10 Ocak 2015 Cumartesi

Dedemin Fotoğrafları

Önceleri Orhan Bey ile Nermin Hanım'dan bahsetmiştim sizlere. Sanırım bu güzel insanlar ki, benim anneannem ve dedem, hayatımda sahip olduğum en güzel parçalardan biri. Daha önceleri yazmıştım, büyüdükçe daha iyi kıymet bilmeye başladım sanırım. Onları hep severdim de, şimdi onlarla birlikte "her şeylerinin" kıymetini biliyorum; o eski, şiir gibi yaşayışlarını, bu denli hakiki oluşlarını, ruhlarının naifliğini...

Ben çok küçüktüm, 6 yaşında belki. Nermin Hanım'ın güzel yemekleri aklımızda, onlara misafir olduğumuz zaman, Orhan Bey bize "slayt şov" yapardı bazen. Eski stil fotoğraf filmleri, dia slayt filmlerde, özel makinesine yerleştirilir ve "tık tık" sesi eşliğinde değişe değişe, perdeye yansıtılan koca fotoğraflardan bir seyir hazırlanır... Annemin, dayımın, anneannem ve dedemin siyah-beyaz fotoğrafı çok; fakat onların renkli fotoğraflarını görmek, ancak o dia slayt filmlerde mümkün olurdu. Bu da bana inanılmaz bir hassasiyet veriyor hala. Düşünsenize, anneniz 7 yaşında ve renkli, tertemiz fotoğrafları var; gülüşü net, bakışları net...




Uzun zamandır aklımdaydı bu filmlere "bir sahip çıkmak". Hayal meyal hatırlıyorum perdeye yansıtılan (Dışarıdakilerin de görebildiği demekti bu ki, garip bir gurur hissederdim.) o güzel fotoğrafları. Son gittiğimde dedem slayt makinesinin bozulduğunu, çok uğraşmasına, sorunu tahmin edip düzeltmesine rağmen çalışmadığını söyledi, çok üzüldüm. Dia filmleri çıkardık, bana eski bir lamba ayarladı, üzerine bir beyaz kağıt geçirdi. Işığa tuta tuta baktım bir bir... Birkaç tane de "Hani şu Boncuk'un (annemin en sevdiği köpeğiymiş) olduğu fotoğraf vardı, onu da ayır olur mu? Yedigöller'e gitmiştik, onu bulursan al olur mu?" diye diye, sipariş fotoğrafları da özenle ayırdım. :) Evin arka kısmındaki hafif rutubet kokan oda, gerçekliğin kokusuyla birleşti, çok güzel dakikalar yaşadım o fotoğraflar ile...


Bu meşhur köpekleri Boncuk ve bebek arabasındaki dayım. :) Bunu özellikle istemişlerdi "O bebek arabalı olan çıktı mı?!" diye diye; büyütüp, bastırıp çerçevelettirdim. En kısa zamanda götüreceğim ait olduğu yere.





"Çiçek, Manzara, Karışık" diye ayrılmış kutulardan çıkan her bir fotoğrafta çok heyecanlandım. Annemi, dayımı o denli kaliteli-renkli fotoğraflarda görmek, tekrar hatırlattı bana tek gerçeğin aile ile sağlanan mutluluk olduğunu; bir de zamanın fena geçtiğini.


Ne oldu derseniz, ayırdım fotoğrafları, İstanbul'a getirdim. Bir fotoğrafçıyla anlaştım, hepsini bastırdım. Birkaçını da büyüterek ekstradan bastılar. Boncuk'un dayımın bebek arabasını ittiği fotoğraf tabii ki onlardan biri. :) A bu arada, annemin kuzeninin ve eşinin, daha küçücükken olan "sevgililik" fotoğrafları da çıktı, onları da sürpriz yapıp adreslerine postaladık. 

Çok mutlu oldum...

Melis


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder