8 Aralık 2014 Pazartesi

İstanbul'da Ölmek

Üstüne eğilmedim çok; lakin gördüğüm kadarıyla, Türkiye'de yaşayan çoğu insanın, İstanbul'a taşınma hayali var. İstanbul, her ne kadar "hangi İstanbul'dan" bahsettiğimize göre değişse de, güzel şehir genelde... Fakat gelmeyin İstanbul'a, ölürsünüz.

Ben Beyazıt'ta okuyorum, kardeşim Haliç'e yakın. İkimizin okulu da "tehlikeli" yerlerde işin özü. Bugüne dek üzümün çöpü demedim, büyük bir tehlike yaşamadığıma inandırdım kendimi; fakat bu sabah kardeşimin yaşadığı bir olay "dur" dedirtti, dur be pislik yuvası şehir.

Kardeşim derken, benden iki yaş büyük ağabeyim, sabah erken vakitte okula giderken, 25 yaşlarında bir adam sigara istiyor, yok diyor yürüyor bizimki. Ardından adam söyleniyor: "Bir şey mi dedin?!", yok diyor devam ediyor yürümeye, adam tekrar bağırıyor sen bana küfür mü ettin, diye. İşe bak şimdi... Neyse, biraz aşağıya iniyor artık ağabeyim, otobüs durağına yanaşıyor, arada da ardına bir göz atıyor gelen giden var mı diye, kimse yok. Tam durağa yaklaşırken insanlar bağırıyor "arkanda, dikkat et" diye. Elinde bıçakla buna doğru koşuyor adam. Bu sabah daha yahu, film anlatmıyorum, kardeşim. Adama vuruyor şans eseri bizimki, adam düşüyor, insanlar adama çullanıyor, demek ki belli de oluyor "normal" bir tip olmadığı. O sırada otobüs geride duruyor biraz ki binsin, atlayıp gidiyor. 

Şimdi... Bu çocuğun başına bu sabah neden bir şey gelmedi biliyor musunuz? Şanstan. Bu çocuğun başına, öyle yok yere, manyağın biri yüzünden, bir şey gelseydi o adama ne olurdu? Bilmem... Adalet diye bir olgu kaldı mı, fikir yürütebilen var mı? Orada gezmeseymiş, sigara verseymiş o da, falan derlerse şaşırmayacak hale geldik artık. 

İşte sayın okur, şayet İstanbul'da yaşamıyorsanız, şanslısınız. Bunlar istisna da denemeyecek kadar sık, artık normalleşmiş olaylar oldu. Boğaz-moğaz, güzel-hoş; ancak gezmeye gelmeli buraya. Ne metrobüsü biter, ne tacizi, ne kokan tramvayları, ne iki-üç saati bulması normal eve dönüş yolları... Sokakta her "Bir şey sorabilir miyim?" diyen adama, hakikaten ihtiyacı olup olmadığını düşünmeden direkt dolandırıcı, tacizci gibi karşılık verme refleksi, pisliği, kabalığı... Adaletsizliği. Ne için? Çok iyi bir okuldan, iyi bir bölümden mezun oluyorum ve işe gireceğim maaş 1000 lira. Bunun için mi? Yok, ben asgari ücretimi alırım paşa paşa, ama insan gibi yaşarım. İstanbul yalanına kanmayın. Ben de isterdim o uğruna şiirler yazılan şehirde, hakiki İstanbul'da yaşamak; ama o şehir yok olalı on yıllar olmuş.

İşin özü, İstanbul'a gelmeyin, bedeniniz şanslı çıksa, ruhunuz ölür...
Zira, İstanbul'da ölmek çok kolay.

*


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder