9 Kasım 2017 Perşembe

"Çocukluk" Çok Şey

Uzun zamandır düşündüğüm, aklımda yazdığım bir konuyu, bugün burada yazmak istiyorum. Hem yazdıkça açılıyor zihnim, bakalım yanının son noktasına dek neler çıkacak...

Çocukken, belki de her çocuk gibi hep büyümek, özgür olmak, mümkün olduğunca az hesap vermek, kendi kararlarımdan sorumlu olmak isterdim. Hatta hatırlıyorum da, pek de dilediğin gibi yaşayamadığın - hep bir sınav okul telaşında olduğun dönemlerin "tam olarak hayat olmadığını" düşünürdüm; hayat "büyüyünce" başlayacaktı. Biraz da öyle belki. Yani asıl üniversite ile birlikte, bilhassa çalışmaya başladıktan sonra insan kafasına eseni yapma deliliğine ulaşıp, tam manasıyla hayatı yaşamaya, özgür olmaya, daha çok şeyden tat almaya başlıyor. Bende öyle oldu.

Fakat son zamanlarda fark ediyorum ki, yaşam büyümekten, elinde imkanlar olduğunda yaşadıklarından, maceralardan, insanlardan ziyade; çocuklukmuş. Çocukluk yıllarıymış hayat. Sonradan yaşadıklarında hep çocukluğundan kalan bir temel varmış. Hiç beklemediğin anlarda, hiç düşünmediğin sohbetlerde çocukluğunda yaşadığın bir anın etkisini görürmüşsün meğer.

Bir yerde okumuştum; mutlu-mutsuz, çocukluktan hatırladığın her karede bir travma yatarmış. Hiç önemsemediğini sandığın dönemler, meğer ne büyük izler bırakabilirmiş insana koca adam olduğunda. 30 yaşında bir insanın arkadaşlarıyla ilişkilerini ne denli şekillendirebilirmiş meğer, 10 yaşında yaşadığı bir anı. Kimini bilir, kimini bilmezmiş... Ama izler, hep orada.

Düşündüğümde, hatırladığım en eski kareler 4 yaşıma ait. Kıbrıs'ta yaşıyoruz; bir şiddetli deprem, her yeri saran yoncalar, oğlunu kovalayan kızgın bir baba, askeriyenin çitlerini yapmak için kullanılan kamışlar, siyah taşlarda yürürken çıkan ses... 

Ben kendimi genel olarak mutlu bir insan olarak tanımlıyorum. Fakat yine de çocukluğumu düşündüğüm zaman, yetişkin gözüyle baktığımda ah edeceğim birçok an var. Mesela bugün 25 yaşındaki Melis olarak karşısına çıkıp, "Sen ben 8 yaşındayken bana böyle demiştin, o küçücük çocuğu neden üzdün?" demek istediğim akrabalarım var. O kadar dikkatli olmak gerekiyor ki bir çocukla muhatap olurken; aşağı yukarı 4-5 yaşından sonra çocukların hafızaları oturuyor desek, bilhassa o kritik yaşlarda. Öyle bir şey söylersin ki bir çocuğa, geleceğim der gitmezsin, bir sözünü tutmazsın, bir ironide bulunursun; o çocuk onu 35 yaşında karısına davranışında dışarı çıkarır.

Hep negatiflerden bahsetmemeli elbette. Uzaktan bir tanıdığın kızı vardı mesela ben ufakken, çok ilgimi çeken, örnek alabileceğim "bir ablaydı" o zaman o bizim için. Ama öyle ters davranırdı ki çocuklara, o kadar sevgisiz bir kızdı ki, 6 yaşında çocuk gidip sarılsa ellerini böyle iki yanında tutar sarılmazdı. O yüzden şimdi ben "abla" olmuşken çoğu çocuk için, ekstra ilgilenmeye çalışıyorum bunlar aklıma gelince. O çocuk büyüdüğünde "ne güzel örnek olmuş bana, güvende hissettirmiş o küçük çocuğu" diye düşünsün, o da yarın başka bir çocuğa öyle ablalık - abilik etsin. Bir örnek işte bu da, demem o ki iyiliklere de çevrilebilir bu durumlar. Asıl olan bunun önemini fark etmek...

Velhasıl kelam, çocukluk herkes için aynı zamanda travmalar yumağı demek. Bunlar hep dramatik şeyler olmak zorunda değil; kimi bizi iyiye yönlendirdiği gibi, kimi karakterimizi zorlayacak yönde etkileyebilir. Çocuklara incecik bir çini üzerinde yürür nazikliğinde davranmak lazım işte... 

Ve unutmayın, zaman çok hızlı geçiyor ve bir gün o çocuklar büyüyor. 


*



4 yorum:

  1. Çok güzel düşünmüş çok güzel yazmışsın, anne olunca da işte aynı sebeple çocuğuma güzel anılar bırakayım istiyor insan. İnşallah başarabiliyoruzdur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle... Çocuk da her zaman kolay bir varlık değil, dolayısıyla asıl o kriz anlarında çok dikkatli ve sabırlı olmak gerekir diye düşünüyorum... O yüzden tam sanat iyi bir ebeveyn olmak. :)

      Sil
  2. Tam bir Melerence yazısı; yaşımız geçtikçe çocuk ve genç üzerine daha çok düşünüyor, geçmişteki bu izleri kendimizden bildiğimiz için bari onlar, geleceğin bireyleri yıpranmasınlar, hep mutlu olsunlar istiyoruz (yazı tam da bu tarz bir olayın üzerine öyle güzel geldi ki). Çokça sevgiler..

    YanıtlaSil