18 Ocak 2013 Cuma

Deniz, Sohbet, Frappe, Mavi: Kavala

Kavala... Yunanistan'ın en güzel, en mavi şehirlerinden biri.

İstanbul gibi büyük kentlerden birinde yaşayanlar için oldukça küçük ve "bir tatil beldesini" andıran, çok huzurlu bir şehir Kavala. Burada çok fazla tarihçe kısmına girmekten ziyade, şehrin sahip olduğu huzuru gösteren birkaç kare sunmak istiyorum daha çok. Bir de, en sevdiğim kısım olan topluma dair gözlemler elbette...


Kavala'ya giden yol üzerinde çok meşhur bir manzara ile karşılaşacaksınız.. Eğer sıcak bir yaz günü giderseniz, parıltılarıyla gözünüzü alacak şahane denizi ve bir bakışa sığacak büyüklükteki şehri tepeden izleyebilirsiniz.





Kavala denince, Türkiye'de akla gelen ilk düşüncelerden biri de "Kavalalı Mehmet Ali Paşa" mevzusudur sanıyorum. Şehirde de, Osmanlı döneminin Mısır Valisi olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın izleri var hakikaten. Şehrin tepesinde küçük bir konak ve at üstünde bir heykeli var Paşa'nın. Fakat Türkiye'de bildiğimizin aksine, orada Kavalalı Mehmet Ali Paşa Türk değil, Mısırlı. Konağın girişinde de Yunanistan bayrağı ile Mısır bayrağı karşılıklı asılı duruyor. Bahçede ise bol yeşillik ve güzel palmiyeler bulunuyor.





Üstteki fotoğraf Kavalalı Mehmet Ali Paşa Konağı'nın girişinden bir kare... Yalnızca ben gittiğimde mi oradaydı bilemiyorum; fakat konağın yanındaki Kavalalı heykelinin önünde keman çalan bir hanımefendi de, bu güzel şehre ayrı bir hoşluk katıyordu.



*
Şehir merkezi, birçok kafe ve restorant deniz kıyısında, Kavala Limanı'nın karşısındaki kıyı şeridinde bulunuyor. Neşeli ve oldukça geniş bir topluluk kafelerde, çoğunlukla, meşhur Frappe'den içerek geç saatlere kadar sohbet ediyor. Sahil oldukça hareketli; aynı zamanda denizin huzurunu da taşıyor. Dik yokuşlarla çıkılan şehrin üst taraflarına nazaran, daha yeni yapılar barındırıyor sahil kısmı. Tepede ise birçok eski bina, yılların üstlerine sindirdiği sıcak bir ağırlıkla, yoldan geçen misafirleri ağırlıyor.



Şehrin üst kısımlarına çıkan taş yokuşlar, yukarıdan görülen eşsiz manzara ve sahildeki hareketlilik, Kavala'yı bir çırpıda tanımlayabileceğimiz tabirler.. Kıyıda bir de Kavala Limanı bulunuyor. Limanın karşısındaki büfede ise gazeteden, Tsipouro'ya (Yunanistan'ın en ünlü içeceği Ouzo olarak biliniyor; fakat Tsipouro da oldukça sık tüketilen içkilerden.) kadar geniş bir ürün yelpazesi mevcut. Selanik Gezi Yazıları'mda değindiğim gibi, özellikle haftasonları, açık bir market vb. bulmanız neredeyse imkansız olduğu için, bu ufak büfeler de oldukça iyi çalışıyor. Bu arada, Yunanistan orijinli meşhur içecek Frappe de, kafelerin en sık tüketilen içeceği. Soğuk Nescafe diyebiliriz Frappe için. Ben, Nescafe sevmeyen biri olarak Frappe'yi de çok sevmiyorum. Fakat bol buzlu ve sütlü bir Frappe, yaz ayları için oldukça iyi bir tercih oluyor.



Şehir krokisi.



Kavala Limanı



Tepeye çıkan taş kaldırımlardan Kavala sahili.



Sahilin tam karşısındaki sokak, bir kilise, direkteki bir konser ve "kiralık" (Ενοικιάζεται) ilanı.





Sokak büfelerinden bulabileceğiniz ufak bir Tsipouro.


Kavala'ya dair değinmem gereken bir diğer nokta ise, elbette, deniz ürünleri. Kavala'daki restoranta bir tavsiye üzerine gittim ve yediğim kalamarın lezzetini kuşaktan kuşağa anlatacağımı sanıyorum. İşin enteresanı, bugüne dek yediklerime benzemiyor olmalarıydı. Herhangi, bilmediğim bir deniz canlısı olduğunu söyleseler, inanın anlamazdım. O kadar farklı ve  lezzetliydi ki, yalnızca deniz ürünleri için bile bu güzel şehre gidebilirsiniz.



Şehrin üst kısımlarındaki Kavalalı Konağı yakınında ve sahil kısmında, birçok hediyelik eşya dükkanı bulunuyor. Magnetler, kartpostallar, Kavala ve Yunanistan t-shirtleri, şapkalar, biblolar... Selanik'te olduğu gibi, Kavala'da da, insanlar çok sıcak ve sohbetsever. Özellikle Türkiye'den geldiğinizi öğrendiklerinde, sohbet boyunca yüzlerinden eksilmeyen bir gülümseme eşliğinde bir sürü soru soruyorlar size. Şehrin üst kısmındaki hediyelik eşya dükkanlarında ise bir durum beni çok şaşırtmıştı. Üst tarafta bakındığım hediyelik eşya dükkanlarının çoğunda insanlar Türkçe biliyordu çat pat. İlk şoku yürürken yaşamıştım, yaşlı bir teyze, Türkçe olarak "Komşu, pazarlık var!" diye bağırıyordu geçen turistlere.. Bir diğer dükkanda da genç bir kadın, Helenik desenli poşetleri göstererek "Güzel poşet e?" diyor, İstanbul'dan gelenlere özel indirim yaptıklarını anlatıyordu. 

Aşağıda, Kavala magnetlerini, Ethos Gazetesi'ni ve bir televizyon dergisi içindeki "Muhteşem Yüzyıl ve Sıla" dizilerine dair haberleri göreceksiniz. Ayrıca Kavala'nın bir diğer meşhur ürünü olan ve özellikle Kavala çıkışındaki bir tesiste her çeşidini bulabileceğiniz "Kavala Kurabiyesi"ni göreceksiniz. Daha doğrusu, Kavala Kurabiyesi kutusunu. Çünkü fotoğrafı düşünemeden ev halkı tarafından tüketildi; 29 harfe sığmayan bir tadı var, mutlaka tavsiyemdir. :)






Bugün Yunanistan'da Muhteşem Yüzyıl da yayınlanıyor. Yabancı Damat ile başlayan furya Dudaktan Kalbe, Sıla, Adalı, Asi gibi birçok Türk dizisi ile devam ediyor. Türkiye'de yıllar önce sonlanmış olan bu diziler, orada her akşam yayınlanıyor ve halkın bir kısmı bu durumdan "bıkmış" halde. Biri biten Türk dizilerinin, vakit kaybetmeden bir diğeri yayına giriyor. Halkın diğer kısmı ise bu durumdan çok memnun ve altyazı ile verilen dizileri severek takip ediyor. Ülkede, özellikle Kıvanç Tatlıtuğ ve Kenan İmirzalıoğlu'nun namı büyük. Elbette bu isimler ile tanınmıyorlar: Behlül ve Ezel.

Aşağıda, Kavala'daki bir kiliseyi görüyorsunuz. Daha önceki bazı yazılarımda değindiğim gibi, Yunan bayrağının yanındaki sarı bayrak Bizans Bayrağı'dır. Yunanistan'daki kiliselerin girişinde bu bayrağın bulunması, o kilisenin "İstanbul Rum Patrikhanesi'ne bağlıyız." deyişini simgeler.


*
Yunanistan'ın en güzel şehirlerinden biri, deniz ve huzur kenti Kavala, ilk bakışta bunları sunuyor bizlere... Lezzetli deniz ürünleri, sıcakkanlı insanları, masmavi denizi ve tarihi-modern yapısı ile, özellikle yaz aylarında gidilmeye, yaşanmaya değer bir şehir. Dilerim bir nebze olsun gözünüzde canlanabilmiştir İpsala Sınırı'nı geçtikten sonra, yalnıza 195 km uzaklıkta olan bu güzel kent... Arda kalan birkaç fotoğraf ile nokta koyalım, sevgiyle...








*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder