28 Eylül 2015 Pazartesi

Önce kahve, sonra 5 dikiş!

Evet, bugün hayatımın en enteresan ve alem günlerinden birini geçirdim sanırım.

Öğlenleri işten çıkınca çok acıkmamışsam, bir şey yemek yerine yürüyorum Cihangir'e doğru. Hoşuma gidiyor semt olarak, tam merkezi hariç huzurlu geliyor ruhuma. Yürümek de iyi geliyor, şöyle bir kendime geliyorum günün devamı için... Derken, bugün yine Cihangir'e uzandım, mutlu mutlu yürüdüm. Hava da kapalıydı İstanbul'da, yaşlanıyor olacağım ki huzur veriyordu bana bu Hollanda havası. Brew Lab Cihangir'de yumuşacık bir kahve içtim sonra, bolca yazdım, yağmuru ve çalan hoş müzikleri dinledim. Gerçekten ruhum dinlendi bir saat içinde, mutlaka tekrar gideceğim de bir yer... Derken,

Saat geldi, ajansa doğru yola koyuldum. Kalktıktan 2 dakika sonra falan, neden bilmiyorum, yolun kenarındaki elektrik kutusu gibi bir demir kutuya çarptım kolumun üst kısmını. Artık virajı mı alamadım, ağzım açık mı yürüyordum bilmiyorum, baya geçiriverdim kolumu köşeye. 

Neyse efendiim, ilk 1-2 dakika baya acıdı, bir de düz yolda yürüyemeyen kız olarak bir an önce sokaktan kaçmaya çalışıyordum o esnada tabii. Biraz ileride ay bir kolumu ovuşturayım dedim, baktım gömlek yırtılmış. Daha dikkatli baktım kan var. E biraz daha dikkatli baktım baya kolum yarılmış diyeyim. :)) Yani ilk 2 dakikadan sonra o kadar "acımıyordu" ki, öyle bir yara görmeyi hiç beklemiyordum. Açıkçası o andan beri de sızı dışında hiç ağrımadı. Neyse, koluma bir on dakika baktım herhalde sırıtarak "Yahu ne alaka şimdi, acımıyor ki?" diye. Sonra ajansa haber verip hastaneye geçtim. Dikiş atılacağı barizdi zaten, baya açılmıştı yara çünkü. 

Sonra pek kibar bir doktor amca sağolsun ayaküstü 5 dikiş attı. Ben hala şoktayım ne oldu, ne ara 5 dikişlik yaram oldu, hala acımıyor diye. :)) Aman acımasın tabii de... Bu arada ilaçlar, iki hafta boyunca her gün hastaneye gidip pansuman yaptırmaca ve tetanos aşısı da cabası. Gerçi iyi oldu tetanos olduğum bu vesileyle ama, düz yolda yürüme dersleri almaya karar verdim sonuç olarak.

Hayatımda sadece 8-9 yaşında atılmış bir dikişim vardı, ikincisi de böyle olacakmış demek ki. :) Siz siz olun bastığınız, geçtiğiniz yere dikkat edin, zira görünen o ki 2 saniyelik dikkatsizlik 5 dikişten başlıyor.

*




4 yorum:

  1. geçmiş olsun, yara izleri iyileşince tebessüm edilen anılar olabiliyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, ben de bugün öyle dedim, buna da güleceğim günler gelir diye. Gerçi en baştan beri şaşkınlıkla karışık gülüyorum, yok yere iş çıkardık düz yolda yürürken. :)

      Sil
  2. Geçmiş olsun Melis. Sakarlık değil nazar diyeyim mi? :) Ben de aynen düz yolda kafasını direğe çarpan, her otobüse bindiğinde kafasını yukarı çarpan bir insanım, bildiğin gider direğe kafa atarım :) Benim de bir kaç ay önce okula girerken geniş pantolon paçalarımın birine diğer ayağım takıldı ve yüzüstü merdivenlere giriş yaptım. Yüzü dağıtmamak için dizi feda ettim gibi bir şey oldu. Ondan biraz sonra yemek yaparken buhar bildiğin kendini kolumun üzerine attı, kolum bayağı yandı. Bir de bunlar yurt dışında okurken oluyor, daha tatlı tabii :)) İnan inanma bir önlem al canım benim, valla bak nazardan :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ya ne tatlı tatlı yazıyorsun, keşke şöyle adın sanın da olsaydı da sohbet etsek :) Bir boncuk bir şey ayarlayacağız o zaman, sen de acilen al önlemini ama, aynı kabiledeniz baksana :)) Bugün cidden kolumu görünce şok geçirdim, gülmekten alamadım kendimi, tam bir "durup dururken" vakası oldu, bundan sonra dört göz açık yürürüm artık. :)

      Sil