12 Aralık 2013 Perşembe

Spreek je Nederlands?

Yakın coğrafyalarda, misal Yunanistan gibi, bazı kültürel-geleneksel farklılıkları ilgi ve heyecan ile öğrenirken, bir yandan da mesela bir İskandinav ülkesindeki kültürü hayal ederdim. Gelenekler, inançlar, yaşayış, yemekler, her şey, adeta başka bir gezegen gibi gelirdi bize herhalde. 


Şimdi, bu gibi bir durumun içinde buldum kendimi ve çok daha iyi anlıyorum. Son zamanlarda hem gereklilikten, hem de severek Flemenkçe öğreniyorum. (Esasen, Belçika'da konuşulan dile Flamanca, dilin Hollanda'daki aksanına Hollandaca; bu ikisine ise genel olarak Flemenkçe deniyor.) 

Yeni bir dil öğrenmek, koskoca bir kültürü de karşınıza koyup alışmaya başlamak demek, -ki Hollandalılar gerçekten enteresan ve bizden çok farklı insanlar. Yabancı lisanlardaki gırtlaktan konuşma işini oldum olası sevmişimdir; fakat bu Hollandaca aksanının maşallahı var hakikaten, tam bir İngilizce, Almanca, Fransızca karışımı. Aslında gramer olarak İngilizce'ye çok benziyor ve Yunanca'dan sonra gerçekten çok kolay geliyor kavramak. Bir süre sonra da neredeyse bütün lisanların birbirine benzediğini görüyorsunuz.
Örneğin, Türk Mutfağı gibi bu denli zengin bir mutfaktan sonra, Hollanda Mutfağı hem komik geliyor bana, hem de "Yazık yahu adamlara!" diyorum içinden. Bir ülkenin en ünlü "yemeği" üzerine soğan kesilmiş patates kızartması olur mu yahu? Neyse ki hemen her şehirde Türk marketlerine rastlayabiliyorsunuz ve biraz daha kolaylaşıyor durum. Mesela aşağıdaki "çorba" en ünlü yemeklerinden biri: çiğ sucuk batırılmış bezelye püresi çorbası.



Hakikaten başka bir gezegene gitmişsiniz gibi, her şeyi baştan öğrenmek, kuralcılığının altında yatan "düzgünlük ve güven" kavramlarına şaşırmak, sahip oldukları planlı olma dürtüsünü aşırı bulsanız da sağladığı yararı gözlemlemek, farkı gözlemlemek, güzel şeyler, güzel bir doğa, güzel insanlar görmek. Bakalım neler olacak yakın gelecekte... 

Ne yapın edin, İngilizce'nin dışında yeni bir dil öğrenin derim... Tot ziens voor nu. :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder