16 Kasım 2016 Çarşamba

Yunanca öğrendim de ne oldu?

Arada yeri gelince bahsediyorum, bloğu takip edenler zaten biliyordur; Yunanca ve  Yunanistan'la aramda özel bir olay var. Uzun yıllardır Yunanca konuşuyorum, bir dönem bir Selanik gazetesine turizm yazıları yazmışlığım var, arada blog yazıyorum, Hollanda'ya taşınana dek Yunanca özel ders veriyordum, her açıdan yaşamımın içinde yani bu lisan. Son bir haftadır bununla ilgili çok e-mail alıyorum, o yüzden önce kısa bir hikayemi anlatayım, sonra "Yunanca öğrendim de ne oldu?" sorusuna cevap vereyim, hem de sohbet etmiş oluruz.

Efendim, öncelikle ben Yunanca ile ilgilenmeye 12 yaşında başladım. O dönem bir tanıdığımızın Yunan bir arkadaşı vardı, Nektarios. Onunla sohbet etmeye çalışırken kendisine "Yunan müzikleri çok güzel, çok mutlu şarkılar." dediğimi anımsıyorum ama hala düşünürüm, nereden biliyordum o yaşta buzuki tınılarının güzelliğini diye. Derken, özellikle Nektarios ile konuştuktan sonra, babamın verdiği bir kaset vardı bana "Akdeniz Rüzgarı", onu her gün ama HER GÜN dinlemeye başladığımı hatırlıyorum. Sözlerini anlamadığımı ama hepsini ezbere söylediğimi de hatırlıyorum. Babamın "e yeter kıs artık şunu" falan dediğini de hatırlıyorum, baya kafayı yemişim demek ki o dönem. O kasetteki şarkılar yüzünden 12 yaşında Stratos Dionisiou gibi baba isimler dinleyen bir çocuk olmuştum ki, aynı şarkıları şimdi dinlesem direkt 12 yaşıma ışınlandığımı hissederim.


Sonra 2004 yılında, tam bu ilgim ve ağır Greek music yaşantımın üzerine Yabancı Damat dizisi gelir; orada alt yazıda çıkan Yunanca kelimeleri deftere not aldığımı, dizinin Yunanistan'a gidilen bölümlerinde mutluluktan öldüğümü, belgesel izler gibi takip ettiğimi falan hatırlıyorum. Bu zamanlarda Yunanca gramer kitabı bulma imkanı falan pek yoktu ve internet de ulaşması çok kolay bir şey değildi (ay çok yaşlı hissettim), dolayısıyla internetten bulduğum kısıtlı kaynak ile kağıt üzerinde de dili öğrenmeye başlamıştım. Sonra bir "turist rehberi" kitabı aldım, şu an köpek saldırmış gibi o kitap afedersiniz. Her ne kadar bir gramer kitabı olmasa da benim Yunanca'daki asıl sıçrayışım o kitapla olmuştur, zira devamlı Türkçe açıklaması ile karşılaştırarak "demek ki şu bu demekmiş" diye çıkara çıkara öğrendim ilk öğrendiklerimi. Bu arada Yunanca şarkılar tam gaz devam, asıl lisanı öğrenme istediğimi daima o müziklerden aldım ben zaten. Bu kadar güzel bir dil, bu kadar güzel ezgiler, ne dediğini mutlaka anlamalıydım kısacası. Bir de bir sözlüğüm vardı, ondan da çok çalışırdım, işte yeni kelimeler çıkarırdım, alt kısımda verdiği örnek cümleleri çözümlemeye çalışırdım, yazardım devamlı vesaire. Mesela aklımda bir sahne var, bir yaz tatilinde babaanneme gitmiştim, kendisi İzmir Çiçekliköylüdür, hala orada yaşar. İşte günler boş boş geçer iken, neyse çok sallandım ben sözlükten biraz geçmiş zaman formatı çıkarayım diye ütü masasını önüme çekip kitaplar önümde çalıştığımı hatırlıyorum. Baya keyif ala ala, mutluluktan öle öle kafamın etrafı kitap çevrili çalıştığım çok olmuştur. Sanırım bana "zorlandım" gibi gelmemesinin en büyük sebebi de bu isteğim ve acele etmeyişimdi, daima keyfini çıkarıyordum işte. 

