25 Haziran 2016 Cumartesi

Ganita Sahili ve Hisler, Trabzon

Trabzonlu dostlar devamlı bir isim söylüyordu 'mutlaka gitmelisin' diye. Uzun süre bu ismi unutup yerine başka bir kelime söyleyip düzeltilmeye maruz kaldım. :) İşte burası, Trabzon'un çınaraltı tadındaki, birbirinden huzurlu çay bahçelerinin bulunduğu sahili Ganita idi. 

Trabzon'un hemen her yerinde yaşadığım gibi, burada da tatlı bir şaşkınlık hissettim. Böyle güzel bir yer olurdu bu şehirde de, nasıl bugüne dek adını bile duymazdım? İşte benim gibi olanları bu huzur sahili ile tanıştırmak isterim. Ülkenizde böyle bir şehir var ve içi keşfedilecek güzelliklerle dolu sayın okur.


Aşağıda canım Fuat Saka'dan Ganita şarkısı ile okumanız tavsiye; ben bunu dinleyerek yazıyorum.

Trabzon'un merkezinden Ganita'ya gitmek çok kolay. Meydan'dan aşağı - denize doğru, Gazipaşa Caddesi'ni takip ederek yol üstünden sahile kıvrılan köprüden geçeceksiniz önce.


 Sağa doğru devam ettikçe hemen önünüzde belirecek Ganita Sahili. Meşhur çay bahçesi çarpacak gözünüze, bir de Karadeniz'in eşsizliği elbet.



Ganita, yıllar yılı Trabzon'un klasikleşmiş yerlerinden, en huzurlu köşelerinden biri. Kiminle konuşsam "özellikle sanatçıların, sanatla ilgilenen kimselerin" burayı ayrı bir sevdiğini söylediler. Hak vermemek olmaz; öyle güzel bir yer ki burası, hakikaten bir çayını içmeden anlamak zor o hissi.



Birçok rivayet varmış "Ganita" ismi üzerine sonra. En öne çıkanı, Rumca'da "güzel mekan" anlamındaki "kanıta" kelimesinden geldiği imiş. "Güzel saray, güzel hisar" gibi isimlerle de anılmış. 


Karadeniz'deyken en çok istediğim şeylerden biri hep en azından bir gün havanın yağmurlu olmasıdır. Bu kadar mı yakışır, bu kadar mı güzel yağar? İşte o güzel Trabzon akşamında, nefis bir yağmur başlıyor Ganita'da. Daha ne kadar mutlu olabilirim bilmiyorum o an. Öyle bir yağıyor ki! Islandıkça mutlu olup az sonra gelen 'masalar ıslanıyor sizi içeri alalım' ikazıyla biraz içerilere geçiyorum oturmaya.


"Ganita'nın kıyısında martılar, gizliden gizliye dolaşıyor mu?" 
... demiş zamanında Bedri Rahmi Eyüboğlu.

"Akşamüstü Ganita'da, eli elimin içinde... Kıyıdan bir zinos kalktı, süzüldü denize doğru."

Burada da pek meşhur "Tombul Kaya"... İsminin sebebi malum. :)



Dedim ya özellikle sanatçılar pek severmiş burayı; 'sanatçı' olmaktan pek uzağım ama, ben de sayfalarca yazdım burada. "Çatır çatır yağan" bir yağmur, iyice sinip, pastelleşip çekilmesine rağmen yüceliğini konuşturan bir Karadeniz ve sıcacık çay varken karşımda, nasıl yazmayayım? Açtım şimdi benim meşhur defteri de, demişim ki Ganita'dayken...

04.05.2016, 17:43 - Ganita, Trabzon

"Bir şehir olsun, şöyle "ruhlu" bir şehir. Kimse tanımasın, bilmesin seni o şehirde. Arada yolda birileri "oralı" sansın seni. Bir anlık oralıymış gibi hisset. Hele biri cevabını bildiğin bir soru sorarsa sana o şehre dair, ooh! Şahane his. :) Değişik his. 

Aidiyet mi güzel olan, hiç ait olmamak mı, bilemiyorum. Tüm bu yaşananlar bana başka bir kapı açtı. Fakat yeni şeyler keşfettikçe zorlaşıyor hayat. Mesela yağmur yağıyor. Yerde, garip - hoş ve samimi bir his veren taşlar üzerinde ufak havuzcuklar oluşmuş. Buralara düşen yağmur damlaları daireler oluşturarak damlayıp duruyor. Bu bence çok mükemmel bir şey. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Üşümüş, özgür, açık sözlü, korkusuz, umursamaz... ve tekrar ÖZGÜR. Yağmuru pek sevmediğim dönemlerimi hatırlıyorum da; iyi ki büyüyor insan. 


(Hüsnü Arkan'ın Keder şarkısını dinlemiş olacağım ki o an;)

"Sanırsın aşk yazdırır bütün şarkıları; oysa her şey sadece keder."

"Söyle zamansız gidenin kalbi, bu kadar yük ağır değil mi?"... Ne güzel tespit!

Mutluluklar bile koca birer keder yumağı aslında. Bitecekler diye mi, yoksa böylesi lütfu bize bahşedeni de var diye mi, onu bilemiyorum işte. İkisi birdendir belki de... Neyi "biliyoruz" ki zaten? 

İnsan dediğin HİSLİ olacak arkadaş! Duygularını gösterecek, dibine kadar yaşayacak, cesaretle dolup taşacak. Düşen yapraktaki mucizeyi görecek, Karadeniz'e bakınca gözleri dolacak - güçlenecek. Yoksa ne farkı kalır HİSSİZ bir ölüden?

Yaşanacak şehirler, tanınacak insanlar, başa gelecek olaylar, koca bir ömür. Hemen her zaman, bir biçimde "istediğimi" yaptım hayatta. Bunun "yaşamın özüne uygun" olduğunu bilsem de, yaşamı zorlaştıran da bir gerçek. İşte hayat tam da bu yüzden "zor" temelde. Ama temelde! 

Müzik ne güzel şey! Şarkılar! Hisli sesler... Bak! HİSLİLİK ne önemli, ne hayatsal şey. Sadece <ölüler> hissizdir.

"Yağmurun altında oturup denizi izleyen birine 'deli' muamelesi yapan bir dünyadan ne bekleyeceksin ki!"

*

Sonra, sonrası teşekkür ile veda ettim Ganita'ya; bir bahar akşamında tekrar görüşmek dileğiyle.


Gidin Ganita'ya; mümkünse akşam, mümkünse yalnız.

*

1 yorum:

  1. Trabzonlu olmayan bir Trabzonsporlu için güzel bir gezinti oldu :) teşekkürler...

    YanıtlaSil