30 Mayıs 2017 Salı

Küçük Bir İstanbul Günlüğü

Kısacık bir İstanbul'a gittim. Kendime sonradan okuyup mutlu olacağım birkaç not bırakmak istedim.

Aileme diğer hafta geleceğimi söyleyip sürpriz yaptım ama biraz yapmaz olaydım gibi oldu. :)) Zira uçağın iniş saatini trafik bitmiş olur diye akşam seçtim lakin + cuma olunca bir vapura binmediğim kaldı eve varmak için. Ama olsun, sonunda yaptım sürprizimi, birkaç güncük de olsa anneme biraz daha doydum, ruhsal şarjımı doldurdum geldim. Bir de tabii canım kızlarımı gördüm...

Önce Busem'le Büyükçekmece'ye gittik. Benim okuduğum lise ve eski oturduğumuz iki ev buralara yakın olduğu için bende hatırası vardır. Ayrıca sahilini, havasını çok beğeniyorum - başka ülkede olsa dibimiz düşerdi gibi gelir hep. Neyse efendim, aşırı mutlu olduğum bir kahvaltı ve sohbet seansı sonrası Aysu da katıldı.


Aysu gelince yine Saros günlerindeki gibi güzel şarkılarla Florya Ormanı'na gittik. Az konuşup, çok şarj olarak geçen bir saat her şeye değer.
Durumlar şöyleydi...


Sonra kısa süre önce evlenen Hilalciğimize ekspres bir ev ziyaretine gittik akşam. Elektrik kesilince tam anlamıyla unutulmaz bir akşam oldu bence; masaya bak bir ya, şu masa alev almamış mıdır sizce de? Hııızlı bir durum değerlendirmesi yapıldı her konuda elbet. :)) Gerçekten olay sizi yargılamayacağını bildiğiniz, negatif bir yorumu varsa samimiyetle söyleyeceğinden emin olduğunuz insanlara sırtını yaslamaktan ibaret, ve müthiş kıymetli. Az olur, öz olur malum.


Bir de şu mevzu tabii. Bizim buralarda pek yok bu arkadaşlardan. Olsa da dönem dönem başka yerden getiriliyor ama tezgahtan bizzat - tazeden seçilen gibi güzel olmuyor elbet.


Dönüşler zor olsa da garip bir şey İstanbul'a gitmek benim için. Gidince hem yabancılaştığımı görüyorum, beyinin oyunları konusu hani. Hem de sanki hiç gitmemişim gibi geliyor. Yolda yürürken biri geçiyor konuşarak mesela, bir saniyelik "Aaaa Türkçe konuşuyorlar!!" oluyorum. Ya da plastik cam demeden tüm çöpleri aynı yere atarken elim ayırmaya gidiyor her seferinde, garip geliyor hepsini beraber atmak falan. Ayıptır söylemesi bizim Bişenk'in bir lafı vardır; "dün boktun, bugün koktun" diye, benimki de o hesap. :D Alışıyor işte beyin bünye; bize de düşer gözlem etmesi, yazıp çizmesi.

Bakalım ne zaman tekrar; hayat akıp gidiveriyor her yerde işte...

*


6 yorum:

  1. Ruhsal şarj için aile yanı gibisi yok. Güzel bir sürpriz olmuş.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba.

    Biz de hollanda' ya tasinma hazirligindayiz esimin isi nedeniyle. Yemege ve mutfaga sevdali biri olarak taze sebze meyve bulamayacak olmak havadan, dil bilmemekten hatta aile ozleminden bile daha cok dusunduruyor ve korkutuyor beni acikcasi.

    Sevgiler

    elif.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, endişelerinizde haklısınız fakat çok da fena değil buralar. Yani ben de yemek yapmaya bayılıyorum ve bizim pazarlardaki gibi olmasa da birçok şeyi buluyorsunuz kolayca. Benim için en güzel yanı Türkiye'de bulamayacağınız şeyleri burada çok ucuza alabiliyorsunuz gıda olarak. Dolayısıyla mutfağa yardımcı bile olabilir. :) Aile özlemine karşı hissizleşiyor insan ve gidip geldikçe "tamam işte gidiliyor" diyor. Tabii Skype vesaire de çok yardım ediyor, kopmadığınız sürece zaten koşturacak çok şeyiniz olduğu için boğmuyor genelde. Dil konusunu da hemmen başlayıp keyifle öğrenmenizi dilerim, her anlamda keyif almak için gelirseniz gerçekten eğlenceli bir ülke.

      Sil
  3. Yeniliklere acik biri oldugumu dusunuyorum. Yepisyeni bir ulkede ogrenecek cok sey olacak; heyecanliyim.
    Hadi hayirlisi.


    Tesekkurler su serpintisi icin.��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de teşekkür ederim, gerçekten iyiyi bekleyin iyi olsun. Psikoloji çok önemli, güzel şeyler olacak bence. :) Sevgiler...

      Sil