O dönem babam falan bu halimden biraz tırsmış olacak ki, "Bıraksana bu boş işleri kızım, haydi git İngilizce çalış, sana bu mu lazım olacak sanki önce İngilizce'yi hallet" gibi dürtüklemeler yapıyordu ara ara. Tabii ben daha çok gaza gelip her yere kelime defteri elimde gidiyordum, acayip bir keyif veriyordu bana süreç. Her anladığım, öğrendiğim yeni şey beni daha da motive ediyordu. Mesela düşününce özellikle lisedeki hangi arkadaşıma sorsanız, Melis ve Yunanca der. Kotsiras'a o zamandan beri aşıktım, Kotsiras'ı herkes bilir mesela, elimde, defter köşemde hep bir Yunanca yazı görmüşlerdir, lise yıllığımda herkes Yunanca konuşan bıdı bıdı yazmıştır falan gibi. Böyle toparlayınca biraz sayko duruyor ama ben hiç "çabalamadım" o dönem, sadece hissettiğim gibi yaşadım, hoşuma giden fiilin peşinden gittim, hepsi o. Ardından interneti çok kullandım ilerleyen dönemlerde, Yunanistan'dan insanlarla yazışıyordum, sesli konuştuklarıma aklımdakileri soruyordum, aa en önemlisi devamlı radyo dinliyordum, Yunan televizyonu ERT'deki konuşmaları açıp işime devam ediyordum. Bugün Yunanca konuşurken yabancı olduğumu anlamamalarının en büyük yardımcısı bu oldu bence. Bazı th, g gibi harflerin tonu zamanla oturdu ama, zihne taklit edebileceğini bir ses kaynağı vermeniz lazım önce ki iyi konuşabilin. 

Derken, liseden mezun olurken akıcı konuşuyordum kısacası Yunanca'yı. Peki gelelim, sadece 15 milyondan az bir nüfusa sahip bir ülkenin dilini öğrendim de, Yunanca öğrendim de ne oldu?

Her şeyden önce düşünce yapım, kafamın çalışma biçimi, olaylara bakışımı etkiledi bu. Yunanca çok derin bir dil, çok kıymetli - köklü bir geçmişi var ve aslında bazı bazı Yunanca bildiğiniz için Türkçe'yi de daha iyi anladığınız çok oluyor. Birçok kelimenin nereden geldiğini anlıyorsunuz; lisede biyoloji derslerinde bilmediğim terimler olduğu halde çok soru yapmışlığım vardır Yunanca bildiğim için.

Sonra, üniversitenin son yılında sanırım özel ders vermeye başladım. Hem bana "hocam" diyen çok güzel arkadaşlarım oldu, hem kendimi geliştirme fırsatım. Ayrıca bu sayede kendi ayaklarımın üzerinde durmaya nispeten erken başladım; bu işin duygusal yani ruhumu doyuran en büyük etkenlerdendir hep bende.

Yunanistan'a gittiğimde hep bir başka gezdim, yaşadım. Yaşlı bir amcayla kendi lisanında sohbet edebildim, Türkiye'yi anlatabildim, İstanbul hasretini bir nebze giderebildim, ülkemi daha iyi açıklayabildim; bilinmeyen restoranları yerli halka sorup öğrenebildim, çok güzel sohbetler ettim. Bir sürü yeni gelenek edindim bu kültürden, düşünme yetim hep daha çok gelişti bu sayede.

Bir Yunan gazetesine yazılar yazdım, o yazıyı okuyup bana mail atan kişilerle Selanik'te tanışıp frape içtim, hala görüştüğüm dostlar edindim. Ki hakikaten paha biçilemez şeyler. A ondan sonra Yunan alfabesiyle Türkçe yazarak kimsenin anlamadığı şeyleri apaçık bir yerlere yazabildim. :)) Üniversitede bazen kopya çekmek için de kullanmış olabilir ama şu an tam hatırlayamıyorum, daha diplomayı almaya gitmedim lütfen. :D

Tarihi Yunanca kaynaklardan da okuyabildiğim, mesela bizim "Kıbrıs Barış Harekatı" dediğimiz şeye Yunanca'da "işgal" dendiğini öğrendim, bu sayede iki kez düşündüm, üç kez okudum, dört kez araştırdım. Bana bir ömrü tek bir dille yaşamanın eksik kalmak olduğunu gösterdi Yunanca. Belki ülke birkaç milyon, ama özellikle Türkiye'de ve hatta tüm dünyada, biraz da Bizans ve Antik Yunan kültürü yüzünden hiç bitmeyecek bir edebiyattır bu lisan. Temeldir, kıymetlidir, keşfedilesidir.

