18 Aralık 2014 Perşembe

Beşiktaş'ta Kahvaltı ve Armağanlar

Yaklaşık üç hafta önce, bizim kızlarla yılbaşı çekilişi yapmıştık. Bu vesile ile koca bir gün armağan ettik kendimize, kaptık hediyelerimizi Beşiktaş'a gittik. Bazen ciddi anlamda takıntım olduğuna inandığım "kahvaltı kavramı" da işin içine girince, çok güzel bir sabahla başladı bu uzun gün. 

Hollanda'dan Türkiye'ye tatile geldiğimde (hayatta her şey olur), pişi (pofuduk) eşliğindeki kahvaltılarıyla ünlü bir sokağa gittik Beşiktaş'ta, zaten "Kahvaltıcılar Sokağı" diye anılıyor. Beşiktaş çarşısının biraz içinde de olsa, bulması pek kolay olan bu sokakta, yine aynı yere gittik kahvaltı için, Çakmak Cafe'ye. Öyle parıltısız, salaş ve çok lezzetli kahvaltısı olan bir mekan, üstelik fiyatlar da cüzdanınızla dalga geçmiyor diyelim. Son bir ayrıntı olarak, kafede çalışan genç arkadaşlar oldukça sıcakkanlı ve kibardı, biz pek sevdik.





Masamıza gelen her şeyin lezzeti yerindeydi. Bizim ailede "pofuduk" denir ama, buranın deyişiyle "pişilerin" de çeşitleri var ki, kaşarlısı tavsiye. Bir porsiyonda dört adet pişi var ve oldukça doyurucu. Kahvaltılar, içeriğine göre 7,5 veya 10 lira olarak değişiyor. Bunun yanında genişçe bir yan menü de mevcut ekstra tatlar için. Ayrıntılı fiyatları menü fotoğraflarından inceleyebilirsiniz. 



Beş kişilik kahvaltı soframızdan iki kare...



Derken, yedik, içtik; kalabalık masamız biraz rahatlayınca rengarenk fotoğraflar çıktı ortaya. Bu hediye alışverişini yılbaşı dışında da arada bir tekrarlamaya karar verdik. :) Bir de yılbaşı çekilişinin gereği olarak birbirimize söylemedik "kimin bize çıktığını"; ama ben kurada kağıdımı seçip böyle bir saniyeliğine kime alacağıma baktığımda, aynı ismin bana alacağını inanılmaz güçlü hissedivermiştim. Bu nedenle çok merak ediyordum ki hakikaten öyle mi diye, öyleymiş. :) Bazen bazı şeyleri açıklamak zor işte, resmen en başından beri hissettiğim arkadaşım Aysu almış bana da, karşılıklı hediyeleştik güzel güzel.


İşte Aysu'nun, bir çay & brit sever olarak bayıldığım hediyesi.


Bu şahane tarçınlı kurabiyeler ise Çağıl'ın elinden. Pastaneden çıkma resmen, tadı da müthişti... Tarçın kokusunda gizli mutluluk.


Bizim kızlar çok yetenekli yahu! Bu da Hilal'in portakallı tarçınlı keki, kahvaltıdan sonra çıkmaya davrandığımız Aşiyan yokuşlarında bize enerji ve endorfin sağladı, tadını da çook beğendik.



Derken, günümüz Aşiyan'dan Bebek'e uzandı ki, ayrıca yazacağım. Bu arada gitmeden, bu ay Aysu ve Busem'in de yazılarının yayınlandığı "Meçhul" isimli, insanı adeta edebiyata doyuran dergiyi inceledik, Aysu ve Busem'e sayfalarını imzalattık. :) Ayrıca derginin yakında "Cemal Süreya" sayısı yapacağını da öğrendik, edebiyata-sanata ilginiz varsa özellikle takip etmenizi öneriyorum, hakikaten çok zengin bir kaynak. 

Ne diyelim, bol kahvaltılı, bol sanatlı güzel günlerde, görüşmek üzere sevgili okur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder