10 Temmuz 2015 Cuma

Hollanda, Arnhem Openlucht Müzesi - II

Selamlar,

Arnhem Openlucht Müzesi'nin bol fotoğraflı ilk yazısını şurada yazmıştım. Serinin ikinci yazısına, az yazı, bol fotoğraf ile devam edelim şimdi.

Burası Hollanda'nın açık hava müzesi ilk yazıda bahsettiğim gibi. Dört bir yanda, yıllar öncesine-orijinaline göre düzenlenmiş objeler bulunuyor. 
Bu köşede ise bir posta kutusu, alt kısmında seyyar pazar arabası, bir altta daha ise direğe yapıştırılmış eski reklam-duyuru posterleri var.




Açık Hava Müzesi'nin orta yerinde yemyeşil, koyunların gezindiği resim gibi bir alan bulunuyor. Burada ilerlemiş yaşına rağmen güzel İngilizcesi ile bizi şaşırtan, koyunlarla ilgilenen, çok içten ve esprili bir adam vardı. 


Biz koyunları sevmek isteyince, onlar da bizim üstümüze koşturunca (telin arka tarafında da olsak) adam da sohbete dahil oldu ve bizi baya güldürdü. O kibarlık ve samimiyet çok hoşuma gidiyor yaşlı insanlarda. Dili, ırkı başka diyorsun ama, yine güzel sohbetin bir yolunu buluyor insan.


Adam nereye gitse koyun oraya gidiyor, biz de sizi çok seviyor herhalde dedik, cebinden koyunların sevdiği bir yiyecek çıkardı, "O bunu seviyor, beni değil!" dedi, bize de biraz verdi-yedirdik koyunu. :)


Yolun ortasında eski stil bir tramvay var ve dileyenleri müze etrafında şöyle bir gezdiriyor. İçi de çok güzel ve nostaljik, pek sevdik... Sarı sarı bebeler, cam gibi parlak mavi gözleri ile tatlı bir gürültü yapıyor tramvayda; dünyanın neresine gidersen git çocuklar ve gülüşleri aynı işte...



Sol kısımdan başlıyoruz "müzeyi" gezmeye; minik minik Hollanda evleri, içleri eski yıllara göre döşenmiş, o yıllardan kimseler eski stil giysilerle sizleri bekliyor çoğu evde. 


Alt kısımda gördüğünüz fotoğraftaki çatı, eski Hollanda'da olduğu gibi bugünde olan, tercih edilen bir çatı maddesiymiş ve yaptırması pahalıcaymış.


Herkes yavaş yavaş ölmeye başlayınca böyle bir ekmek dağıtıyor hocamız; üzümlü, hoş bir tadı vardı.




Gezimiz devam ederken bir "eve" giriyoruz, meşhur tahta ayakkabılarıyla "eski stil bir Hollandalı" karşılıyor bizi; pek kibar ve tatlı konuşuyor her birimizle, iyi ve "keşfeder" hissediyoruz.


"Ayakkabılar rahatsız değil mi?" diyorum ama, "Ne kadar rahat olduğunu bilemezsiniz!" diyor ve evden detayları, hangi yıldan olduğunu, "neden" olduğunu anlatıyor bol bol. Alt kısımda geleneksel giysileri, kurutulmaya bırakılıp asılmış et benzerlerini ve birkaç detayı görüyorsunuz.






Burada başka bir evdeyiz. Ayaktaki kadın Hollandalı ve her odasında başka bir hikaye olan evin tarihini anlatıyor. Hollandalılar'ın Endonezya ile büyük bir geçmişi var, tarzı gereği oldukça agresif, hızlı konuşur ve nispeten negatif konuşur halde bahsediyor Endonezya'dan. Sağdaki gözlüklü kız da Endonezyalı bu arada, baya yüzü düşüyor; ama kadının tarzı-sert ses tonu o kadar garip ki aldırmamaya karar veriyoruz.


Alt kısımda oda oda gezdiğimiz bir evde, göçmenlerin hayatına da uzanıyoruz tarih içinde; bir odaya asılmış Türk bayrağı ve tanıdık-eski stil eşyalar hemen anlamamıza yardım ediyor olayı. İnsan bir garip hissediyor "göçmen" kimliğiyle özdeşleşmiş bir ülkeden olunca.





Burası evin kileri ve turşular... Altında ise, bulduğumuz birkaç Afrika stili vurmalı çalgıyla ufak bir konser veriyoruz; çalan arkadaşlardan biri Etiyopyalı, diğeri Ruandalı.






Ardından birkaç dükkan ve kafenin olduğu yere yürüyoruz. Bu binalar çok güzel...



Burada baharatlar, bir altında müzik kutusu tadında melodiler var...



Şu alttakiler bu dükkandan; hepsi çok güzel, şu ağzı açık adamlar ayrı bir enteresan! Bazı şeyler pahalı ama bazıları da çok ucuz Hollanda'da; turist olarak gelince daha da ucuz geliyor göze, alayım da gideyim diyor insan. Burada birçok "enteresan" obje bulacağınıza şüphe yok...






Eğer bu hızlı, bol fotoğraflı yazıyı severseniz, müzenin üçüncü yazısını da yazmak istiyorum. yazı demeyelim de, birkaç keyifli fotoğraf daha var elimde ki es geçmek istemeyeceğim kadar güzel ve enteresanlar. Dilerim Hollanda'ya gidenler, bu güzel keşfe ayıracak vakit de bulur. 

Devamı gelecek galiba... :)

*


4 yorum:

  1. 4 sene evvel Hollanda'ya gitme şansım oldu ama buraları hiç görmedim :( Demek ki bi daha gitmek gerekiyor :) Paylaşım için teşekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arnhem pek turistik bir yer olmadığı için gözden kaçmıştır Gamze Hanım. :) Dilerim en kısa zamanda gitme fırsatınız olur.

      Sil
  2. Güzel bir şehir ama bu müzeye gidecek kadar vaktimiz yoktu ama şehri sevdim ben :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir dahakine kısmetse diyelim, bir burası bir de büyük bir hayvanat bahçesi var pek sevdiğim, onlar mutlaka görülmeli. Hollanda'nın tüm şehirleri aşağı yukarı birbirine benziyor, ama bir yandan ayrı bir ruh da var hepsinde...

      Sil