İş hayatımda görüşmelere çağrılmamın en büyük sebeplerinden biri hep özgeçmişimde yazan "Yunanca - çok iyi" ibaresi oldu. Her iş görüşmesinde bunun muhabbeti geçti, insanların belki daha çok aklında kaldım. Bazen biraz garip gelse de sırf Yunanca konuştuğum için benimle sohbet etmek isteyen insanlar oldu hep, tanıştığım, bir şeyler öğrenmek isteyen, benim bir şeyler öğrendiğim, memnun olduğum, muhabbet ettiğim bir sürü insan... Daha çok paylaştım kısacası Yunanca sayesinde. Dışarıdan nasıl göründüğünü bilmiyorum artık, o kadar alıştım ki dilim karışıyor çoğu zaman, Yunanca rüyalar görüyorum, anneme Yunanca konuşup sonradan fark ediyorum vesaire; sanırım birçok insan için biraz "inanılmaz" ve "cool" bir şey olarak görünüyor, lakin ben hiç böyle hissetmiyorum. Öğrenirken "hemen bitirip konuşmalıyım" falan demediğim ve bir anda kendimi "artık konuşuyorum galiba" gibi bulduğum için sanırım, "normal" geliyor sadece bana.

Kısacası önceden diliyle, geleneğiyle, insanıyla, tarihiyle bir vatanım daha oldu Yunanca sayesinde. Beni değiştirdi, düşünme yapımı değiştirdi, büyük ihtimalle kafamı da daha çok çalıştırmıştır o gramerle. :)) Uzun lafın kısası, özellikle şu an bu lisanı öğrenme sürecinde olan arkadaşlara diyeceğim, Yunanca'ya devam edin. Bu çok özel bir dil, öğreneceğiniz herhangi bir dile göre çok özel bir lisan. Size tahmin edemeyeceğiniz kadar çok şey katacak, biraz sabır ve gayret istiyor sadece. Bu metni "orada kriz var dili öğrenip napcan" falan diyen arkadaşlara iletebilirsiniz

Onlara dersiniz ki,

Yunanca öğrenip, 2 lisanla 3 insan olacağım.

Sevgiler, selamlar.

Melis

9 yorum:

  1. :) Mükemmel bir yazı tebrik ederim. Yazınızda kendimden çok şey buldum o yüzden beni daha bi etkiledi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geia sou! Çok çok mutlu oldum, dilerim hayaller gerçek olur Yunanca için de. :)

      Sil
  2. Canım Melis yine sen, yine ilham, yine şevk... Bu güzel metin için çok teşekkürler, sadece bana değil benim gibi bir çok okuruna ne güzel şeyler katıyorsun. İyi ki öz geçmişinde Yunanca-Çok iyi yazıyor, sabrın istikrarlı tavrın insanlara umut oluyor. 1 ay uğraşıp da yapamayacağını anlayanlar için "hadi bi daha" oluyorsun. Sana hep diyorum ya uzaklarda yaşayan yanı başımda gibisin... sanki ikizim gibisin. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle hissetmesine çok memnun oldum kelimelerin, ne mutlu bana ki ben de vakit verip bu satırları okuyan insanlara sahibim buralarda. İyi ki varız, hep beraber.

      Sil
    2. Sen kesinlikle iyi ki varsın :*

      Sil
  3. O kadar güzel yazmışsın ki benim için ilham oluyorsun hep!! Teşekkürler <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel, ne güzel, ne güüüzel :) Çok mutlu oluyorum böyle yorumlar gördüğümde, dilerim çok güzel sonuçlar doğurur bu ilhamlar. :) Sevgiler...

      Sil
  4. Merhabalar! :) Müthiş bir yazı Melis. Çok haklı olduğun yönler var. Yunanca veyahutta başka bir dil olsun, bu coğrafyanın insanı mutlaka öğrenmeli ve etkileşim halinde kalmalı diye düşünüyorum. "bunu öğrendin de napcan" diyen insanlar maalesef tek yönlü bakan ve aslında kendi tarihini ve kültürünü de yeterince bana kalırsa bilememiş olan insanlardır. Elbet bunda eğitim sistemimizin de ne yazıktır ki etkisi büyük. Haliyle bu zincirleme giden dandik sistem de toplumumuzda bilinçlenme de olmuyor. Ancak devir değişiyor, umarım her şey daha güzel olur. Ben de ömrümü dilleri ve kültürleri öğrenmeye adadım. Halkbilim bir nevi. Yaşadığımız bu dünyanın kültürlerini tanımaktan daha güzel bir şey yok benim için gayri. Çünkü bununla var oluyoruz. Biraz canım sıkkındı; "Melis bir şeyler karalamış mı" diye bi bakayım dedim ve yine akıp gitti yazı. :) Sağlıcakla kaal. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O kadar çok katılıyorum ki paragrafına, ne mutlu ki tanışmasak da bizi anlayan - onları anladığımız insanlar hala var belli ki. :) Dediğin gibi ister Yunanca ister başka bir dil, sadece lisanı konuşma yetisi değil kazanılan. Kendi ülkeni daha iyi anlıyorsun, kendi dilini daha iyi keşfediyorsun, hiç durmadan öğrenmeli... "Halkbilim" şahaneymiş. :)

      Sil