16 Kasım 2013 Cumartesi

Kar

Alt satırları okumaya niyetliyseniz, Schubert'e müsade ediniz...


*

Ünlü olan kitapları, ünlü olan şarkıları, moda olan herhangi bir şeyi hayatıma kabul etmem pek mümkün olmuyor. Misal, hiç Elif Şafak okumadım. Nispeten dünyada tanınan bir yazar esasen, okumak lazım; fakat elden ele gezen bir pembe kapaklı kitap söz konusu iken, o hikayeyi "senin" hissetmek oldukça zor hale geliyor. Ve hatta, yazara karşı bir antipati bile yaratabiliyor.

Ne mutlu ki, saygıya layık kalemine, Nobel'ine, tüm dünyada da oldukça tanınan bir yazar olmasına rağmen, Orhan Pamuk hiçbir zaman "piyasa yazarı" olmadı. Belki ilişkiler, aşk vb. konularından ziyade, nispeten daha ağır konular üzerinde durduğu; belki ortalıkta pek fazla görünmediği için. Ama kesinlikle, "iyi ki".

Kar'ı okuyorum şu sıralar; Orhan Pamuk'un Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldüğü eser. 

Açıkçası romanlarla aram çok iyi değildir, bir kitapçıya gittiğim zaman daha çok net olarak bir şeyler öğrenebileceğimi öngördüğüm kitaplara yönelir, sanki onlarla vaktimi daha iyi kullanıyorum gibi hissederim. Lakin bu his, Orhan Pamuk ile değişiyor her seferinde. Her şeyden önce, derin araştırmalar ile, ülke ülke gezip, kütüphanelerden, mekanlardan bilgi toplayarak yazar -ki, eserlerini okurken net biçimde hissedilir bu "zahmetin" farkı. Bir de, belki de en çok sevdiğim şey onda, verdiği "Ben bunu yaşamıştım bir zaman, ama kelimeler ile anlatılabilir olduğunu hiç tahmin etmezdim." hissi.

Bazen öyle betimlemeler yapıyor ki, daha önce aklınızda olmayan bir yere gidiveriyorsunuz aniden; Orhan Pamuk seçiyor o yeri, tutup götürüyor insanı. Soğuğu hissediyorsun, zamanın duruşunu hissediyorsun. 

Şu satırları okuyunca, siz de pencerenizden sükunetle yağan kara vuran sokak lambasına bakarken, evinizde olduğunuz için güvende hissettiğiniz huzurlu bir üşüme duymuyor musunuz?

"Kar büyük, göz doyuran tanelerle ağır ağır yağıyordu. Yavaşlığında, doluluğunda ve şehrin neresinden geldiği belli olmayan mavimsi bir ışıkta iyice belirginleşen beyazlığında insana huzur ve güven veren güçlü bir yan, Ka'yı hayran bırakan bir zarafet vardı. Çocukluğunun karlı akşamlarını hatırladı Ka, İstanbul'da da bir zamanlar kar ve fırtınadan elektrikler kesilir, evde Ka'nın çocuk yüreğini hızlandıran korkulu fısıldaşmalar, "Allah korusun!"lu temenniler duyulur, Ka bir ailesi olduğu için mutluluk duyardı. Karın altında zorlukla ilerleyen bir at arabasının atlarını hüzünle seyretti: Karanlıkta ancak hayvanların başlarını gergin bir şekilde sağa sola sallayışlarını seçebiliyordu."

*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder