27 Mart 2017 Pazartesi

Hollanda: Orman, Kuzular, Bitkiler...

Birkaç gündür Hollanda'da çok güzel bir hava var. Uzun süredir böyle "ısıtan güneşe" hasret kalmıştık, bu hafta sonu pek iyi geldi o yüzden. Çok önceki bir postta yazdığım gibi, "güneşli Hollanda eşittir cennet" oluyor. Zira yıllar yılı İstanbul'da özlemini çektiğim doğaya pek yakışıyor güneş buralarda.

Bütün kış hayalini kurduk, bahar gelince hafta sonu yemekleri dışarıda yeriz artık diye. "Dışarıda yeriz" derken; ormanlarda, parklarda, göl kenarlarında... Önce bir şeyler hazırladık, sonra atladık arabaya, güzel bir köşe aramaya başladık...


Ve burayı bulduk. Allah verdi iki göz oldu böylece, zira masa çok iyi geldi. Öyle ıssız, insanların hücum etmediği bir köşe bulduk kendimize. İki yanımızda koyunlar, seke seke "çocuk" olduklarını belli edercesine koşturan kuzular...


Bir şeyler atıştırıp ormanda yürüyüşe çıktık sonra. Burada özellikle benim alışkın olduğumdan farklı bir doğa olduğu için şahsıma pek "şaşırtıcı" şeyler görüyorum gezindikçe. Burada devrilen nemli ağacın yanında can bulmuş mantarlar var...


Gerçek renkleri olduğuna inanmanın zor olduğu parıl parıl yeşil ağaçlar...


Ve sanırım en güzeli, ani bir hışırtıyla ton ton koşup kaçan bir yabani tavşan... Hollanda sanırım birçok hayvanları bizzat kendi doğasında gördüğüm ilk yer. Geçenlerde trenle giderken önünden geçtiğimiz ormanda bebek bir geyik gördüm mesela, mükemmel bir şey değil mi? Bir defa gece geçerken ay Allah affetsin aşırı çirkin bir yaban domuzu görmüştüm; sincaplar, ördekler, kuğular zaten "normal" buralarda. Bir de tertemiz olmuyorlar mı, resim gibi.


Bir şeyler yediğimiz yerin karşısında koyunlar, kuzular vardı. Hayallerimden biridir beyaz bir kuzuya şöööyle bir sarılmak bebek gibi, ama bir türlü denk gelmedi. Buradaki kuzular bize yanaşınca kalktım koştum belki yakınıma getirebilirim diye, tel var zira ve sahipleri bu evlerde - gözleri de dışarıda tabii.



Sonra bu tarafa yöneldi arkadaşlar, kuzular da pıtı pıtı etrafında annelerinin. 




 Tam afacan çocuklar yahu, insan hayvan fark etmiyor. Onlar deli deli koştukça biz güldük, garip bir "öze dönme" hissi.


Bu arada ormanda bulunduğumuz, yürüdüğümüz, vakit geçirdiğimiz her an atalarımızdan kalan ilkel hislerle beynimizin farklı çalıştığını okumuştum geçenlerde. Gerçekten insan ruhunu ekspres temizliyor yoğun doğa.


Bakıyorsun; her şey mucize, her şey "sanat" dolu, aklın sınırlarını aşar derecede güzeller...


Ve son olarak, bu sıcacık renkli güzel çiçekler...


 

Hemen her şeyin ilacı doğada; mümkün olduğunca teslim olmalı.

1 yorum:

  1. Çok güzel bir yermiş. İnsanın doğada ruhunu temizlediğine katılıyorum. Düzenli olarak doğaya karışıp şehirli huylarımızı bir süreliğine bırakmamız gerekiyor.

    YanıtlaSil