20 Ocak 2016 Çarşamba

"Seni iyi tanıyorum..."

Nasıl anlatsam, hem kafamıza işlenmiş kodlar - hem de insani doğamızdan dolayı sevdiğimiz bir şey var: "Film gibi" anlar yaşamak. 

Kimilerine hayattan armağan gibi gelir bu anlar, kimileri zorlar. -Mış gibi yaparak işte... Ne demek bu, misal bir an olur, öyle bir cevap verir ki kişi, tek sebebi "Böyle desem ne süper olur ama!" hissidir. Hissetmeden konuşur, davranır yani; sırf "film gibi bir an" olsun diye. Bunu hemen hepimiz yapıyoruz esasen ama, herkes farkında olmuyor işte. Farkında olmayıp 'masumuz sanmaya' devam etsek pek güzel olurdu ya, o başka günün konusu.

İşte bu "film gibi anların" en meşhurlarından biri gözlemlerime göre, karşınızdaki insanın size o etkileyici gerzek ses tonu çabasıyla "Bak, seni iyi tanıyorum..." dediği anlar. Hayatımda duyduğum en trajikomik cümlelerden biri bu. Hani böyle, "Nah tanıyorsun sen!" diyerek kahkaha atmak geliyor içimden. 

Ben beni tanıyamamışken çocuğum, hele ki dış kapının mandalıysan, bu cümleyi senden duymak bana çok komik geliyor. Komik ama, ekşi de bir tat veriyor hani, oldukça sinir bozucu buluyorum. O yüzden film gibi anlara susamış da olsanız, böyle kolay 'sallamayınız' bazı lafları sayın insanoğlu. Yunanca'da bir deyiş der ki: Fazla laf fakirliktir. Bir de bunun "hissedilmeden söyleneni", siz düşünün artık nedir.

Son zamanlarda öğrendiğim, anladığım, emin olduğum en önemli şeylerden biri herkesin -istisnasız- aciz birer insancık olduğu, yine herkesin -aslında- oldukça yalnız olduğu ve kendini -bir türlü- anlayamadığı. Yapmayın yani, o gözleri kısıp - sesi do'ya ayarlayıp oynanan "Seni iyi tanıyorum..." tiyatrosu insanoğlu için fazla iddialı. Bunun yerine gidip önce kendinizi tanımaya gayret edin, oldukça uzun bir yol zira; yaşadığı süre içinde varanı az.

Bunun bir diğer versiyonu da "Bak, beni tanıyorsun..." diyen ırk. Genelde böyle bir çıkış aldığımda, "Yoo, nereden tanıyayım seni ben." oluyor cevabım. Ben kendimi tanımıyorum, seni nasıl tanıyayım çocuğum? Bence birini "tanımak", her insanın içinde gizlenen karanlık yanı derinlemesine bilmekten geçiyor ki, ne mümkün - ne tavsiye edilir... 

Biraz sakin olsak ya biz?

*


2 yorum:

  1. Merhaba Melis, yazılarını yeni keşfettim, çoğunun altına direk imzamı atarım öyle diyeyim sana. Bu da onlardan biri ve en güzeli ne biliyor musun? Bu film gibi anlar mevzusu benim hissettiğim bir şeydi ama daha önce sadece hissetmiştim ve betimlenebilir bişey olduğunu hiç farketmemişim. Bana bu duyguyu yaşattığın için teşekkürler. Dilerim daha sık yazarsın, her gün bakıyorum yeni bişey var mı diye. ^^ Eline sağlık!!

    YanıtlaSil