6 Şubat 2016 Cumartesi

Mutluluğun Küçük Sırrı: Dışarıdan Bakmak

İnsanoğlunun, nasıl derler, hamurunda var "yetinmemek".

İster ego diyelim, ister nankörlük, yetinmemek, hep daha fazlasını arzulamak, güzelliklere alışıp kıymetini unutmak... Bunlar gibi özelliklerimiz malum.

Bence bunların hemen hepsini içinde barındıran bir ufak hatamız var ki; zamanında çok istediğimiz, sonunda bir şekilde kavuştuğumuz güzelliklerin değerini, ona sahip olmak için çırpındığımız günlerin heyecanını unutmak, yani 'mutluluğa alışmak'... Tüm bu kavramlar üzerine kafa yorarken, küçük bir mutluluk sırrı keşfettim sanırım. 

Ufak, ama çok değerli bir sır.

Ben çok kuvvetli bir şekilde inanırım, herkesin bu dünyaya en az bir şeyi çok iyi yapmaya geldiğine. Bu nedenle hayatta kimse 'tam anlamıyla başarısız' olamaz, mümkün değil. Kimi sadece iyi kalbiyle yaşama konusunda başarılıdır, kimi çok iyi şarkı söylediği için hani. Bu başarı kavramı da saatlerce tartışılabilir ya, neyse.

Derken, dedim ki kendime, madem herkesin bazı 'sihirli güçleri' var ve madem insanoğlu güzelliklere de alışıp körlük yaşıyor bir süre sonra; öyleyse biraz dışarıdan bakmalı hayatlarımıza.


Sizin 'zaten bildiğiniz' bazı şeyleri, biri sesli biçimde size "dışarıdan" söylediği zaman, o "Vay be, bana da bak!" hissini az çok yaşamışızdır. Bunu yaptığınızda inanın o kadar çok alışmış olduğunuz küçük mutlulukları, başarıları göreceksiniz ki kendi hayatınızda. İnsanoğlunun ölçütlerinden biri olduğu için söylüyorum ama, "o kadar çok kişinin sahip olmak isteyeceği bazı şeylere sahip olduğunuzu" yeniden hatırlayacaksınız ki. "Yeniden hatırlama" tabiri çok çok önemli burada, çünkü siz zaten dışarıdan bakıldığında bu güzelliklerle - başarılarla varsınız ama sadece siz göremiyorsunuz bunları artık, unutmuşsunuz, alışmışsınız. Bu nedenle yeniden hatırlamak, kendinize dışarıdan bakmak, mutluluğun ufak ve zahmetsiz bir sırrı bana kalırsa.

Bu başarı iş, okul kazanma gibi başarılar da olabilir; iki güzel çocuğun annesi olmak da olabilir, herkesten iyi pilav yapmış olmak da... Başarı kavramınızı modern dünyanın tanımıyla sınırlamayın sakın ola. 

Geçenlerde bir arkadaşım demişti bana, "Resmen tek başına farklı alfabeli - çılgın bir lisanı öğrendin ve 23 yaşında işten çıkıp ders veriyorsun!" diye. Bu cümleyi "dışarıdan duyduğumda" hakikaten bir duraksayıp, "Cidden ya!" olmuştum. Ben niye unutmuşum bu lisanı öğrenirkenki günlerimi, hayallerimi? Neden alışmışım ki? İşte, biraz dışarıdan bakmalı bu yüzden, hatırlamalı bazı güzellikleri...

Bu sohbeti kendinizle yaptığınızda biraz "kişisel övgü" de yapacaksınız haliyle, ama sakin olduğunuz sürece bu da güzel bir farkındalık. :) Hatta yakın, sizi tanıyan bir dostunuzla oturup ondan sizin hayatınızı dışarıdan anlatmasını rica edebilirsiniz. Bazen insan o süreçlerin zorluğunu da bildiği için pozitif yanları çok göremeyebiliyor; lakin dışarıdaki insanlar "sonuçlara" odaklanıyor dahaçok. İşte siz, güzel sonuçlu işlerinizi bir dinleyin ya kendinizden ya bir sevdiğinizden. 

Herkesin mutlulukları, başarıları vardır; sadece hatırlayın! 
Mutluluğa ve şükre giden kısacık ama çok etkili bu yolu bir köşeye not etmeniz dileğiyle.

Melis


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder