17 Ekim 2012 Çarşamba

Selanik'te Hayat 2

Ülkede baş gösteren kriz bir yana; sokaklar, daimi eğlenceleriyle ünlü Yunan gençler ile dolu, saat - mekan farketmeden... Bol kahkaha ve eğlence seslerinin yükseldiği ferah sokaklar, kendinizi iyi hissetmeniz için başlı başına bir sebep; hele ki akşam vakti denizden gelen yumuşak esintiyi hissediyorsanız…

Toplum, genel anlamda neşeli, yüksek sesle ve heyecanla konuşan, samimi bir mizaca sahip. Ayrıca neredeyse tüm esnaf, az da olsa Türkçe'den kelimelere aşina. Türkiye'den geldiğinizi anladıklarında da, mizaçları daha da güzelleşiyor ve ayrı bir ilgi ve merakla karşılaşıyorsunuz.











Aristotelus Klasikleri


Aristotelus Meydanı'nın en önemli klasiklerinden biri, meydanın yakınındaki Beyaz Kule'nin hemen arkasında kalan Megas Aleksandros; yani Büyük İskender Heykeli. Aleksandros, Yunanlar için oldukça önemli bir isim olduğu gibi; Selanik için de öyle. Çünkü Selanik kelimesinin Yunancası olan "Thessaloniki" isminin şehre verilmesinin sebebi; Thessaloniki'nin, aynı zamanda Megas Aleksandros'un güzel kız kardeşinin ismi olması. Tüm bu sebeplerden dolayı, şaha kalkmış atı üzerinde şehrin üstüne düşen silüetiyle Megas Aleksandros, şehrin en mühim simgelerinden. 









Aleksandros'a değinip Makedonya mevzusuna değinmemek olmaz, şöyle ki; Yunanistan'da "Makendonya" demek, Yunanistan'ın kuzey kesimleri olan Makedonya Bölgesi demektir. Ülke olarak Makedonya ismi kullanılmaz; çünkü yıllardan beri süren gelen "Megas Aleksandros aslında kimin? Yunan mı, Makedon mu?" tartışmaları gerekçesiyle, Makedonya isimli ülke tanınmıyor; bu ülkenin adı "Skopje" olarak geçiyor. Dolayısıyla, Makedonya kelimesini kullandığınız takdirde, ülkenin kuzey bölümü anlaşılacaktır.

*

Şehrin bir diğer klasiği ise elbette meşhur dönerciler.


Aristotelus ve çevresinde birçok dönerci yer alıyor. Burada klasik olarak iki farklı döner göreceksiniz; daha büyük olan döner domuz etinden, yanındaki daha ufak olan ise dana etinden yapılma. Tavuk dönerine ise Selanik’te pek rastlanmıyor. Dönerinizi yuvarlak, yufka-lavaş arası bir ekmeğe koyup, koni şeklinde sararak, içerisine seçtiğiniz mezeleri koyuyorlar ve oldukça lezzetli bir yemek sizleri bekliyor. Ayrıca sokaklarda domuz ızgara yapan küçük karavanlar görmek de mümkün, özellikle hava karardıktan sonra neredeyse her köşe başında göreceğiniz, dar sokaklara mükemmel kokular yayan ızgaracılarda da karnınızı doyurabilirsiniz.






Döner mevzusu başlığı altında belirtmeliyim ki, döner-ayran ikilisi Selanik'te yerini döner-cola ikilisine bırakıyor. Dönercide "Ayran var mı?" soruma karşılık olarak, sevimli olduğu kadar alaycı da olan bir gülümsemeyle "malesef ve tabii ki yok." bakışları ardından hayır cevabı almıştım.

Bunun sebebi, Yunanistan'da ayranın oldukça Anadolusal bir "yaşlı içeceği" olarak görülmesi. Yine bir çok markette ayran (ariyani) bulunuyor; fakat Türkiye'de "kefir"in gördüğü muameleyi görüyor desem doğru olur.


Aristotelus Meydanı'ndaki Aristotelis Heykeli de, adı üzerinde, meydanın önemli klasiklerinden ve fotoğraf objelerinden biri olarak yerini almış durumda.


Yunanistan Enteresanlıkları & Notları


Kültür, müzik, yaşayış, mutfak derken sayısız alanda benzerlik gösterdiğimiz bu naif ülkede aklıma kaydolan birkaç farklılık ile nokta koymak istiyorum. Buyrun maddeler eşliğinde;


* Yalnızca Selanik’te değil; tüm Yunanistan ‘da, yol kenarlarında küçük kilisecikler göreceksiniz. Bunlar, zamanında orada kaza yaparak yaşamını yitirmiş olan kimselerin anısına, kişilerin aileleri tarafından oraya diktirilen küçük yapılar. Bu kiliseciklerin bir diğer özelliği ise, içlerine para konulması. Bu paranın amacı, o bölgede yolda kalan, aç olan vb. yardıma ihtiyaç duyan kimselere yardım etme gayesi.


* Beni en çok şaşırtan sahnelerden biri, büyük çöp kamyonları arkasında asılarak giden, sokak sokak gezerek konteynır boşaltan görevlilerin kadın olmasıydı.


* Açık dükkan bulmanın zorluğu ayrı bir mevzu; siesta kavramına doyacaksınız.


* Selanik orjinli, meşhur Frappe'nin güzelliği ile mutlaka tanışmak lazım.


* Halkın çoğunun Türkçe'ye dair bir şeyler biliyor olması. Özellikle turistik yerlerde Türkçe olarak "Komşu! Pazarlık var!" diye bağıran yaşlı Yunan teyzelerin varlığı.


* Kilise kapılarına asılmış Yunan bayraklarının yanlarında, "İstanbul - Rum Patrikhanesi'ne bağlıyız." anlamı taşıyan Bizans bayraklarının da yer alması.


*Halk otobüslerinin içerisinde bilet alma makinesi olması ve biletinizin barkodunu makineye okutup geri alıyor olmanız.



*Simitlerin daha açık renkli, ince ve geniş olması.





*Yakın coğrafyalar olmamıza rağmen; zeytin, zeytinyağı ve deniz ürünlerindeki eşsiz lezzet.


*

Tüm Yunanistan, bir İstanbul nüfusuna denk de olsa; içerisinde daha keşfedilecek çok şeyi barındıran, bitmeyen bir şehir Selanik. İstanbul'dan otobüsle ortalama on saat içerisinde varabileceğiniz, yabancılık çekmenizin mümkün olmadığı, dinlendiren, hayal kurduran bir şehir.


Gidilmesi, görülmesi, yaşanması dileğiyle...




5 yorum:

  1. Pazar günü selanik'e gitmek için kötü bir seçenek mi acaba?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilhassa doğanın, sahilin-kordonun tadını çıkarmak için iyi bir seçim olur; fakat dediğim gibi özellikle pazar günü birçok yer kapalı oluyor. Yine de mutlu döneceğinize eminim. :)

      Sil
  2. güzel anlatmışsınız. benim yunancam oldukça iyidir ama zorlanırsam ingilizce'ye sarılabilir miyim? bir diğer konu, yanımda kaç litre ouzo getirebilirim (evet ipsala'dan otobüsle çıkış-giriş yapacağım)? ευχαριστώ πολύ!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar, genellikle İngilizce ile anlaşabilirsiniz; fakat elbette nerede olduğunuz bağlı. Şehir merkezinde misiniz, yoksa bir köydeki tavernada mı... Durumun Türkiye'den bir tık daha iyi olduğunu söylemek mümkün yine de. Ouzo sorunuz için net bir cevap veremeyeceğim maalesef, sadece misal ben bir litrelik alkol aldım ve pasaport vesaire sormadılar, zaten genelde pasaportunuz poliste oluyor siz Free Shop'tayken. Yunanca'nız yeterliyse GR Free Shop'una ulaşıp öğrenmek en sağlıklısı, olmadı Türk tarafı da bilecektir tahminim... Parakalw, den ekana tipota... Geia!

      Sil
    2. Merhabalar, genellikle İngilizce ile anlaşabilirsiniz; fakat elbette nerede olduğunuz bağlı. Şehir merkezinde misiniz, yoksa bir köydeki tavernada mı... Durumun Türkiye'den bir tık daha iyi olduğunu söylemek mümkün yine de. Ouzo sorunuz için net bir cevap veremeyeceğim maalesef, sadece misal ben bir litrelik alkol aldım ve pasaport vesaire sormadılar, zaten genelde pasaportunuz poliste oluyor siz Free Shop'tayken. Yunanca'nız yeterliyse GR Free Shop'una ulaşıp öğrenmek en sağlıklısı, olmadı Türk tarafı da bilecektir tahminim... Parakalw, den ekana tipota... Geia!

      Sil