermemek elde değil. Ben de çok güzel bir gün, hafta, ömür diliyorum. İyi ki yazdın. :)

      Sil