22 Nisan 2015 Çarşamba

"Evin kızını" rahat bırakın!

Yıl milattan önce bir çift sayı, malum sahne şu: Yakışıklı mağara adamı, avlanmak üzere esas kadın ile vedalaşır, kadın mağarada bekler, küçük mağara bebelerine bakar, bulduklarıyla yemek yapar ki ölmesinler. Daha önce yemek yemeyenler ölmüş demek ki, bakmışlar ki yemek yemeyen küçülüp küçülüp hareket etmiyor-yok olmaya başlıyor hani, böyle bir dürtüleri gelişmiş zamanla. Derken, yaşamı daha ayrıntılı görme kabiliyeti olduğu için duygularıyla arası daha iyi olan kadın "hassas" olarak adlandırılıp, pata küte yaşayan-genelde yarını pek hesaba katmayan erkek kişisi "güçlü" olarak betimlenir. Bir de kadının çocuk doğurma yeteneği keşfedilince, madem bu senden çıktı, o zaman en çok sen ilgilenmelisin bu mağara bebeleriyle denir, kabaca bu tarz bir iş bölümü yapılır.


Geldik milattan sonraya; erkeğin rolü devam ediyor, diğer gorilimtrak erkeklerden korunması gereken "hassas kadın" evinde çocuklarına bakıyor, zaten mis gibi işte avlanmak yok, iş güç yok, takılıyor evde, yemek yapmaya tam gaz devam. Bu esnada kız çocukları varsa büyüyor, potansiyel anne malum, aynı işleri yapmaya devam ediyor annesiyle. Oğlan çocuğu ise potansiyel goril yine, aman erkek diyecektim; o da babasıyla aynı yolda ilerliyor. Yalnız şöyle bir ayrıntı var ki, erkek çocuğu hala çalışmazken-ufakken evdeki "kız işlerine" karışmamaya devam ediyor, terfi edip baba olmayı bekliyor malum.

Sonra yine yıllar geçiyor, bir de 2000ler gelince işler iyice değişiyor. Artık kadınlara verilen sen süs gibi evde otur, dışarıda pek takılma, bana bak, çocuk doğur, çok konuşmadan isteklerime odaklan; ben de sana yemek getireyim, buzdolabı alayım falan olayları işlememeye başlıyor. Dünya değişiyor, kadın silkinmeye, cesaretle kendine gelmeye, küllerinden doğmaya başlıyor. Erkek yaratılışında nadiren bulunan ayrıntıları görme, duygularla hareket etme özellikleri ona artılar sağlamaya, iş hayatında fırtınalar estirmesine yardımcı oluyor. Her şey güzel, yolunda derken, bir bakıyoruz, evdeki "kız işleri" hala kalmış "kız işleri". Kadın erkekten daha ağır bir işte de çalışıyor da olsa, yemeği yapmak için mutfağa giren yine kadın. O kadar milattan sonraya geldik, her şey değişti; fakat sistem aynı kaldı, kadın artık hakiki bir birey ama, yine evin kızı etiketi tam gaz. Artık kızlar anne olmak için değil, mutlu - başarılı bir birey olmak üzere yaşarken, kısacası diğer erkek çocuklarla eşitken, görev paylaşımından anlayışına kadar işler hala aynı.

Bir ailede iki tane 10 yaşında çocuk olsun; biri kız, biri erkek. Anne baba çalışıyor, yorgun geliyorlar, psikolojik mevkiiden değil ama duygusal bağlılıktan gelen bir güdü ile yemekleri çalışıp "yorulmayanlar" hazırlıyor. Sonra 10 yaşındaki erkek çocuğu yemeğini yiyip kalkıyor, 10 yaşındaki evin kızı masayı topluyor. E ama...

Hop ulan! Ben evin kızı değilim! 

Ben bireyim, ben iletişimciyim, seveceği işi yapacak, okuyacak, belki dünyayı değiştirecek, kendimi hazır hissedersem çocuk doğuracak, aile kuracak, duygusal ve fiziksel anlamda onlara arka çıkacak, dev gibi bir kadınım! Ben evin kızıysam, kardeşlerim de evin oğlu; bana "kız" olduğum için temizlik görevi yükleyemezsiniz, onlar milattan önce de kaldı canlarım. Kadınlar kendine geldi, artık ağzımız açık gezmiyoruz. İçimizdeki hazineyi farkettik, o düz pata küte akıllardan beş kat daha iyi bir sistem geliştirdik; artık avlanan sadece baba değil. Ben evin kızıysam, o evin oğlu, sen evin babasısın, sen evin annesisin, hepsi aynı hesap. 

Bu evin kızı yok mu, senin evin kızı değil misin, oğlum sen otur, kızım haydi masayı topla, oğlum ayağını çek ablan yeri süpürüyor; artık çocuklarınızı bunlarla zehirlemekten vazgeçin. Bir kız çocuğunun yaptığı her şey, sadece bir erkek olarak değil, bir birey-insan olarak erkek çocuklarının da öğrenmesi, yapması gereken bir şey ki, büyüdüklerinde eşlerine karşı sizin gibi öküz olmasınlar.

İşin özü, iyisi mi, siz "evin kızını" artık rahat bırakın!

Teşekkürler.

4 yorum:

  1. Melisciğim çok tatlısın :) Yazıların ruhuma iyi geliyor.
    Bir de eğer özel değilse doğum saatini söylemek ister misin? Veya yükselenini biliyor musun? Amatörce doğum haritası bakıyorum kendimce, seninkine de bir göz atmak isterdim :)
    Kendine iyi bak,hedeflerinden vazgeçme,ruhuna böyle kıymet ver.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke böyle güzel yorumlar adsız olmasa! :) Çok teşekkür ederim, çok mutlu oldum böyle hissetmene ve tabii söylerim, sabah 10:30 civarı doğmuşum, enteresan bir şeyler çıkarsa da haberleri beklerim. :) Sondaki o üç güzel dileği ben de geri diliyorum!

      Sil
    2. Of Melis, bir ton yazı yazdım son anda silindi saçma bir şekilde :) Vakit bulunca detaylı açıklayacağım ne güzel açıklamıştım halbuki :(

      Sil
  2. Tüüh :) Olsun olsun, her zaman beklerim efem :)

    YanıtlaSil