9 Nisan 2013 Salı

The Port Shield: Birkaç Saatlik İrlanda

Gülhane Tramvay Durağı'nın hemen yanında, bordolu zarif yapının girişinde, loş ışığıyla dikkat çeken; fakat fazla "turistik" göründüğü için ayağımızın pek alışmadığı bir yer -idi The Port Shield.

Geçtiğimiz günlerde, bahar geldi gelecek derken yağan yağmuru ve kasvetli havayı fırsat bilerek The Port Shield'de bir "İrlanda günü" düzenlemeye karar verdik. Söylemem gerekiyor ki, içeride kesinlikle Kuzey Avrupa ruhu dolaşıyor. Mekan, aynı zamanda birçok futbol maçını da izleme imkanı sunuyor misafirlerine; duvarlarda, çeşitli ülkelerden gelen misafirlerin maç izlerken mekana hediye ettikleri futbol takımı atkıları, loş ışığın altında kullanılan dekorasyon ögelerinden yalnızca biri.


İçeri girdikten birkaç dakika sonra, kuzey loşluğuna alışıyor gözlerimiz. Derken bize birçok konuda rehberlik eden İskender Bey'e "Ne yemeli?" diye soruyoruz; oylar "Combo Fareas"ta birleşiyor. Bu yemek, aslında zarif, tahta bir sepet içerisinde sunulan çeşitli kızartmalardan oluşuyor. Örneğin, sepet içinde gelen Saomami, yengeç ve sebzenin bir arada kullanıldığı hoş bir yemek. Saomami'den başka, çin böreği, patates ve karides bohçalarını da içeren Combo Fareas'ı, avokado ve chili sos ile birlikte sunuyorlar. Bunların hepsi bir yana, madem İrlanda dedik; noktayı elbette Guinness koyuyor. Klasik bir İrlanda birası olan Guinness, "bitmeyen köpüğüyle" ünlü. Efes'i temel alırsak, daha yumuşak ve nedendir bilinmez, çoğunluğa "ekmeği" hatırlatan bir dokusu var.


İrlanda'da Türkiye Toplum Felsefesi


Her yerde hoş bir kuzey loşluğu, bir defaya mahsus mutsuz etmeyen bir kasvet. The Port Shield'in sorumlularından İskerder Bey ile Türk - Avrupa toplumları üzerine de kafa yorduk bir süre. Mekan, özellikle turistlerin uğrak noktası. Bunun nedenini "Bu mekanın, turistlerin Avrupa'da alıştıkları mekanlara daha yakın bir profil olması" olarak betimledi İskender Bey, biz de katıldık. Hakikaten özel ve sade bir ortam yaratmışlar; ölü de değil, abartılı da. "Türkiye insanı ile Avrupa toplumun en büyük farkı nedir?" sorusuna ise "Avrupalılar gülüyor." cevabını alıyoruz. İskender Bey, her ne kadar arkasında birçok nedeni ne olsa, sonuç olarak, Türkiye toplumunda insanların birbirine daha az güven duyduğunu, ya hiç ya "fazla" iletişim kurduğunu ve tüm bu nedenlerin toplumda, insanlar arası iletişimde zayıflık yarattığını anlatıyor.


Daha birçok konuya dair yapılan soru işaretleriyle dolu bir sohbetin ardından, tekrar ne zaman "birkaç saatliğine İrlanda'ya geleceğimizi" düşünerek, ayrılıyoruz.


Bir de Raspberry'i eklemeden geçmeyeyim! Her yönüyle kusursuz bir keşif oldu, mutlak tavsiyem ve bol fotoğraf ile...











*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder