28 Ağustos 2013 Çarşamba

Mavili Kız ve Dağ Kekiği

Ağustos giderken, Ağustos'tan...

"Şu an, sizlere, gecenin çöküşüyle ötelerde parıldayan birkaç ışık dışında, baştan aşağı siyaha bürünmüş yemyeşil bir uçurumun tepesinden, eski bir balkondan yazıyorum. Bach'ın doğa üstü violini ve taze, sıcak bir fincan çay eşliğinde dans ediyor ruhum. İnsanoğlunun işgal etmediği bir yer burası, hiç tanık olmadığım kadar çok yıldız var gökyüzünde.

Günlerdir uyunan geç uykuların ardından gelen -çok- erken kalkmalar, hiçbir yorgunluk vermiyor insana burada. Canına kıyılmamış doğanın hep var bir sihri, olmaz olur mu... İki elin parmağını geçmez buradaki hane sayısı. Bir insana, belki onbinlerce ağaç düşüyor; burası, derin derin içine çekmek hayatı.

Mavili kız, bu güzel diyarda, dağ kekiği toplamaya gitti bugün. O yürüdükçe, havaya yayıldı taze kekik kokusu; kekik koktu elleri, saçları, en çok da ruhu... Mutluydu."

Mavili kız, bendim.





*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder