5 Mart 2014 Çarşamba

Sütlü Bhutan Çayı

Hollanda'da Bhutanlı bir kız ile tanıştım. Açıkçası bu ülke hakkında daha önce neredeyse hiçbir şey bilmiyordum ve öğrenmenin en güzel yolu o ülkeden birinden dinlemekti malum. Zaten kendisi de oldukça heyecanlı ve istekliydi anlatma konusunda. :)
Butan Hindistan ve Çin'in ortasında kalan, yaklaşık 700.000 nüfuslu, halkının geneli Budist olan ufak bir ülke. 

Ben "1 Euro 3 Türk Lirası, zor oluyor burada yaşamak." deyince, Bhutanlı Kinley "1 Euro 27 Bhutan parası!" dedi; sohbet oradan başladı. 

Öncelikle ülke ilki 2007'de olmak üzere iki seçim yapmış, henüz çok yeni bir sistem. Kral ve kraliçe var, anladığım kadarıyla çok saygı duyuyorlar onlara. Kendi geleneksel giysileri var ve kraliyet ailesinin, devlet büyüklerinin giydiği belli - özel renkler var. Örneğin kralın omzuna attığı ucu püsküllü şalı daima sarı renkte. Kraliçe ise halktan biriymiş önceden, çok güzel bir kadın gerçekten. Normalde halk bu şal gibi kumaşı tek omzuna atıyor; yalnızca kraliçe sırtından doğru klasik şal gibi kullanıyormuş ve bu şal genelde ciddi günlerde kullanılır imiş. "Peki halktan biri çıksa sarı şalı kraliçe gibi takıp gezse ne olur?" diyorum, "Ama gezmez ki." diyor ısrarla. Büyük saygı duyuyorlar, ihtimal yok hani. :) Kinley bana bunları anlattıktan sonra internetten kraliçeyi bulup gerçekten de şalı öyle taktığını görünce de değişik hissettim. :) Aşağıdaki fotoğraf Bhutan kralının düğününden, kraliçe Jetsun Pema ile.




Bhutan'da geleneksel kıyafetler her gün giyilmek zorundaymış. İşe giderken, dışarda... Üstündeki spor kıyafeti gösterip "Bunları sadece cumartesi-pazar kullanıyoruz." diyor Kinley. Bu kadar çok şey anlatınca "Ben bunlara internetten bakıp bloğa koyarım." diyorum, "Bakma! İnternette çok fazla yanlış şey var, bizim için Tibetçe konuşuyor diyorlar; halbuki bizim dilimiz Dzongka." diyor.

Kinley ülkesinde öğretmenmiş. Okulunda 500 öğrenci, 24 öğretmen, 3 bilgisayar varmış ve bilgisayarların yalnızca birinde internet bağlantısı varmış. 

Fakir bir ülke olduklarını, kendi geleneksel kıyafetlerini bile Hindistan'dan ithal ettiklerini anlattı Kinley. Ülkelerinde endüstri pek yokmuş; fakat buna rağmen turistik vize alıp Bhutan'ı ziyaret etmek çok zormuş. Madem bu kadar fakirler neden kolaylaştırmıyorlar vize işini diyorum, "Siz ülkenizde geleneksel kıyafet giyiyor musunuz?" diye soruyla cevap veriyor. "Hayır, hatta net bir geleneksel kıyafet aklıma getiremiyorum." diyorum. "İşte bu yüzden turistik vize almak zor." diyor. Devlet, turizmin ülkede yoğunlaşması durumunda, kültürlerinin zarar göreceğini düşünüyormuş, bu nedenle az sayıda turist kabul ediliyormuş. "Kendi halkı içi paradan vazgeçen devlet" benim için çok yabancı kavramlardı tabii. Ardından da ülke halkının çok mutlu olduğunu, farklı dinlere kimsenin ses çıkarmadığını, uyum ve hoşgörüyle yaşadıklarını anlattı. Azıcık torpil geçmiş de olabilir; ama araştırdığım kadarıyla doğru bilgiler.

Biz Çinlileri, Japonları ayıramıyoruz birbirinden, onlar da bizi derler ya; "Ben senin Japon olmadığını anlayabiliyorum mesela, sen gördüğün Asyalıları anlıyor musun nereli?" diye sordum. "Anlarım belki ama mesela Bhutanlı olup Japon'a benzeyen de çok arkadaşım var." dedi. Bir merakım daha kemale ermiş oldu.

Bir de bu kızcağız sürekli pirinç yiyor. :( Ama sürekli! Kahvaltı, öğlen yemeği, akşam yemeği, garip sulu pirinçli ıspanaklı çorbalar yapıyor, sebze ve pirinç ile yaşıyor resmen. Gerçi kendisi de dalga geçiyor durumla. :) Bir de ıspanak yemeği dışında, ıspanak kızartması da yapıyorlarmış ülkesinde.

Gelelim başlığa! Önce ben ona Çaykur'dan güzel bir çay demledim, sevdi ama biraz sert buldu sanırım. İkinci kez istedi ama kuş kadar koydu demden. Önce suyu koydu bardağa çaydanlıktan, "Önemli değil ama genelde suyu sonra koyuyoruz." dedim, suyu koymaya devam etti. Olsun.

Sonra o bana Bhutan Çayı yaptı. İngiltere gibi, Hindistan ve Bhutan'da da çayı sütle içiyorlarmış. Baya tencerede yaptı çayı. Sütü de aynı en baştan koyup kaynattı ikisini. Çok hafif nescafe gibiydi tadı, "Bir Bhutan Çayı olsa da içsem!" demem; ama güzeldi.





























*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder