28 Ekim 2013 Pazartesi

Bisiklet

Söylenecek onca şeyi neden "bisiklet" üzerinde kurduğumu bilmiyorum. Bisiklete binmeyi severim. Bisikletin kendisini severim, bisiklet kültürünü severim. Düşünsenize... Bisiklet, kültür olmuş. Sevilmeyecek gibi mi?

Anaokulundayken ben, siyah-kırmızı, üç tekerlekli-plastik bir bisikletim vardı. Yazmamayı tercih edeceğim bir yaşa kadar kullandım onu. Sonra, İzmir'deydik, ilkokuldaydım, o zaman güzel-gri bir bisikletim olmuştu. Arka tekerleği patladığında yanlışlıkla ince-hız bisikletinin tekerleğinden taktırmış, Evka-2'nin meşhur yokuşlarında birçok kez "uçuşa" geçmiştim. Lakin maalesef o bisiklet de yıllar içinde eskiyerek, mor guaj boya ile boyanmayı hak etmiş, yine de bir şeye benzememiş, yalnızca "mor pas"ın verdiği ayrıcalık ile çöpe gitmişti.



Şimdi baktık şu güzel fotoğrafa, iç geçirdik... İşte, tam da onu diyorum. Neden? Yani, neden iç geçirmek ile yetineyim? Olsun bir mavi bisikletim, sepetine çiçek koyayım, yemekler koyayım, misal Vondelpark'da pikniğe gideyim.

Vondelpark


Ben, İstanbul'da ruhen eriyerek bir ömür tüketmeyi göze alanlardan, daha doğrusu "isteyenlerden" değilim. Doğa istiyorum etrafımda, doğal yeşillik istiyorum, bisiklet istiyorum, bisiklet kültür olsun istiyorum, işe giderken sincap görmek normal olsun istiyorum. Bisikletin kültür olduğu bir yerde, insanlar da daha iyidir sanki üstelik.

Gidiyorum lafın kısası. Bunca lafın sonuna da bu yakışmaz mı? Yakında, bisikletin kültür olduğu, sincapların, ağaçların, yağmurların, huzurun olduğu bir yere gidiyorum. Yeni lisanları, öğrenmeyi de severim üstelik... Evimin arka bahçesinde şöyle bir sahne yaşamamın normal olacağı bir yer.


Şunu da not ediyorum kendime:


İnsanlar, sözler, büzülemeyen ağızlar, sizi iyi tanıdığını sanan bir "sürü", farkında olmasanız da zorla girmiş bulunduğunuz yollar, yıllar, geçen zaman... Başımızı bir kaldırsak kumdan. Herkes biliyor içinde, nasıl bir yaşam istiyor Tanrı'dan, doğadan; nasıl biri olmak istiyor?

Ruhunuzda "çizilmiş", benim inancıma göre, evet, yaratıcı tarafından çizilmiş olanı, benliğinizi, var olma nedeninizi, o gizli - iyi yaptığınız şey her neyse, onun peşinden koşarak gidin bir yerlere. Çünkü vakit çok az. Nerede mutlu olacak, nerede siz olacaksanız, oraya doğru açın yelkenleri. Denildiği gibi... Güvenli limandan ayrılmayan, keşfedemiyor onu bekleyen, saklı nice güzelliği.

İyi şanslar!


*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder