4 Ocak 2014 Cumartesi

Aggelioforos'ta Ikinci Yazı

"Haberci" anlamına gelen Aggelioforos, özellikle Kuzey Yunanistan ve Selanik'e ait, bölgenin meşhur gazetelerinden. 

Takip edenler hatırlayacaktır, bir süre önce Aggelioforos'un "Taksidia (Seyahat)" ekinde ilk yazım yayınlanmıştı. 

Hem tanışma yazısı olduğu için, hem de karşı kültürün severek okuyacağını düşündüğüm için "Mia Tourkala Sti Thessaloniki (Selanik'te Bir Türk)" ile başladım. Selanik'te geçirdiğim günleri orada "yabancı" olan birinin gözünden anlattığım, Yunanistan'da insanların anlamını bilmeden kullandıkları bazı Türkçe sözcüklerin ne demek olduğunu yazdığım, Türkiye için aynı formatta bir yazı olsa severek okuyacağım tatta bir iş çıktı ortaya. Bu yazı için, o dönem Taksidia ekinin kapağı şöyle hazırlandı:



Ardından, bugün ikinci yazım "Ta Mustika ths Agia-Sofias (Ayasofya'nın Sırları)" yayınlandı. 

Bu yazıyı hazırlamak için o kadar çok şey okudum ki... Özellikle başka bir ülkeye "öğretici" bir yazı yazmak ayrı bir hassasiyet getirdi. Ama yayınlanmış halini görünce, günlerce, bazen haftalarca harf harf işlediğiniz o uzun metni, zar zor seçip beğendiğiniz başlığı gazetenin kapağında okuyunca, tüm çabalara -ben ki yazı yazarken boynumu 60 derece büken biri olarak- o fenalık gelen her bir dakikaya nasıl değdiğini anlıyorsunuz. Özellikle yazının yayınlanmasına çok az kala, Taksidia ekinin sorumlusu Debby ile "RE: EPEİGON MELİS, EPEİGON!! (Acil Melis, acil!!)" başlıklı milyon tane maile hem gülüp hem aceleyle cevap yazarken, nihayetinde basım tamamlandığında, insanın çocuğu okulda sahneye çıkmış gibi bir his yaratıyor. :)

Derken, bugünkü yazı da, Taksidia'nın kapağını süsleyerek şöyle yayınlandı:



Bu arada güzeller güzeli kardeşim Liana, benim Selanik'teki "gazete alıcım". Ne zaman yazım yayınlansa sabahın köründe gidip alıyor gazeteden birkaç tane, bana da saklıyor sağolsun. Sonra fotoğraflarını çekip bana yolluyor. 

Bunları da bu sabah yolladı. :)



*

Bu iş "yazmaktan" öte benim için. Aptal politikacıların aptal çıkarları uğruna yarattığı binlerce önyargıyı tuzla buz edecek değer taşıyor bunlar benim gözümde. "Gerçeği, işin aslını" yazıyorum. İster hepi topu on kişi olsun ulaştığım, istersen on bin... Eğer bu yazılar yayınlandıktan sonra mailime birileri "Ben 60 yaşındayım, bugün gazetede yazınızı okudum. Ben istanbul'da doğdum, 18 yaşında dek orada yaşadım, şimdi Atina'dayız. Kendi topraklarımdan birinin kelimelerini okuduğum için çok duygulandım, orayı çok özlüyoruz, geri döneceğiz." yazıyorsa veya bugün gelen maildeki gibi "Yazınızı okudum, ben de Türkçe öğrenmek istiyorum, bana yardım eder misiniz?" diyorsa insanlar... 

Bilmem... Belki bir şeyler iyi gidiyor demektir.


*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder